Türk siyasetinde yeni bir dönem başladı.
Sayın Özgür Özel, Yeni Parti’nin kuruluş evraklarını imzalayarak yeni siyasi hareketin temelini attı.
Kuruluş evrakları İçişleri Bakanlığı’na gönderildi ve gerekli incelemelerin ardından partinin kuruluşu kamuoyuna duyuruldu.
Kuruluş süreciyle birlikte 91 milletvekilinin CHP’den istifa ederek Yeni Parti’ye katıldı, CHP’nin milletvekili sayısının 135’ten 44’e düştü.
Bu gelişmeyle birlikte Yeni Parti’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde en güçlü ikinci siyasi parti konumuna yükseldi.
Yeni partinin kuruluşuyla birlikte teşkilatlanma çalışmalarıda hız kazanacak.
Yapılan açıklamalara göre 81 ilde il başkanlıkları ve ilçe başkanlıkları kurulacak, Türkiye’nin dört bir yanında vatandaş buluşmaları ve yürüyüşler düzenlenecek.
Özgür Özel’in de halkla bir araya gelerek partinin hedef ve projelerini doğrudan vatandaşlara anlatacak.
Özgür Özel, kamuoyuna yaptığı açıklamada yeni siyasi hareketin toplumun her kesimini temsil edeceğini belirterek şu mesajı verdi:
“YENİ Parti’yi kuran milletimizdir. İşçinin YENİ Partisi, emeklinin YENİ Partisi, memurun YENİ Partisi, esnafın YENİ Partisi, çiftçinin YENİ Partisi, kadınların YENİ Partisi, gençlerin YENİ Partisi… Türkiye’nin YENİ Partisi.”
Açıklamanın ardından siyasi kulislerde hareketlilik yaşanırken, CHP’den yeni katılımların da olabileceği yönünde değerlendirmeler yapılmaya başlandı.
Önümüzdeki günlerde siyasi dengelerin yeniden şekillenmesi sürpriz olmayacaktır.
Yeni Parti’nin kurulmasının ardından CHP’den yeni istifaların da devam edebileceğini düşünüyorum.
Türk siyasetinde geçmişte benzer örnekler yaşandı ve önümüzdeki günlerde siyasi dengelerin yeniden şekillenmesi sürpriz olmayacaktır.
Özgür Özel, CHP Genel Başkanlığı döneminde önemli siyasi tecrübeler edindi.
Birçok kişi bu süreci bir “çıraklık dönemi” olarak değerlendirirken, yeni partideki liderliğini ise “ustalık dönemi” olarak görebilir.
Güçlü kadrolar, toplumda karşılığı olan isimler ve doğru politikalarla yola çıkılması hâlinde Yeni Parti’nin Türk siyasetinde kalıcı bir yer edinmesi mümkün olabilir.
Yeni bir siyasi hareket başlatmak kolay değildir.
Böylesine önemli bir sorumluluğu üstlenmek cesaret, kararlılık ve vizyon gerektirir.
Bu nedenle Özgür Özel’i attığı bu adım dolayısıyla tebrik ediyor, demokrasiye katkı sağlayacak her girişimin milletimizin takdiriyle değerleneceğine inanıyorum.
Siyasette son sözü her zaman millet söyler.
Benim en büyük temennim ise demokrasimizin daha da güçlenmesidir.
Hiçbir partinin tek başına sınırsız güç sahibi olmadığı, uzlaşmanın öne çıktığı, milletvekillerinin özgür iradeleriyle hareket edebildiği ve ortak aklın hâkim olduğu bir Meclis’in Türkiye’ye daha fazla katkı sağlayacağına inanıyorum.
Siyasi rekabetin saygı çerçevesinde yaşandığı, farklı görüşlerin özgürce temsil edildiği ve vatandaşların daha fazla seçeneğe sahip olduğu bir demokrasi hepimizin ortak kazancıdır.
Hangi parti olursa olsun; hukukun üstünlüğünü, adaleti, üretimi, eğitimi ve ekonomik kalkınmayı önceleyen her adım milletimizin yararınadır.
Türk siyaseti, zaman zaman yeni arayışlara ve yeni başlangıçlara sahne olmuştur.
Demokrasi; farklı fikirlerin yarıştığı, milletin önüne yeni seçeneklerin çıktığı bir sistemdir.
Bu nedenle ortaya çıkacak her yeni siyasi hareket, halkın takdirine sunulan yeni bir alternatif olarak değerlendirilmelidir.
Yaklaşık yirmi yıldır binlerce köşe yazısıyla inandığım değerlere destek verdim.
Bunu hiçbir makam, mevki ya da kişisel çıkar beklentisiyle yapmadım.
Ancak insan, yıllarını verdiği mücadelenin sonunda en azından samimi bir teşekkür, bir davet ya da “emeğiniz görülüyor” denilmesini bekliyor. Ne yazık ki bunu hiç göremedim.
Bazen emekten çok, dar kadroların ve yakın çevrelerin daha fazla önemsendiğini düşünmeden edemiyorum.
Bu sözler bir kırgınlığın değil, emeğe verilen değere dair samimi bir sitemin ifadesidir.
Bugün ise Türkiye’nin geleceği adına farklı bir noktada duruyorum.
Ben, çoğulcu demokrasinin daha güçlü olduğu bir Türkiye istiyorum.
Hiçbir siyasi partinin tek başına sınırsız güç sahibi olmaması gerektiğine inanıyorum.
Güçlü olan tek bir parti değil, güçlü olan Türkiye Cumhuriyeti olmalıdır.
Milletvekilleri, sadece parti disipliniyle değil, milletin vicdanıyla hareket edebilmelidir.
Yasalar Meclis’te ortak akıl ve uzlaşmayla hazırlanmalıdır.
Farklı görüşlerin konuşulduğu, denge ve denetimin güçlü olduğu bir sistem, demokrasiyi daha sağlam temeller üzerine oturtacaktır.
Demokrasi, farklı görüşlerin özgürce yarışabildiği, milletin iradesinin her şeyin üzerinde tutulduğu bir rejimdir.
Dileğim odur ki bütün siyasi partiler, rekabetlerini hiz met yarışı içinde sürdürsün; kazanan ise her zaman Türkiye ve aziz milletimiz olsun.
Araştırmacı Yazar | İsmail Yaman
📧 yazarismailyaman@gmail.com
📞 WhatsApp: 0541 850 78 84















