İnsan en çok neye özlem duyar bilir misiniz?
Bir yere değil…
Bir hâle.
Yorulmadığı,
kırılmadığı,
kendini saklamak zorunda kalmadığı bir hâle…
Ve o hâlin adı şudur:
Anne.
Anne…
Dünyaya geldiğin ilk an,
seni kucağına alan değil sadece;
seni hayatın bütün sertliğine karşı
yumuşatan tek gerçektir.
Sen büyüdükçe dünya değişir.
İnsanlar değişir.
Sözler ağırlaşır.
Yükler artar.
Ama bir şey hiç değişmez:
Bir annenin,
sana bakarken içinden geçen o tarifsiz merhamet…
Bir anne…
Senin en güzel hâline değil,
en kırık hâline âşıktır.
Herkes seni güçlü görmek isterken,
o senin en zayıf anını saklar kalbinde.
Herkes başarılarını alkışlarken,
o senin düşüşlerine sessizce ağlar.
Ve bilmezsin…
Bilmezsin kaç gece uykusunu böldüğünü,
kaç duayı adınla başlattığını,
kaç korkuyu içine gömdüğünü…
Çünkü anne,
acılarını göstermez.
Sadece sevgisini büyütür.
Bir gün…
Hiçbir şey yolunda gitmez.
Herkes gider.
Her kapı kapanır.
İşte o an,
insanın içinden tek bir cümle geçer:
“Anneme gitsem…”
Çünkü bilirsin…
Dünya seni kırabilir,
ama annen seni toplar.
Ve bazen…
O kapı artık yoktur.
İşte o zaman anlarsın:
Bir annenin varlığı,
dünyadaki en büyük nimettir.
Ve yokluğu…
Hiçbir şeyle doldurulamayan bir boşluk.
Bugün Anneler Günü…
Bir gün değil bu.
Bir ömrün hakkını teslim etmeye yetmeyecek kadar kısa bir gün.
Ama yine de…
Geç kalmamak için bir fırsat.
Eğer hâlâ hayattaysa annen…
Onu sadece sevme,
ona bunu hissettir.
Sarıl…
Ama biraz daha uzun sarıl.
Konuş…
Ama bu kez kalbinden konuş.
Ve gözlerinin içine bakıp şunu söyle:
“Ben ne olursam olayım, senin emeğinsin.”
Çünkü gerçekten öylesin.
Ve eğer annen artık yanında değilse…
Bil ki o,
senin attığın her adımda,
verdiğin her kararda,
kalbinin en sessiz yerinde yaşamaya devam ediyor.
Anne…
Geçip giden bir zaman değil.
İçinde taşımaya devam ettiğin bir ömürdür.
Unutma…
Herkes büyür.
Herkes yaşlanır.
Herkes bir gün yalnız kalır.
Ama kimse…
Bir annenin kalbinde olduğu kadar
güvende olamaz.
Bugün…
Geç kalma.
Çünkü bazı sevgiler vardır…
Söylenmediğinde değil,
geciktiğinde eksik kalır.














