Berekettir halbuki,
Yenilenmedir,
Örtünmedir,
Temizlenmedir,
Başlangıçtır,
Huzurun adıdır…
Yağan yağmur mudur insanı ısıtan?
Yoksa,
İçine attığın gözyaşlarını
Teninde hissetmesi midir
İçi dışı bir oldu misali.
Ümitlerim,
Hayallerim,
Kırgınlıklarım,
Yıkıntılarım,
Yıkıklarım…
İçimdeki adı “gözyaşı.”
Dışımdaki “yağmur.”
Gökyüzü ağladığında
insan biraz daha
anlaşılmış hisseder.
Sanki bulutlar
kalbinin yükünü
omuzlamış gibidir.
Yağmur damlaları
yüzüne düştüğünde
kimse bilmez
hangisi gökyüzünün
hangisi kalbinindir.
Belki de bu yüzden
insan en çok
yağmurda yürür.
Çünkü yağmur
insanın gizli ağlayışını
örtmeyi bilir.
Her damla
yere düşerken
bir yük bırakır
toprağa.
Toprak susar,
gökyüzü konuşur,
insan ise
ikisi arasında
sessiz bir dua gibi
durur.
Yağmur sadece
gökyüzünden düşmez.
Bazen bir hatıradan düşer.
Bazen bir özlemden.
Bazen de
yıllardır içimizde
söylenmemiş
bir cümlenin
ağırlığından.
Ama yağmurun
güzel bir tarafı vardır:
Ne kadar yağarsa yağsın
sonunda
hava temizlenir.
Gökyüzü açılır.
Işık geri gelir.
Toprak nefes alır.
İnsan da öyle değil mi?
Bazen içimizde
fırtınalar kopar.
Bazen kalbimiz
paramparça olur.
Ama bir gün
yağmur diner.
Ve insan anlar ki
gözyaşı
sadece bir acı değilmiş.
Bazen
yeniden doğmanın
ilk damlasıymış.
Çünkü bazı yağmurlar
ıslatmaz sadece…
İnsanı
yeniden
yeşertir.






















