Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Didim’de Neler Oluyor?- Tanrıların Savaşı


16 Eylül 2020 00:00

Yorum Yapılmamış

Teknik Düşünceler 9 – Didim’de Neler Oluyor?- Tanrıların Savaşı

Altınkum‘daki Poseidon heykeli yıkılalı 1 buçuk sene oldu. Bir fırtına gelip devirdi Denizler tanrısını.
Sonra sonra, haliyle insan bekliyor; acaba yerine konacak mı? diye. Fakat konmadı.

Başka bir şey yapıldı. Medusa heykeli. Poseidon heykelinin kaidesine vardığınızda sağa dönüyorsunuz.
Yaklaşık bir 200 metre kadar ileride masum haliyle Medusa heykeli sizi karşılıyor.

 

Sahile gezinti için gelen ve önünden geçen kişiler fotoğraf da çekiniyor Medusa ile. Günahsız Medusa.
Ara ara ben de oralara yürüyüşe gittiğimde lanetlenmeden önceki o haliyle karşılaştığım için farklı bir huzur duyuyorum.

Yıllar öncesinde, Turhal‘daki çocukluk zamanlarımda, bir yan mahallede yaşayan Deli Kadriye‘yi hatırlıyorum.

Çok güzel bir kadınmış delirmeden önce. Onunla ilgili pek çok rivayet vardı fakat bana mantıklı gelen, bir aşk mevzusu ile ilgili olandı.
Lanetleniyor ve saçı başı aynı Medusa gibi dolanıp duruyordu. Ağzından sigara eksik olmuyordu. Sigaralı Medusa. Samsun 216.

 

Poseidon heykelinin yerine konmaması iyi de oldu, bana sorarsanız. Poseidon‘la da çok fotoğraf çekinen olurdu. Zampara Poseidon.
Onun hakkında kısa bir bilgi de ekleyeyim:
Poseidon Yunan mitolojisi’nde denizler, depremler ve atlar tanrısı.
Kronos ile Rheia’nın oğlu. Zeus ve Hades’in kardeşi. Roma mitolojisi`nde Neptün (Neptunus) olarak bilinir.”

 

Didim‘de başka tanrılar da var tabii. Bir tanesi Şarap tanrısı. Göbeği sürekli 12 aylık hamilelikteki gibi.
Doğmuyor bir türlü bir bebek. Kel bir tanrı. Tanrı ama keline çare bulamıyor. Yerel lakabı Meyhane Müdürü.
Poseidon gibi, temel 12 tanrıdan biri değil. Yarı tanrı da değil; Çakma tanrı.
Bu çakma tanrının 3-4 arkadaşı da var. Onlar da kıyısından tanrı. Veya kenar tanrıları.

 

İşin esası şu:

Rant çetelerinin partisi olmaz. İlk önce bunu anlamak gerekir. Kime ve nereye sinebilirlerse oralı-larmış gibi olurlar.
İktidar veya muhalefetli olmaları da onların bir partili olduklarını göstermez. Hırsız, hırsızdır.

 

Belediye başkanıyla ilgili “uçkur” işlerine-iddialarına girecek de değilim.
Kısa bir zaman önce kaçak bir bina dikildi buraya. Her Didimli’nin gördüğü, bildiği bir yapı. İşte o yapının haberleri
sel olup aktığında, fırtına olup çiti budağı söktüğünde; bir fırtına da bir sel yol da karşı taraf başlattı. Hatta öyle bir karşı fırtına ki,
öyle bir sel yol ki ulusal yandaşlardan bile destek geldi. Gomplo üfürükçüsü Fuat bile el attı işe.

 

(Bu arada; komploculardan gıcık kaptığımı da söylemek isterim.
Bu dünyada iki karşıt güç vardır her zaman. Komplocular, iki taraftan birine çalışır, her zaman.)

Adalet. Adaletli bakış nedir, peki?

Normalde; iki hırsızın kavgası nasıl olur? Biri der ki sen şunu çaldın. Öteki de der ki sen de şunu çaldın.

Bu iki taraf ise; bir tarafta uçkur işleri, iddiaları; öte tarafta rantçılık. Mantıksızlık. Demek ki bir taraf doğru söylüyor.

 

Milletimiz kızmasın. Kıçından donunu çalana bir şey demez. Elalemin donunun rengini merak eder durur. Sosyal mühendislik yani bu.

….

Pazar günü Ege caddesinden yürüyorum.
Yolu yarılamama az bir şey kalmışken, bir telekom panel kutusunun üzerine yapıştırılmış A4 kağıdını gördüm. 4 kişinin resmi vardı üzerinde.
Ayıplı olduğu için gözlerinine siyah şerit çekmişler. Güldürdü beni baya. Normalde; meme(biiiiip), çatal(biiiiip) filan kapatılır ya siyah şeritle.
Bu dört kişinin ise gözlerine çekmişler şeritleri. Çok anlamlı bir değdirme-ydi. Aldım tabii kağıdı. Katlayıp, Zeus‘a şikayet etmek için sakladım.

 

Vurdum kapıya ayağımı, girdim içeri. Zeus ürktü. Gene holografik olarak çizmişti peri kızlarından birini bulutun birine.
Yıldırımlı asasını düşürdü. Lan Zeus! dedim. Kurdu kuşu, ölüyü diriyi, koşanı duranı, körü topalı, illaha ki periyi keriyi öpen.
Senin bu boş işlerin yüzünden Didim’de tanrılık ilan edenler var. Yer altı tanrısı da işin içinde. Devirecekler seni. Sen koş anca kukuleta mukeleta.

Sonra, duygusal anlar yaşandı. Zeus, kıvırcık saçlı başını omzuma yaslayıp ağlamaya başladı.
Dedim;
Bak, oğlum! Kendine gel.
Sen bu enik cücüklere meydanı niye bırakıyorsun! Hadi bakalım, topla kendini. Dobarlan!. Bu arada; Zeuscuğum; bu holofrafi için ne kullanıyorsun?
Laser mi? Evvela, holografisi oluşturulacak şeyi taramamız gerek, değil mi?..
Biliyorsun, ben Teknik öğretmenim. Her yerden bir teknik meknik almak isterim…

Hımm! Tanrı sırrıdır, söylenmez, diyorsun… Tamam, öyle olsun.

 

Okunma Sayısı: 303
Kategori: Ümit SÖNMEZ

Yazarın Diğer Yazıları

Teknik Düşünceler 8 – Sin City Didim

Didim‘e gelmiştim. 8 yıl önce. Orta Anadolu’nun bağnazlığından kaçıp biraz nefes almak için. Talihin güzelliğine...

Teknik Düşünceler 7 – Operasyon Kodu: Kara Köpek

2 Nolu sağlık ocağının yanından Cumhuriyet caddesine iniyorum hemen. Dakika sürmüyor. Atatürk heykeli tarafına doğru...

Teknik Düşünceler 6 – Borsa 4.0

Fırıldak Hüso‘ya para vermiş. Borsada para kazandırsın, diye. İlkin, 500 lira vermiş ki bakalım harbiden...

Teknik Düşünceler 5 – Berlin’de Bir Atatürk

Berlin‘e 2016 Ağustos‘unda gitmiştim. 15 Temmuz Darbe denemesinden aylar öncesinde yer ayırtmıştım bir hostelde. Uçak...

Teknik Düşünceler 4- Lambada 4.0

Geçen hafta, daha doğrusu son 8-10 gün zihnimsel açıdan sarsıntılı geçti. Bu sarsıntıları ölçebileceğim bir...