Baba, kamyoneti kapıya çektiğinde, oğlunda büyük sevinç, annede ise acı bir burukluk yarattı. Çünkü, araba krediyle alınmıştı. Baba, yarın arabanın, teknik bakımına gidecekti.
Annesi, Durak, okulundan geri kalmayacak, demesine rağmen, baba peşine takılmasına bir şey demiyordu. İlk okul çocuğu, araba hastası olamazdı. Anne çocuğu okutalım, babaya bu durumda senin yüzünden onu kaybedebiliriz, diyordu.
Durak annesine, odun ve çayırı eve kamyonetle taşıyacağım, diye alkış tutuyordu. Anne oğlum baban da senin gibi anlamıyor diye başını salladı. Anne doğru söylüyor ama elinden de bir şey gelmiyordu.
Baba ve oğlu teknik bakım için geldikleri saatte, dayısı çayırı kuruttuk, bir daha ıslatmayalım, dedi. Baba kamyoneti aldı ve çayıra gittiler. Durakta yine babayı bırakmadı. Çayır yüklendi ve akşam geçerek eve geldiler.
Ana, söylediklerim çıkmaya başladı. Çocuk belki okurdu, onu perişan edeceksin. Akrabandır diye para vermeyecekler, sen de isteyemeyeceksin. Bir parça yükümüzü taşıyalım, demeleri bitmeyecek. Eğer kamyonetten para kazanılsaydı, Halil’in Kemal iflas etmezdi. Sattı kurtuldu.
Anne ilk günden itibaren, yük taşıyan arabayı kabul etmiyordu. Bizler kendi yağımızla geçiniyoruz. Bu kadar masrafları çıkaracak ve taksit ödeyeceksin, akıl almıyor. Anne şehirde taşımacılık yapsan, belki kendini korutabilirsin. Çektiğin zahmette sana kalırdı, dedi. Arabayı eve getirmeyeceksin. Düşünsene bu durumda kimin, işini görürsen para alabilirsin.
Vilayette sor bakalım, ne bilgiler alacaksın. Kamyonet ile hava da atamazsın, yakında parça kırmaya başlar, dedi. Anne bilmiş gibi konuşmalarla babanın düşüncesini, allak bullak etmişti.
İkinci gün yine kamyonetle odun almaya gittiler. Babayı ana iyice tembihledi. Eğer para alamazsan, ben arabayı satarım, dedi. Çünkü krediyi ana üzerinden almıştı. Baba öyle iş mi olur biz hayrımıza çalışmıyoruz, dedi.
Odunu yüklediler ve odun yığınının üzerine Durak oturamayınca, peşlerine yürüme gelmeye başladı. Akşam kararınca köpek saldırdı. Durak yere serildi. Bağırması yeri göğü tuttu. Köpeğin sahibi bağırdı, hareket etme bir şey yapmaz, dedi.
Durak düştüğünde, yüzü yaralanmış dizleri fena halde soyulmuştu. Köpeğin sahibi Durağı arabasına aldı ve kapıya bıraktı. Kapıda anne ve babayla konuştu. Çünkü babanın akrabasıydı. Akraba annenin dediklerini sanki tekrarlıyordu.
Bu arabaların masrafı taksiye benzemez, altından kalkamazsın. Bunları mağazalar eşyalarını müşteriye taşımakta kullanıyor. Zaten müşteriden de fazlası ile parasını alıyorlar, dedi. Anne söze karıştı. Ağabey, yarın satalım ne yapayım bize akıl ver, öyle yapalım. Akraba arabayı mağazalara teklif edersen daha rahat satarsın, dedi.
Anne, arabayı beyaz eşya mağazasına sattı ve zarardan kurtardılar.
Hasan TANRIVEDİ















