TANSİYON ALETİ
Taksiye el kaldırdı. “Karatepe mahallesi,” dedi.
Taksici, akşam karanlığın bastırdı, gidemem, dedi.
İkinci taksiye de el salladı. Acelesi olduğu belliydi. Taksici pencereyi açtı ve nereye, dedi.
“Karatepe mahallesi,” dedi. Taksici atla, dedi. Doktor bindi ve “iyi akşamlar,” dedi.
Karatepe, Kasabanın uzak mahallesiydi. Yüksek tansiyonlu hastayı kontrol edeceğim, dedi. Taksici “yüksek tansiyon, kötü, vurduğunda, götürür alim Allah,” dedi.
Taksiciye, hastayı kontrol edeceğim, on dakika beklerseniz beraber döneriz, dedi.
Taksici teklifi kabul etti.
Doktor, iyi oldum diyerek, bahçeye inmeye çalışıyor ve düşüyor. Hasta kalçasını kırıyor, hastanede ameliyat oluyor. İki aydır yürüme problemini halledemiyorlar.
Yürüyemediği için kilo alıyor ve yeni problemler başlıyor. Onun için uğruyorum, diyor.
Evin önünde bir grup insan doktoru karşılıyor. Mahallede evler iki katlı ve bahçeli. Düzenli bir mahalle. Muhtar çalışkan ve sempatik bir insan. Ayak üstü biraz sohbet ediyorlar.
Tansiyon aletiyle hastanın yanına varıyor. Ölçümlerini kontrol ediyor. Tansiyon ve şekere bakıyor. Her ikisi de birbiriyle yarışıyor. Dikkat edeceksin, yeme denileni yemeyeceksin. Gerekli bilgileri veriyor, beden ve ruh yapısının hassasiyetini konu ediyor.
İnsan psikolojisini iyi tutmalı, yediğine dikkat etmeli bunlar kendi elinde. Kan değerlerin değişir, moralin bozulmayacak. Kendini dinlemeyeceksin, diyor.
Doktor, ev halkına da bir çift sözüm var. Misafirin hastalıklarla ilgili atıp tutmasına izin vermeyeceksiniz. Sizler susun, ama o da konuşmasın. Hastaya hastalıkla ilgili yorum yapmıyorsunuz. Tansiyon yüksek alçak, atıp tutmayın. İlacını normal zamanında alsın, dedi.
Hastanın psikolojisine etkiyen sözleri yutun, ağzınızda kalsın. Heyecan yapmayın.
Akşam kararmıştı. İyi akşamlar diyerek, taksiye gitti.
Taksici hastanız iyi mi? Diye sordu.
Doktor, iyi, zaman gerekli, düzelecek, dedi.
Taksici Kasabaya, dedi.
Hasan TANRIVERDİ















