Hatırlayabildiğin en küçük yaştaki halini hayal et…
O yaştaki duruşuna git.
O küçük kız çocuğunun/erkek çocuğunun önünde,
Dizlerinin üzerine çök.
Gözlerini gözlerine odaklan.
O duruşunda, bakışında, yaşında,
Neler hissettiklerini düşün.
Gözlerine bak…
Bakabiliyor musun?
Gerçekten ruhunla bakabiliyor musun?
O küçücük çocuğun,
Hayallerini, isteklerini, hayattan beklentilerini,
Görüyor musun?
Gerçekten bakabiliyor musun?
Şu anki sen olarak,
O küçük çocuğun bakışındaki güzelliklere,
Ne kadar sahip çıktın?
Ne kadarını gerçekleştirdin?
Ne kadarında nerelerinde tökezledin?
Nelerden vazgeçtin?
Neleri hayatına dahil etmek zorunda kaldın?
Vazgeçtiklerin vazgeçtiğine değdi mi?
En önemlisi,
Mutluluğu sonuna kadar hak eden
O minik çocuk,
Gerçekten mutlu mu şimdi?
Değilse,
O bunu hak ediyor mu?
Yoksa gözlerinin rengini de mi değiştirdin?
Onun tüm masumiyetini yok edercesine…
Seni bu hayatta asla yalnız bırakmayacak olan,
O kız çocuğunu/erkek çocuğunu,
Mutlu edebildin mi?
Edebildiğin sürece seninle olacak.
Aksi halde,
Yok etmeye çalışılanların bir gün artık mecali kalmadığında,
Terk ettiği gibi, terk edecek o da.
Kalakalacaksın,
Değişime ayak uydurma,
Başkalarına benzemeye çalışanların,
Ödülü olarak bir başına.
Şöyle dönüp baktığında,
Gözlerine samimi bakabiliyor musun?
Sen misin?
Değil misin?
Ne kadar sen,
Ne kadar senden gidenden geriye kalansın?
Gözlerine
bak…
Var mı cesaretin?
Samimi, sakince, yürekten…





















