Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Savaşa Hayır !

Mehmet Serdar VURAL

03 Şubat 2009 01:01

Yorum Yapılmamış

Filistin’deki savaşın geçici olarak bile olsa bittiği sanılıyor. Sanılıyorki savaş toplarla tüfeklerle yapılan kavga, sanılıyorki birileri öldüğü veya sakat kaldığında yenildiler, diğerleri de yendiler. Savaş bunlar değil, hiçbir zaman da olmadı. Savaş insanoğlunun beyninin taa içinde, orta noktasında. Savaş, insaoğlunun içine düştüğü her kızgınlıkta  ortaya çıkan hayvanın gözlerinde. Savaş, insanın en hayvan yönünün incinmiş gururunda, zedelenmiş şerefinde, reddedilmiş, örselenmiş sevgisinde, hayalkırıklığına uğramış beklentilerinde. Savaş, o hayvanın bir türlü kontrol edemediği açlığında, aç gözlülüğünde. Savaş, insan denen en tehlikeli hayvanın budanmamış, ham kalmış, nefretle beslenmiş, hoşgörüsüzlüğe hapsedilmiş, duygularını açık yüreklilikle dile getirmektense bağırıp çağırmayı yeğlemiş, sesi ne kadar çıkarsa o kadar haklı olacağını zanneden dünya görüşünde, hayat felsefesinde. Bir kez o hayvana yenik düştüğünde artık geriye dönüş yoktur. Seni alır, çevreler, arkadan arkadan kulağına fısıldar ve senden zalim, acımasız, hoşgörüsüz, akılsız, herşeyi şiddetle çözeceğini zanneden bir ucube yaratır. 

Söyleyin bana savaşın galibi olurmu? Filistin’de doğan her çocuk savaşa kader biçmiyormu? Büyüdüğünde savaşta ölmeyi en onurlu ölüm olarak görmeyecekmi? Güneydoğuda şehit düşen rütbeli-rütbesiz askerlerin geride bıraktıkları etnik boşluğu körüklemedimi? Günümüzde hangi insan grubu bir savaşta kaybedip “yenildim” diyor? Afganistan’ı önce Rusya sonra ABD işgal etti. Afgan’lar teslimmi oldu? İyi düşünün. Ya Irak? ABD bugün geldiğimiz noktada Irak’ta batağa saplanmış değilmi? Kim yenen, kim yenilen? Bu örnekleri çoğaltmak olası, bunu hepimiz biliyoruz. Peki günümüzde eskiden olduğu gibi bir yenme-yenilme durumu olmadığına göre neler oluyor? 

Bu sorunun yanıtını üç aşağı beş yukarı herkes biliyor. 

İnsanoğlunun teknolojik olarak ilerlemesi, ilk zamanlarda içindeki hayvanın “ düşman”ını yenmesi, daha çok ganimet, güç ve üstünlük peşinde koşması anlamına geliyordu  ama günümüzde durum farklı. Bir yanda içindeki hayvanı yüreğinde, diğer yanda ise beyninde besleyenler var. 

İçindeki hayvanı yüreğinde besleyenler daha bilgisiz, beyni yerine yüreğini kullanan, daha mert, açık sözlü, hayatı daha bedensel işgücüne dayalı olarak algılayanlar yani kitap ve düşünce yerine bağırtı ve yumruk kullananlar. İçindeki hayvanı beyninde besleyenler ise yüzüne baktığınızda ne düşündüğünü anlamadığınız, sinirleri sağlam, değer birimi olarak çoğunlukla para veya maddi imgeleri göz önünde bulunduran, okumuş, beynini yüreğinden daha iyi kullananlar. İşte tüm denge-dengesizlik, ister aynı tarafta olsunlar, ister zıt tarafta, bu farka dayanıyor. Beyin takımı yürek takımını çıkarları doğrultusunda kullanıyor. Savaşa gitmiyor, gönderiyor, öldürmüyor, öldürtüyor, asla kaybetmiyor, kaybetmiş gibi görünüyor. Siz hiç herhangi bir milletvekilinin savaş veya ekonomik kriz döneminde aciz kaldığını gördünüzmü? Aynı beyin takımı geçmişten günümüze olağanüstü bir hızla gelişen savaş teknolojisinin ürettiği ölüm makinaları başta olmak üzere her türlü donanımı kendi çıkarları için kullanmanın dışında ne yapıyor sanıyorsunuz? Her savaştan sonra toplum refahı, zengin sayısı ve zenginlik oranı kimin artıyor dersiniz? Evet bildiniz. En gelişmiş savaş teknolojisine sahip olup en fazla silah satanın. Peki kiminle kim savaştı? Kimin umrunda? Çok zorda kalırsa kendisine kolay bir rakip seçip, önce ona kendi silahlarını satıyor ama silahların kullanım hakkını elinde tutuyor, sonra sudan bahanelerle saldırıyor. İşte size bir sömürü kaynağı daha. Bazı bölgeler ise daimi Pazar. Filistin-İsrail, Yunanistan-Türkiye, Türkiye-pkk, İrlanda –İngiltere, İspanya-bask, çok sıkışırsa küçük etnik veya dini gruplar yaratıp, bu gruplar arasında sonsuza imza atan savaşlar. Açlıktan geberen Afrika’nın en fakir kabilelerinin bile tüm paralarını silaha yatırdıklarını düşünürseniz ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız.  

Oysaki insanın içindeki hayvanı eğitmek, insanı o hayvana karşı güçlendirmek ne uzun, ne sabır isteyen, ne çok sınanan, ne yavaş ilerleyen, ne zorlu bir yoldur. Küçücükken başlar. Oyuncak paylaşımı, arkadaşa vurmama, derken okul, kimseyle dalga geçme, gururunu o kadar ön planda tutma, kabadayılık yapma, her öğrendiğini hayatla sına, çıkarım yap, deneyim kazan, sor, öğren, araştır ama asla o hayvana yenik düşme. 

Sonra?

Sonra sen arabanla işine gitmek için bir sabah kontağı çevir . . . elveda hayat, veya bir kurşun mesafesi kadar uzakta ol ölüme.  

Yine de 

Herşeye karşın 

Herzaman ve son nefesime kadar 

SAVAŞA HAYIR !!! 

Mavi Günler 

Okunma Sayısı: 116
Etiketler: , , , ,

Yazarın Diğer Yazıları

Şarkının Adı “Acıtır”

Bir şarkının sözleri sizi özgürleştirebilir mi? Başka bir sürü ruh haline sokabilir ama gerçek anlamda...

Türban ve Sorular

Türkiye Cumhuriyeti’nin temelden yanlış olduğunu düşünen, bu topluma kök salmış, toplumdan biri gibi görünen ama...

Dinin Dili

Türkiye son kırk yıldır yoğun bir din ve dinci baskısı altında. Bir yanda insanlar, kendilerine...

Terbiyeli Fazıl

Fazıl Say hem arabesk hemde pop müziği kültüründen ne kadar canı yandığını bağıra çağıra, ağır...

Padişahım Çok Yaşa

Referandumda evet / hayır tartışması aldı başını gidiyor. Bu işin içinde olan olmayan herkes neden...