Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Cumartesi, Ocak 31, 2026
  • Giriş Yap
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Anasayfa Yazarlar Ömer Sabri KURŞUN

Usta Bir Kalem Daha Sustu

Ömer Sabri KURŞUN Yazar Ömer Sabri KURŞUN
02 Ağustos 2020
Ömer Sabri KURŞUN
0
400
Paylaşma
5k
Görüntülenme
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Gün/aydın dostlarım…

Yasamak sevmektir diyorsan… Yaşama sevincini yitirme…
Kollarını aç… ________________ Benim adım SABAH… Sevgiye başlangıcım ben…

Usun hep aynı noktaya takılır kalırsa yaşamının son zamanlarında, düşünür durursun göçüp giden kalemleri ve dersin ne kaldı geriye yazdıklarından başka.
İşte usta bir kalem daha sustu. Tam bir emekçi gazeteci ve mutfak adamı olan Necdet Doğan’ın ölüm haberini duyunca dersin ne yazacaksın ki. İşte susuyor sonuçta kalemler. Bir kalem susar, yerini bir başka bir kalem alır…
Kaç gün daha hatırlanırsın kalemin sustuktan sonra… Kimin umurunda sen ne yazmışsın, ne kadar sayıda okunmuş, kim ne demiş, kaç kişi beğenmiş. Ne önemi var tüm bunların…

 

Unutulur gidersin üç günlük dünyada üç gün sonra. Bir gün bakarsın üstüne toprak atar giderler kalırsın yine yalnızlığınla… Hatta evinde bile anımsanmayasın her şeyin atılır ardından. Hem de önce ayakkabılarından başlarlar, sonra onca yazdıklarını, biriktirdiklerini…
Ve bunları düşününce dersin ne yazayım ki aklına gelmez hiçbir kelime, kalemle kâğıdı kavuşturamazsın. Sabah sabah o ezeli aşkılar ayrı düşer senin yüzünden…
Ve dersin dön bir bak ne yazmışsın geçmişte boş bırakma sen dostlarını. Derken hayat içinde ölüm, ölüm içinde yaşanan hayatı düşünürsün… Ve dersin ki eskilerden kalma ama çok da uzak değil bir yazı gelir geçmişten geçmiş hayatının içinden ve dersin ki işte:

“Hayat dediğin…”

Sabah 05.30 gibi uyandım ve hemen arındım gecenin ağırlığından… Bütün gece onun karanlığına bakıp bakıp düşünmek var ya karartmıştı benliğimi…
Güneşi düşündüm… Yoktu ama birazdan gelir dedim, ama yine de merakla sabah karanlığını delercesine kör gözlerle bakıyordum geleceği yöne. Yeni bir sabah, yeni bir hayat başlayacaktı yeniden tekrarlanan…
Hayatı düşündüm, hayatım geldi aklıma ama ne hayat monoton ve her sabah aynı.
Konuşma beyninle sus dedim dilime ama dilsiz değildir ki suskunluk, çok şey anlatır anlayana.
Kelimelerin anlatamadıklarını haykırır aslında. Bir kaçış değildir suskunluk, bir bakıştan çok daha fazlasıdır. Sessiz çığlıkların bir adım ötesidir. Hayata olan öfken, insanlara olan kırgınlığın ve daha nicesi saklıdır içinde sükûnetin. Rest çekmenin ”Asıl Halidir Anlayana!..”
“Dermansız derdim var” deme, dört tarafı duvarla çevrili bir odaya girebilmek için en az bir girişin olması gerekir…
Yolun sonuna geldiğini düşündüğün zaman yüz seksen derece dön, işte yolun başındasın… Her yolun sonu, geriye dönüldüğünde bir başlangıçtır” Hayat dediğin…”

 

Hayat, bir kaldırımın kenarında yürümek gibi bir şey… Hep dengede olmak durumunda insan… Ahireti ile dünyasını, kendisi ile çevresini, geleceği ile geçmişini, planları ile hayal kırıklıklarını, kızgınlığı ile sevincini, hayalleri ile mevcudunu ve daha pek çok şeyi her dâim gözetmesi gerekiyor. Tıpkı sırat köprüsünü bulunduğu zeminde yaşamak gibi bir duygu işte “Hayat dediğin…”

Hayat, biraz da arkada iz bırakabilme sevdasının adı olsa gerek. Ama “bir sedâ bırakma” işi, sanıldığından daha zor galiba. Çünkü niceleri geldiler ve ne işler gördüler; sonunda göçüp gittiler. Ama geride onlardan hiçbir iz kalmadı. Diğer taraftan, sesi yükselterek baskın çıkmaktansa, sözü yükselterek kabul görmenin daha erdemli bir tavır olduğunu ve hayatta sadece bunun mücadelesini vermenin gerektiğini herkes kabul edecektir. Ama insan nefsi, güzelliği sessizce ifade etmeyi, iş yapmayı, görünmeden değer katmayı bir türlü benimseyemiyor…

 

Sürekli bir görünürlük kazanma hırsı var onda. Her gün yeni maske takarak yepyeni bir mekânda olmayı istiyor.
İstiyor ki, herkes dünyada sadece kendisi/o varmış gibi davransın; o geçerken trafik dursun, tren onu beklesin, fırıncı ekmeğini o gelmeden çıkarmasın, herkes onu sürekli olarak taltîf etsin, zaman onun için aksın. Yapma be insan bu kadar tavan olmasın bencilliğin ve egoların…
Ama maalesef ki: Olmadı ve olmayacak. Bu olmamanın yıpranmışlığı ise hırçınlık şeklinde tezahür ediyor kimilerinde ve ses yükseliyor. Yani hayatın anlamının bir veçhesini teşkil eden “arkada iz bırakabilme sevdası,” sözün kalitesini yükseltme ve kelâm eyleme imkânı böylece ortadan kalkıyor; söz gürültüye karışmak suretiyle kelâm olamadan silinip gidiyor hafızadan, kâğıttan… Akılda kalanlar/sonsuz olanlar ise çığlık atarken dahî edebi elden bırakmayanlardır hayatı yaşarken…

Hayat dediğin ne ki! Bir adım ötende dahi neler olacağını bilmiyorsun.
‘Hayat dediğin bir bardak ÇAY…
İnsan ise sadece bir ŞEKER…
Karıştırdıkça hayattan tat aldığını sanırsın…
Oysaki hayatın seni erittiğini…
Çay bitince ‘ANLARSIN!..’

Eğer burayı ve öte dünyayı anlamlı kılamıyorsan, hayat bir oyundan ibaret!..
O zaman oyun oynama benimle hayat, çünkü ben senle oyun oynamıyorum…
Dinle beni yüreğim… Sadece ve sessizce dinle… ve selam et yüreğim… sevdaya aşka dair ne varsa hepsine selam et… İnsanlığa selam et…
Ey beni benden terk etmeyen yüreğim!..
Bir yalvarışla çıkmıştık yola biz ikimiz… Bir haykırışla… Umutlarımızı anlatmıştık susayan gönüllere… Biz sevdanın esiriydik yüreğim… Biz aşk askeriydik…
Şimdi bir köşede bükükse boynumuz… Ağlıyorsak hâlâ, incelmişsek yine toparlanma zamanı yüreğim…
bu yolda acının adını GÜL koyduk biz… Zehrin adını BAL koyduk biz…. İtseler de, herkesi DOST bildik biz… Bilelim yüreğim hep böyle bilelim biz.

 

Dertlere siper olma zamanı, gönüllerde sevda olma zamanı… yüreğim kışın bahar olma zamanı… hadi bir umut yine… Kalkalım ayağa… Hadi silelim gözyaşlarımızı… Kimse görmesin bilmesin ağladığımızı… dostumuz olan geceyi bekleyelim yüreğim… Ve de bizi yalnız bırakmayan yıldızlarımızı…
Onları dost seçtik biz kendimize… Çünkü hem çok uzaktırlar, hem de çok yakındırlar… Ve de ışıklarıyla geceyi ne güzel aydınlatırlar… Örtsün yüreğim gece bütün yaralarımızı… Saklasın bizim gözyaşlarımızı… Elimizi kaldırdık ya semaya biz… UNUTMA yüreğim biz istedik ÂŞIK olmayı RABBİMİZDEN… Biz istedik dertleri can-ı gönülden… Gelsin dedik… Sevginin fedakârlığı olacaktı elbet…
Ve biz fedakârca sevdik, karşılık beklemeden sevdik.
Yaradandan dolayı Yaratılanı sevdik…
Haydi dostlarım: Sevgi dolu, umut dolu hayatı sevin…

 

Anılmak gönül dağlarındaki gül kadar güzelse, unutulmak hüzün dağlarındaki diken kadar acıdır.
Unutmayacak ve unutulmayacak dostlara selam olsun, keyifli sabahlar ve sağlıklı, huzurlu, mutlu günler… Sevgiyle, sevdiklerinizle tüm kirlenmişliklerden uzak, mutlu gülen bir yüzle, sevin, sevilin, hayat sevince güzel ve diyelim her bir cümleye; atalarımızdan emanet aldığımız bu Vatanın sahipleri yalnızca bu Vatanı karşılıksız seve bilenlerdir…
Bu günü, bu haftayı ve gelecekteki günlerinizi mutlu, umutlu, sevinç ve neşe içinde geçirmeniz dileğiyle dostlarım…
Gönül soframdan gönül sofranıza sevgi ve muhabbetler gönderiyorum… Hoş kalın, hoşça kalın ama hep dostça sevgiyle kalın…

22 Temmuz 2019
#öskurşun#

Paylaş
Etiketler: emekçi gazeteci ve mutfak adamımonotonNecdet Doğanölüm haberiSırat köprüsü
Önceki Yazı

Semaverin Dumanı

Sonraki Yazı

Altın Alışverişi Yasaklanır mı? Parasal Fırtına Nasıl Sonuçlanır?

Ömer Sabri KURŞUN

Ömer Sabri KURŞUN

İlişkili Yazılar

Bir Yılın Ardından
Edebiyat

Bir Yılın Ardından

01 Ocak 2026
5k
Birlik Olalım
Edebiyat

Birlik Olalım

15 Aralık 2025
5k
Hayat
Edebiyat

Hayat

21 Şubat 2025
5k
Sadaka Taşı
Eğitim & Kültür

Sadaka Taşı

20 Şubat 2025
5k
Sonraki Yazı

Altın Alışverişi Yasaklanır mı? Parasal Fırtına Nasıl Sonuçlanır?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Trendler
  • Yorumlar
  • En son
Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

22 Mart 2019
Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

24 Ocak 2016

Yok Saymak

28 Mart 2020

Yıldızname Baktırmak Günah mı…Günah…

09 Haziran 2022

Keltepen’in Taşları /Şu Akkuşun Gürgenleri

18 Nisan 2020

Düz Dara Yâr Düz Dara

23 Mayıs 2020

Tüketicilerin Süt Tozu Dilekçeleri!

97

Fethullah Gülen’e 19 Soru

72

Ayasofya Açılsın Zincirler Kırılsın

70

İslâm Dışı Bir Uygulama: Çocuk Sünneti…

45

Gıda Mühendislerinin Petek Ataman’a Çağrısı

40

Şarkı Sözü Alan Var mı?

39
Tərcümeyi – Hal

Tərcümeyi – Hal

31 Ocak 2026
Ünye Döner Çeşme Meydanı

Ünye Döner Çeşme Meydanı

31 Ocak 2026
Herkese ‘Kelle’ Gerek

Günce

31 Ocak 2026
Müzisyen Kardeşler

Müzisyen Kardeşler

31 Ocak 2026
Suskun Ve Sessiz

Kürsüde Az Ses, Çok Mana

30 Ocak 2026
Toplumsal Cinsel Problem

Toplumsal Cinsel Problem

30 Ocak 2026

Köşe Yazarları

Türkiye Deprem Haritası

 

Ayın Sözü

Lütfen Duyarlı Olalım!

de, da vb. bağlaçlar ayrı yazılır.

Cümle bitişinde noktalama yapılır. Boşluk bırakılır, yeni cümleye büyük harfle başlanır.

Dilimiz kadar, edebiyatımıza da özen gösterelim.

Arşiv

Sosyal Medya’da Biz

  • Facebook
  • İnstagram
  • Twitter

Entelektüel Künyemiz!

Online Bilgi İletişim, Sanat ve Medya Hizmetleri, (ICAM | Information, Communication, Art and Media Network) Bilgiağı Yayın Grubu bileşeni YAZAR PORTAL, her gün yenilenen güncel yayınıyla birbirinden değerli köşe yazarlarının özgün makalelerini Türk ve dünya kültür mirasına sunmaktan gurur duyar.

Yazar Portal, günlük, çevrimiçi (interaktif) Köşe Yazarı Gazetesi, basın meslek ilkelerini ve genel yayın etik ilkelerini kabul eder.

Yayın Kurulu

Kent Akademisi Dergisi

Kent Akademisi | Kent Kültürü ve Yönetimi Dergisi
Urban Academy | Journal of Urban Culture and Management

Ayın Kitabı

Yazarımız, Sedayi ALTUN’dan,

“Bir Eğitim Yolcusu” adlı güzel bir eser. Yazarımızın eseri, yine bir yazarımız ve Karadeniz Şairler ve Yazarlar Derneği yönetim kurulu üyemizin sahibi olduğu Ateş Yayınlarından çıkmıştır. Kendilerini kutluyoruz.

Gazetemiz TİGAD Üyesidir

YAZAR PORTAL

JENAS

Journal of Environmental and Natural Search

Yayın Referans Lisansı

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.

Bilim & Teknoloji

Eğitim & Kültür

Genel Eğitim

Kişisel Gelişim

Çocuk Gelişimi

Anı & Günce

Spor

Kitap İncelemesi

Film & Sinema Eleştirisi

Gezi Yazısı

Öykü Tefrikaları

Roman Tefrikaları

Röportaj

Medya

Edebiyat & Sanat

Sağlık & Beslenme

Ekonomi & Finans

Siyaset & Politika

Genç Kalemler

Magazin

Şiir

Künye

Köşe Yazarları

Yazar Müracatı

Yazar Girişi

Yazar Olma Dilekçesi

Yayın İlkeleri

Yayın Grubumuz

Misyon

Logo

Reklam Tarifesi

Gizlilik Politikası

İletişim

E-Posta

Üye Ol

BİLGİ, İLETİŞİM, SANAT ve MEDYA HİZMETLERİ YAYIN GRUBU

 INFORMATION, COMMUNICATION, ART and MEDIA PUBLISHING GROUP

© ICAM Publishing

Gazetemiz www.yazarportal.com, (Yazarportal) basın meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Yazıların tüm hukuksal hakları yazarlarına aittir. Yazarlarımızın izni olmaksızın, yazılar, hiç bir yerde kaynak gösterilmeksizin kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz.

Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta

© 2008 - 2021 Yazar Portal | Türkiye Interaktif Köşe Yazarı Gazetesi

Yeniden Hoşgeldin

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Şifrenimi unuttun?

Parolanızı alın

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap