Yazar Portal | Turkiye'nin Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Gözlerinizi On Dakika Kapatın!


01 Şubat 2008 01:05

Yorum Yapılmamış

Gözleri kapatıp Abdullah ibn’i Ummi Mektum’u anlayabilmek.

Abdullah ibn’i Ummi Mektum. Peygamber efendimizin kendisine “gel ey ALLAH’ın zatında beni azarladığı adam” diye hitap ettiği ve İslam toplumları içinde özürlü tasavvurunda ellerimizden tutan bir şahsiyet. Fiziksel engelin aslında engel olmadığı ve yaşamın orta eksenine koyulmaması gerektiğini bize hatırlatır Abdullah ibn’i Ummi Mektum.

Yasin süresi 9. ayette geçen “baksalar da görmezler” derinliğinin ve hadisi şerifte geçen “gözü kör olan değil, basireti kör olan kördür” nasihatinin yeryüzünde gezen binlerce delilinden biri Abdullah İbn’i Ummi Mektum. Sekuler Frenk medeniyetinin bir zamanlar zorda kalarak kapitalizmin kucağına atlayan İslami yaşayış tarzına sokuşturduğu özürlü = yük eşitlemesinden çok yükü omuzlarına alan bir özürlü tasavvuru çiziyor oysa ki medeniyetimiz. Öyle ki iki kere peygamber efendimizin yerine idari vekillik yaparak o dönemdeki İslam topluluğunun tüm sorumluluğunu üstüne alan ve hatta bir savaşta da İslam sancağını en önde giderek taşıma başarısını gösteren bir insana özürlü demenin, yeryüzünde tüm şimşekleri üzerine çekerek paratonerlik yapan bu insanlara hakaret etme cur’eti olduğu kanısı kesinlikle yanlış bir kanı değildir.

Anmaları ve aşkları ne yazık ki sadece bir güne hapseden medeniyet tek dişlisinin görme engellilere(!) armağan ettiği bir hafta bu hafta.  Yeryüzünde yaşayan 8 milyar insanın gözünün önünde yapılan insanlık suçlarının yani ırak’ın yani Filistin’in yani Afganistan’ın ölümüne seyirci kalan bu milyarlarca  kör insana hangi günü armağan etmek lazım oda tartışmaya açık konular arasında. Öküzün tirene bakması gibi yer yüzüne  bakan ve sözde gören zihniyetin fiziksel bulanıklığı özürlülüğün ötesinde bir olay. Zahir’i görme ile Batın’ı görme arasındaki farkı ayırt edememe insan varlığını tehdit ederek saf saf ilerliyor önümüzde. İbretlik dünya hayatının gerçeklerini  görmeyerek görmek istediğimiz şeyleri görmek sona yaklaşmak ne yazık ki. Güzel kadın veya yakışıklı erkek ,bol para, lüks otomobil ve son model hayat gibi meta dünyasını görmek.

Özrü kabul  etmeyerek  beş vakti ayna karşısında geçiren ve hatta  ins olma alametlerinin hiç birini kendinde barındırmayarak özürlülerin imha  edilip sperm bankaları ve çiftlikleri  kurup özürsüzlüğe ulaşmaya çalışan zihin müsvetteleri bir hafta vermişler bu insanlara dalga  geçercesine. Ateşin düştüğü yeri yaktığını unutup gözlerini kapatarak “ay ne kadar kötü” sözleriyle kendini  kandırmakla  olmuyor  bu  işler. Yılın 358 günü kolonların verdiği coşkuyla o bar benim  bu bar senin gezen akşamları 5 çayına mutakip konken oynayanların bir haftasını bu insanlara ayırıp onların dertleriyle dertlenmelerine çoktandır tok bu  aç karın.

Aslında tam bu zaman  dilimi  içinde özürlü  tasavvurunun  yeniden çizilmesi  ve yeni bir yasa  ile de etrafının  süslenmesi lazım. Geçenlerde bana  anlatılan  ve  fazlaca  hayret etmediğim  bir olay  çıkarılaçak  olan yasanın  taslağının  elde  edilmesinde  deyme  hukuk  proflarına  taş çıkarıyor. Takriben  30 yaşlarında bir insan görme engelli ve  hafız. Dışarıdan eve geldiğinde eve giren hırsızı kıskıvrak yakalamış. İşin komik tarafı  hırsız gözlüklü imiş yani argo bir terimle 4 (yazıyla: dört) gözlü. Şimdi vicdan mahkemesini ki eğer, kapitalizmin kölesi etmemiş isek, kurarak kime  özürlü  diyeceğimizi seçelim.

38 yıldan bu yana üniversite kapılarına süt dökmüş  kedi misali  bakan baş örtülü  insanların eğitim ve özgürlük  hakkını  elinden  almayı  yegane  görev bilmiş insanlar mı kör yoksa  Abdullah ibn’i Ummi Mektum mu. 100 senden  beri   sanal irtica korkularıyla insanımızı hak  ettiği yerden mahrum bırakan ve Türkiye’yi hiçbir  zaman ulaşamayacagı muasır  medeniyetler  seviyesinden adım adım iyice  uzaklaştıran zihniyet mi  kör yoksa hz YAKUB mu. Yırtık çorabı ve  ikinci  el  önlüğüyle  devlet  okuluna  gidip adam olmak(!) için uğraşan yerine babasının maaşıyla öğrencisinin  beyin kapasitesini ve insanlık değerini ölçen öğretmen mi kör yoksa insana insan olduğu için değer  veren Metin Şentürk mü. Medeniyet  beşiği olarak standartlaştırdığımız insanlık timsali olarak tanınan ve  her  sene  köpek mamasına 40 (yazıyla:kırk) milyar € harcayarak susuz Afrika’nın  su problemini çözmek için 8 (yazıyla:sekiz) milyar € harcamayan Avrupa medeniyeti mi kör yoksa çocuklarını dünyaya getirmek pahasına görme yeteneğini kaybeden komşumuz Bahar teyze mi.

Yukarıda  belirtilen özellikler  çerçevesinde  çıkarılan özürlü yasasını dört gözle  bekliyorum. TBMM’ye  açık mektuptur. Hem öyle bir hafta gibi  sıkıştırılmış bir zaman dilimi içerisine de  hapsetmeyelim onları , doyasıya gülüp  eğlensinler yeryüzünde.

Son olarak bizim bu çerçevede yapacağımız tek şeyi söylemek istiyorum. Yılın 7 gününü bu insanlara armağan edip gözlerimizi kapatarak anlamaya çalışmak yerine yılın 365 gününü bu insanlara adayarak ve  armağan  ederek Abdullah ibn’i Ummi Mektum ve arkadaşları olmak. Bu iş gözleri kapalı İstanbul’u  dinlemeye benzemiyor. Bismillah deyip şimdiden başlamak lazım.

Saygılarımla

Okunma Sayısı: 67
Etiketler: , ,

Yazarın Diğer Yazıları

Bir Kavram; Bir Devrim. Bereket…!

Başlıkta kullanılan deyim Yahudi sosyal hayatında içselleştirilen bir çıkarımdır. İçi boşaltılmayarak özüne sadık kalınan  kavramsal...

Atı Alan Çanakkale’yi Geçti

(Çanakkale ruhsuzluğunun neresindeyiz) “bir asker için mutluluk veren bir şey varsa, Türklerle omuz omuza savaşmaktır...

Bir (1) in İhtişamı

Hayatım boyunca anlamadığım iki şey  olmuştur. Bunlardan  birisi ünlü Türk bilgini ve  alim Harezmi’nin icadı...

Dipsizliğin Dibini Bulmak Mümkün mü?

Zaman ve mekan kavramlarının orta yerinde eğreti duran insan denen varlık gün geçtikçe edepsizlik denilen...

Bir Ben Yok Oluyor Benin İçinde!

Nerden başlasam diye düşündüm o kadar zaman İsrail hakkındaki bu yazım için. O kadar çok...

Yorum Yazın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

Yukarı