Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Sazlık


20 Eylül 2020 00:00

Yorum Yapılmamış

Geniş bir alana suyun birikmesi sonucu, yılların sazlığı oluşmuştu. Latif ağa sazlığa barınak yapmak zorunda kalan ve köyde yaşayanlardan biriydi. Latif ağa, köyde gariban beslemeydi. Kısa boylu zayıftı. Ana yol üzerindeki iş yerlerinde temizlik yapar, aldığı üç beş kuruş ile geçinirdi.

Muhtarın gösterdiği yere, barınağını inşa etmesi uzun sürdü. Petrolde çalışanların yardımıyla beton atılmış ve direkler dökülmüştü. Beton direkler döküldüğü gün, “Barınağım göründü” demişti. Latif ağa, evsiz ve yurtsuz bugüne gelmişti. Sırtında kabanı ve ayağındaki çizmeleriyle yılı geçiriyordu. Oğlu petrolde çalışıyordu. Latif ağa oğlum çalışmaya başladı, rahat ettim. Diyordu.

Sazlıkta ev olmaz diyene, “Her gün yağmur yağmaz, kar erimez.” Diyordu. Yağmur ile karların erimesi denk düşerse, akar suların denize bağlantıları yetersiz kalıyor ve su sazlığa iki metreye yakın biriktiği oluyordu. Akarsuların denize bağlantısı açılsa hiçbir problem yaşanmayacaktı.

 

Köylüden ses çıkmıyor, muhtar da görünürler de yoktu. Sazlık denilen düz araziye su biriktiğini herkes biliyordu. Yağmur ve kar suları denize nereden erişecek. Ayrıca denize açılan kanallar da tıkanınca araziyi su basıyordu.

 

Latif ağaya beton direkleri normalden yüksek dökmüşlerdi. Direkler iki metrenin biraz üzerindeydi. Ağaç direği bulsam da buraya getirmem mümkün değil. Beton direk yeni yapıya uygun ve de sağlam değil. Latif ağanın inşaatına hayırlı olsun demeye gelenler, yapılanları beğeniyordu.
Direkler üzerine kurulacak olan barınak için, kereste ve tahtaya ihtiyaç vardı. Latif ağa, köylerden ve yol boyu iş yerlerini dolaşıp istiyordu. Üç ay kereste ve tahta taşıdı. Bu arada sebzelik bahçe yaptı. Bahçelerde gündelikçi olarak çalışan hanımı, fidan yetiştiriciliğini iyi biliyordu. Hanımı çalışmasa Latif ağanın yapabileceği bir şey yoktu.
Latif ağa, oğlu ve arkadaşları barınaktan, ana yola kadar patika yaptılar. Kenarlarına da taş dizdiler. Latif ağa “Patika yüksek oldu, su çıkamaz.” Diyordu. Baharda havaların ısınmasıyla dağların karın erimesi bir anda başlar ve yağmur da yağarsa, sazlık su dolar, buraya gelemez, diyordu.

 

Bu olaylar tehlike demekti. Onun için barınağın merdivenlerini tahta ve barınağa sabitlememişlerdi. Merdivenin son basamağı geriye atılırsa barınakla ilgi kesildiği için, barınağa böcek dahi giremeyecekti.
Kış geçmiş, beklenen olmamıştı. Akarsuların denize bağlantılarının önü açılmasıyla ilgili çalışmalar yapılmış, denizle artık kolay buluşma gerçekleşmişti. Onun için sazlıkta çok az su kalmıştı.

 

Sebze bahçesi fidanların dikilmesine hazırdı. Toprağın düzenlenmesi sağlanmıştı. Latif ağa sevinerek sebzeliğin kenarlarına taşları sıralıyordu. Latif ağa elindeki malzemeleri kullanıyor ve barınağın pencere camlarının takılması için uğraşıyordu.

 

Latif ağa garipsenmeye aldırış etmez ve çalışmasına devam ederdi. “Sıcak bir yuvam oldu mu? Bir dilim ekmek karnımı doyurur. Oğlum petrolde çalışıyor. Sular da çekildi.” Diyordu.
Mart ayı dert ayıydı ama Latif ağaya çok iyi gelmişti. Yağmur yağmamış ve sular sazlıklardan çekilmişti. Fakat o günler, ürkütücü bir sessizlik vardı. Uzun süre yağışın olmaması hayra alamet değildi. Latif ağa önlemini alıyordu. Bahçede biber ve patlıcan iyi gelişiyordu. Latif ağa garibandı. Orta boylu, zayıftı. Fırıncının yanında işlerini yürütürdü. Çalıştığına karşılık biraz para ve ekmek alırdı.
Kimsenin uğramadığı sazlıkta muhtarın gösterdiği yere, barınağını kurmuştu. Barınağı ağzından düşmüyordu. Kış bitti, yakacak bitti diyordu. Kırılan ağaç dallarını toplamış, oğlunun getirdiği odunları da kapıya çıkartmıştı. Atölyelerden aldığı tozu da barınağa üzerine taşımıştı. Hayvanlarım olsa bakamazdım, diyordu.

 

Sazlıktan çamur almak isteyen muhtar ve arkadaşlarının arabasını doldururdu. Aldığı para ile, peynir, yağ ve mutfak eksiklerini alırdı. Fırına odun taşımış ve ekmek almıştı. Hanımı sebzeliği düzenlemiş ve fidanların gelişimi görülmeğe değerdi.

Latif ağa, iş yerlerine gider, yapacağı işlerde çalışırdı. O gün hava bulutlandı. Boğuntu başladı. Latif ağa barınağa koştu. Su kaplarını doldurdu. Odunu ve çevreye dağıtacağı bir çuval ekmeği de yukarı çıkarttı. Komşu bir barınak daha olmasını istedi. Fırıncının dediğini yapar ve söylerdi.

Sabaha karşı büyük bir gürültü koptu. Kapıyı açtıklarında korktular. Yağmur normal değildi. Gök delinmişti. Kızı anasına sarılmış, içeri gir diye bağırıyordu. Aşağıda ne varsa Latif ağa onları yukarı taşıdı. Sular yükselmeye başlamıştı. Gün ışıdığında tehlikeli yükselişe bakmakla yetiniyorlardı. Direklere yukarı su geliyordu. O arada büyük bir çamurlu su dalgası geldi ve barakaya kadar su doldu.
Latif ağa başta olmak üzere üçü de bağırıyordu. Can kurtaran yok mu diye. Yağmurun gürültüsünden kendi seslerini dahi duymuyorlardı. Latif ağa garibim, çırpınıyor fakat sular onu dinlemiyordu. Sular yükseliyordu. Son basamak da sular altında kalmıştı. Direkler miydi sallanan bilinmez ama barınak çökmek üzereydi.

Bağırıyor, ağlıyor ama hiç fayda etmiyordu. Bir su akıntısı sahile doğru aktı. Sanki suyun önü açılmıştı. Öğleye doğru, yol tarafında iş makinalarının akarsuyun önünü açmaya çalıştıkları belliydi ki, sular daha yükselmiyor hatta biraz düşme görülüyordu.

 

Yağmur durmuş fakat hava yine kapalıydı. Akşam olduğunda hiçbir haber alamamışlardı. Çaresiz bekleyeceklerdi. Bir yere adım atamazlardı. Psikolojileri bozulmuştu. Oğulları iş yerinde acaba ne olmuştu. İş yeri de sular altındadır. Latif ağa titriyordu. Ne olurdu suların önünü açsaydık. Barınağı yapacağıma suyun önünü açmada çalışırdım diye ağlıyordu. Allah’tan yiyecekleri ve içecekleri vardı.

 

Bir gün sonra, ilerde kayık göründü. Kayık yaklaştı ve barınağın kenarına dayandı. Kayıkta oğlu ve arkadaşı vardı. Onları kayığa aldılar. Latif ağa yiyecekleri de aldı. Kayık geri döndü ve petrolün yanındaki tepeye geldi. Petrolün binasının en üst katına yerleştirildiler.

Suyun boşalması bir hafta sürdü. Sular çekildi. Baraka yıkılmamıştı ama çamurdan hiçbir yere gidilmiyordu. Ana yoldan, sazlıktaki çamur birikimi metreden fazlaydı. İyice kuruduktan sonra barakaya ulaşabilirlerdi. Köy yollarının çamuru sıyrıldıktan sonra, köyün zengin bir ailesi onlara çayır damını verdi ve orayı ev haline getirdiler.

Yıkılmadan kalan ve insanların niçin yapıldı diye akıl erdiremedikleri barınak yoldan geçenlerin dahi dikkatini çekiyordu.

Okunma Sayısı: 73

Yazarın Diğer Yazıları

Hayatın Kuralları Ertelemeye Gelmez

Hayatın kuralları ertelemeye gelmez. Bu kurallar bütün hâlinde ancak bir mana ifade eder. Geçerliliği kabul...

Yabanilerin Çilesi

Yırtıcı hayvanların doğası gereği çilesi bitmez. Çünkü birbirlerine olan üstünlüklerini iç güdüleri sayesinde uygular ve...

Fotoğrafçı

Evdeki hareketliliği kahvaltı telaşı zannetti. Herkes yaylaya geldiği elbiselerini giyiyordu. Fakat elbiseler de nice oluyordu....

Emekli Manav

Emekli olana kadar da toprağının başındaydı. Emekli olduğunda bir atılım yapmak istedi. Ürettiği ürünlerini, komşularıyla...

Bi Makam ve Hayat Anlayışı

Hiçbir makam ve mevki tanımadan, hayatın içinde olabilme duygusu, çocukça yaşantının güzel bir tanımıdır. Hayatın...