Türklerin diğer ırklarla ilişkileri ne olmalı mı?
Türkiye, içişlerine karıştırmamak-içişlerine karışmamak şartıyla bütün devletlerle iyi ilişkiler kurmalı. Asla rejim ihraç etmemeli.
Osmanlı 2. Mahmut döneminde merkezileşme çalışmalarını başlattı. Bu politikaya yerinden yönetilmeye alışmış olan halk isyan etti. Merkezleşme çalışması yapmamalı kazan-kazan ilkeli bir ilşki kurmalıdır bütün ırklarla…
Bizde nasıl Arap aleyhtarı propagandalar yaygınsa, Arap dünyasında da Osmanlı üzerinden Türk aleyhtarlığı yaygındır. Tarihte düştüğümüz hatalara düşmemeliyiz artık. Din kardeşliği değil kazan-kazan ilkeli olmalı artık ilişkilerimiz. Mezheb farklılıkları din kardeşliği dersek zarar verir ırkımıza.
İlişkilerimizi din kardeşliği ilkesinden uzak tutmalıyız. Gazze, Çin tarafını seçti, başına dertler açtı. İşte günümüzde bile din kardeşliği iki ayağı kırık masaya benziyor artık. İlişkilerin ilkesi olmamalıdr. Din kardeşliği Medine medeniyetinde ancak can bulur ve fayda verir. Bedirde bile ensar ile muhacirin savaş noktasına geldi. Hz Ali ile Hz Muaviye taht konusunda birbiriyle savaştı. Ben takvalıyım taht benim hakkım dediler birbirine. Hz Ebu Bekir’in zengin ve güçlü bir kabilesi vardı. İlk halifelik ona nasib oldu. Herkesin iç meselesi kendi özeli olarak kalmalıdır bir merkezden çözülmemelidir. Merkeziyetçilik tarihte ırkıma zarar verdi yine verecektir…
İttihatçılar da halifelik gibi merkeziyetçiydi ama hiç yararı olmadı. İttihatçılar yönetimi ele geçirince Şerif Ali’yi değil: Şerif Hüseyin’i ‘’muhalifler muteberdir’’ düşüncesiyle Mekke Şerifi yaptılar.
Libya’da, Enver ve Mustafa Kemal Paşaların liderliğinde başlatılan direniş, 1.Dünya Savaşı sırasında da devam etti…
Şerif İngilizlerle, krallığında Arap yarımadasını, Yemen’i, Büyük Suriye’yi ve Irak’ı içeren bir Arap devleti kurulacağında anlaştı. Osmanlı İngiliz’e kaptırmamak için Arap ülkelerini savundu. Bu din kardeşliğinin gereğidir ama iç işlerinde her ırk bağımsız olmalı. Ancak çakala da kaptırmamalıyız din kardeşlerimizi…
Filistin’de Yemen’de Hicaz da Kut’ül emre Suriye’de mezheb farklılığından ve aşırı ırkçılıkla Arablar Türkleri vurdu. Genelleme yanlış.
Emeviler de Horasan erenleriyle müslümanlarıyla savaştı. Kılık kıyafete karışılmamalı. Merkeziyetçiydi Arablar…Merkeziyetçilik vahdettir ama aşırı gidildiğinde ırklar arasında kalıcı yaralara sebeb oluyor. İran da Araplarla savaştı. Mezhep de birlik istedi Arablar. Bu baskıdır, fikirde özgürlük olmalı aşırı olmamak şartıyla… 12 imamdan başkası lider olamaz dememeliydi İran… Arab ve Türk bunu niye kabul etsin ki iman birliği yetmez mi? Marifet-i Muhammediyi seçmiş olmak yetmez mi, soy şart mı?.. Arablarda taht kavgaları sebeb oldu birbirlerinin kanını döktü… Merkeziyetçilik ırkıma zarar getirdi tarihde ve bu günde getirir… İlkeli sınırlı ümmetçilik din kardeşliğini seçelim iç-işlerine karışmamalıyız ama İngiliz’e de yem etmemeliyiz, sömürtmemeliyiz, din kardeşlerimizi korumalıyız. Kerbelalar da yaşanmasına karşı olmalıyız…















