\n\n
Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Pazartesi, Haziran 15, 2026
  • Giriş Yap
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Anasayfa Yazarlar Emrihan AYDİN

Osmanlı’da Saray, Bürokrasi ve Ordu Üçgeninde Güç Savaşı

Emrihan AYDİN Yazar Emrihan AYDİN
15 Haziran 2026
Emrihan AYDİN, Tarih
0
Osmanlı’da Saray, Bürokrasi ve Ordu Üçgeninde Güç Savaşı
400
Paylaşma
5k
Görüntülenme
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Osmanlı İmparatorluğu’nun uzun yüzyıllar boyunca yaşadığı en büyük yönetimsel sorunlardan biri, karar alma yetkisinin tek elde toplanamamasıydı. Saray, Babıâli ve ordu zamanla birbirinden farklı güç merkezlerine dönüştü. Aynı devlet adına hareket eden bu üç güç odağı, çoğu zaman aynı hedefe yönelmedi. Padişah kendi otoritesini korumaya çalışırken sadrazam ve bürokratlar devlet işlerini denetim altında tutmak istedi; ordu ise özellikle Yeniçeri Ocağı üzerinden yalnızca askerî değil siyasal bir güç alanı hâline geldi. Böylece devlet içinde görünmeyen fakat sürekli hissedilen bir mücadele ortaya çıktı. Bu mücadele bazen sessiz ilerledi, bazen isyan, darbe, idam ve taht değişikliğiyle sonuçlandı.

Osmanlı’nın yükseliş yıllarında bu üç alan arasında daha dengeli bir ilişki vardı. Fatih Sultan Mehmed döneminde Divân-ı Hümâyun düzenli çalışıyor, sadrazam güçlü görünse de son söz padişahta kalıyordu. Ordu ise doğrudan merkeze bağlıydı. Ancak devlet büyüdükçe yönetim ağı ağırlaştı. Özellikle 16. yüzyılın sonlarından sonra saray içi gruplar, vezir aileleri ve ocak ağaları kendi çevrelerini oluşturmaya başladı. Bu durum devlet kararlarında parçalanmaya yol açtı. Bir konuda sarayın istediğiyle sadrazamın düşündüğü aynı olmayabiliyor, ordunun baskısı ise tüm hesabı değiştirebiliyordu.

Yeniçeri Ocağı başlangıçta padişaha bağlı profesyonel bir asker gücüydü. İlk dönemlerde disiplinli hareket eden bu birlik, zamanla ekonomik ve siyasal ayrıcalık elde etti. 16. yüzyılın sonunda Yeniçeri sayısı yaklaşık 12 bin civarındayken 17. yüzyılın ortalarında 50 bine yaklaştı. 18. yüzyılda ise maaş defterlerinde adı bulunanların sayısı 100 bini geçti. Fakat bunların önemli bölümü fiilen askerlik yapmıyordu. Maaş hakkı ticaret konusu hâline gelmişti. Esnaf, saray çevresi ve bazı bürokratlar yeniçeri kaydı satın alıyordu. Bu durum ordunun savaş niteliğini zayıflatırken siyasal ağırlığını büyüttü. Çünkü kalabalık bir ocak artık yalnızca savaş alanında değil İstanbul sokaklarında da baskı unsuru hâline gelmişti.

  1. yüzyılda Osmanlı’da yaşanan birçok taht değişikliğinde yeniçerilerin etkisi görüldü. Genç Osman’ın öldürülmesi bunun en dikkat çeken örneklerinden biridir. II. Osman, yeni bir ordu kurmak ve ocak düzenini değiştirmek istediğinde sert tepkiyle karşılaştı. 1622’de yeniçeriler ayaklandı ve padişahı öldürdü. Bir devlet için bu olay son derece ağırdı. Çünkü artık askerî güç, hükümdarı değiştirebileceğini açık biçimde göstermişti. Bu tarihten sonra saray, orduyu kontrol etmeye çalışırken aynı zamanda ordudan çekinmeye başladı.

Saray içindeki mücadele de devlet işlerini doğrudan etkiliyordu. Harem çevresi, valide sultanlar, darüssaade ağaları ve saray danışmanları zaman zaman sadrazamların yetki alanına müdahale etti. Özellikle “Kadınlar Saltanatı” diye anılan dönemde devlet kararlarında saray içi nüfuz mücadeleleri belirginleşti. Kösem Sultan ile Turhan Sultan arasındaki çekişme yalnızca aile meselesi değildi; devletin yönetim yönünü belirleyen bir güç savaşıydı. Sadrazamlar sık sık görevden alınıyor, kısa süreli yönetimler ortaya çıkıyordu. 17. yüzyılda bazı sadrazamların görev süresi birkaç ayla sınırlı kaldı. Bu durum uzun vadeli devlet düzenini zayıflattı.

Babıâli’nin yükselişi ise özellikle Tanzimat yıllarında belirginleşti. 1839’dan sonra devlet yönetiminde bürokrat sınıfı daha güçlü hâle geldi. Mustafa Reşid Paşa, Âli Paşa ve Fuad Paşa gibi isimler yalnızca devlet görevlisi değil aynı zamanda siyasetin yönünü belirleyen kişilerdi. Tanzimat yıllarında padişahın yetkilerinin bir kısmı fiilen bürokrasiye geçti. Devlet kararları artık yalnızca saray merkezli ilerlemiyordu. Babıâli kendi ağırlığını hissettirmeye başladı. Bu durum yeni bir güç hattı doğurdu. Saray ile bürokrasi arasında görünmez bir çekişme oluştu.

Aşağıdaki tablo, 17. ve 19. yüzyıllar arasında güç merkezlerinin ağırlık değişimini göstermektedir:

Dönem Saray Gücü Bürokrasi Gücü Ordu Gücü
15. yüzyıl Çok yüksek Orta Yüksek
17. yüzyıl Dalgalı Orta Çok yüksek
18. yüzyıl Zayıflayan Artan Çok yüksek
Tanzimat sonrası Orta Çok yüksek Yüksek
II. Abdülhamid dönemi Çok yüksek Orta Denetim altında
II. Meşrutiyet Azalan Yüksek Çok yüksek

 

Bu tablo tek başına bile devlet içindeki ağırlık kaymasını göstermektedir. Bir alan güç kazandığında diğer alan rahatsız oluyordu. Bu nedenle devlet içinde ortak karar dili oluşmakta zorlanıyordu.

  1. Mahmud döneminde yaşanan Vak’a-i Hayriye bunun en sert örneklerinden biridir. 1826’da Yeniçeri Ocağı kaldırıldı. Devlet kayıtlarına göre binlerce yeniçeri öldürüldü ya da sürgüne gönderildi. Yerine Asâkir-i Mansûre-i Muhammediye kuruldu. Ama mesele yalnızca askerî değildi. II. Mahmud aslında devlet içinde ikinci bir iktidar odağını tasfiye etmeye çalışıyordu. Çünkü yeniçeriler yalnızca savaşan birlik olmaktan çıkmış, sadrazam belirleyen, padişah deviren ve devlet kararlarına baskı yapan bir siyasal güce dönüşmüştü.
  2. yüzyılın ikinci yarısında ise bu kez bürokrasi ile saray arasındaki çekişme belirginleşti. Abdülaziz’in tahttan indirilmesinde askerî ve bürokratik çevrelerin ortak hareket ettiği görüldü. 1876 darbesi Osmanlı tarihinde önemli bir kırılma yarattı. Çünkü ilk kez asker ve bürokrat çevreler birlikte hareket ederek padişah değişimine doğrudan müdahale etti. Ardından gelen II. Abdülhamid dönemi ise merkezi denetimi yeniden sarayda toplama girişimiydi. Abdülhamid, bürokratları sıkı gözetim altında tuttu, jurnal sistemi kurdu ve orduyu dikkatle izledi. Çünkü devletin daha önce yaşadığı parçalanmış otoritenin yeniden büyümesini istemiyordu.

Fakat sorun tamamen çözülemedi. 1908’de İttihat ve Terakki’nin güç kazanmasıyla birlikte bu kez ordu merkezli yeni bir yönetim anlayışı ortaya çıktı. Selanik merkezli subay grupları devlet kararlarında etkili olmaya başladı. 1913 Babıâli Baskını ile silahlı bir grubun hükümeti doğrudan değiştirmesi, Osmanlı’daki güç savaşının son büyük örneklerinden biri oldu. Enver Paşa ve çevresindeki askerî kadrolar devlet yönetiminde belirleyici hâle geldi. Böylece saray geri plana itildi, bürokrasi ise askerî baskı altında kaldı.

Osmanlı’daki bu üçlü çekişmenin en büyük sonucu yönetimsel tutarsızlıktı. Aynı devlet içinde farklı merkezler farklı hedeflere yöneldiğinde karar alma süresi uzuyordu. Bir reform hazırlanırken saray başka hesap yapıyor, bürokrasi başka kaygıyla hareket ediyor, ordu ise kendi çıkarını düşünüyordu. Bu nedenle birçok düzenleme yarım kaldı. Özellikle askerî yenilik girişimlerinin büyük bölümü yeniçeri direnciyle karşılaştı. III. Selim’in Nizam-ı Cedid girişimi bunun açık örneğidir. Yeni düzen ordusu kurulmaya çalışıldı fakat Kabakçı Mustafa İsyanı sonucunda III. Selim tahttan indirildi ve öldürüldü. Böylece devlet kendi iç direnci nedeniyle kendi yenilik hamlesini durdurmuş oldu.

Sorunun temelinde yetki dağınıklığı vardı. Devletin merkezinde tek bir karar odağı oluşmadığında her güç alanı kendi çevresini büyütmeye yöneldi. Bu durum şu şekilde özetlenebilir:

Güç Merkezi Önceliği Çatışma Nedeni
Saray Hanedan otoritesi Yetki kaybı korkusu
Bürokrasi Devlet idaresini denetlemek Saray müdahalesi
Ordu Maaş, nüfuz ve ayrıcalık Reform baskısı

 

Bu mücadelenin sonuçları ekonomik olarak ağır oldu. Sürekli görev değişiklikleri mali düzeni bozdu. Sadrazamların kısa süreli görev yapması vergi düzenini etkiledi. Ordu maaşlarının artması hazineyi zorladı. 17. yüzyılda ulufe ödemeleri sırasında çıkan ayaklanmalar doğrudan mali krizle bağlantılıydı. 19. yüzyılda dış borçların büyümesiyle birlikte bürokrasi daha fazla Avrupa mali çevresiyle temas kurdu. Bu da saray ile Babıâli arasındaki güven sorununu artırdı.

Osmanlı’nın son döneminde devlet içinde ortak karar dili kaybolmaya başladı. Saray ayrı bir dünya hâline gelirken bürokrasi kendi seçkin çevresini oluşturdu; ordu ise siyasal ağırlığını artırdı. Bu üç alan arasındaki uyumsuzluk savaş dönemlerinde daha ağır sonuç verdi. Balkan Savaşları sırasında askerî emir zincirindeki karışıklık ve siyasal çekişmeler ordunun hareket kabiliyetini olumsuz etkiledi. 1912’de Osmanlı’nın Balkanlar’daki toprak kaybı birkaç ay içinde gerçekleşti. Bu durum yalnızca askerî eksiklikle açıklanamazdı; yönetim merkezleri arasındaki güvensizlik de önemli etkendi.

Sonuç olarak Osmanlı Devleti’nde saray, bürokrasi ve ordu arasında yaşanan güç savaşı devlet düzenini uzun yıllar boyunca yıprattı. Hiçbir merkez diğerini tamamen denetim altına alamadı. Bir dönem saray ağır bastı, başka bir dönemde bürokrasi öne geçti, bazen de ordu siyasal yönü belirledi. Fakat ortak devlet aklı zayıfladığında parçalı karar sistemi ortaya çıktı. Bu parçalanma yalnızca yönetim krizine yol açmadı; reformların gecikmesine, mali düzenin bozulmasına ve devlet otoritesinin sarsılmasına da neden oldu. Osmanlı’nın son üç yüzyılına bakıldığında, dış savaşlardan önce içerideki güç mücadelesinin devleti yorduğu açık biçimde görülmektedir.

Paylaş
Etiketler: #OsmanlıDevleti#Sadrazambürokratlarpadişahsaray
Önceki Yazı

Yaş Odun mu, Kuru Softa mı?

Sonraki Yazı

İzler Karıştı

Emrihan AYDİN

Emrihan AYDİN

Emrihan Aydin, devlet yönetimi, yönetim sistemleri ve kurumsal yapı alanlarında geliştirdiği kavramlar, modeller ve analizlerle tanınan bir teknokrat, yazar ve yönetim düşünürüdür. Çalışmaları; devlet aklı, yönetim kapasitesi ve kurumsal sürdürülebilirlik konularını tarihsel perspektif, stratejik analiz ve gelecek tasavvuru çerçevesinde ele alarak yönetimi yalnızca idari bir faaliyet değil, devletin sürekliliğini sağlayan stratejik bir akıl ve kurumsal kapasite meselesi olarak değerlendiren bütüncül bir yaklaşım ortaya koymaktadır. Aydin, çalışmalarında devletlerin uzun vadeli gücünü belirleyen temel unsurun ekonomik veya askeri kapasite değil, yönetim aklı ve kurumsal kapasite olduğunu savunmaktadır. Lisans eğitimini Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye Bölümü’nde tamamladı. Üniversite eğitimi sırasında başladığı profesyonel iş hayatında insan kaynakları, yayıncılık, danışmanlık ve eğitim sektörlerinde editör, koordinatör ve yönetici olarak görev aldı. İş hayatına yönelik yazmış olduğu makaleler ve denemeler ulusal dergi ve internet sitelerinde yayımlandı ve kısa sürede geniş bir okuyucu kitlesi tarafından ilgiyle takip edilen yazarlardan biri oldu. Profesyonel iş hayatı boyunca çeşitli kurumlar ve üniversitelerde kurumsal gelişim, kişisel gelişim, pazarlama, kariyer yönetimi ve örgütsel yönetim gibi konularda binlerce kişiye eğitim verdi. Vatani görevinin ardından 2008 yılında danışmanlık, eğitim, araştırma ve belgelendirme faaliyetleri yürütmek amacıyla Tome Bilgi Holdingi’ni kurdu. Bu yapı bünyesinde özellikle “Ağız ve Diş Sağlığı Sektöründe Kurumsallaşma” ve “Sivil Toplum Örgütlerinde Kurumsallaşma, Gelişim ve Proje Üretimi” alanlarında niş çalışmalar gerçekleştirdi. Daha sonra Tome Yönetim Danışmanlığı A.Ş.’yi Ankara merkezli olarak yeniden yapılandırdı. 2018 yılında kamu sektörünün kurumsallaşmasına yönelik çalışmalar yapmak üzere Enigma Yönetim Danışmanlığı Ltd. Şti.’ni, 2020 yılında ise uluslararası ticaret ve danışmanlık faaliyetleri yürütmek amacıyla BA Destek Hizmetleri Danışmanlık A.Ş.’yi kurdu. Bu şirketlerin bir araya gelmesiyle AEN Şirketler Grubu oluştu ve çalışmalarını bu yapı içinde kurucu ve başkan olarak sürdürmektedir. 2005 yılından itibaren akademik çalışmalar yürüten Aydin, yönetim sistemleri, devlet organizasyonu ve yönetim tarihi alanlarında teorik ve kavramsal çalışmalar geliştirmiştir. 2010 yılında Namık Kemal Üniversitesi’nde misafir öğretim görevlisi olarak çeşitli dersler verdi. 2011 genel seçimlerinde siyasal iletişim alanında çalışmalar yaparak milletvekili aday danışmanlığı görevini üstlendi. Seçimlerin ardından “Milletvekili Danışmanı” olarak siyasal iletişim ve sosyal medya alanlarında çalışmalar yürüttü. Sosyal medya üzerinden yürüttüğü siyasal iletişim faaliyetleri döneminin dikkat çeken uygulamaları arasında yer aldı. Sosyal alanda da aktif bir isim olan Aydin, 2013 yılında uzun yıllar çeşitli kademelerinde görev aldığı Çorlu İş Adamları ve Sanayicileri Derneği’nde 10. dönem Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yaptı. Derneğin üyesi olduğu ve o dönemde 141 sanayici ve iş insanı derneğinden oluşan TÜRKONFED çatısı altında 30 yaş altındaki ilk ve tek yönetim kurulu başkanı olarak görev aldı ve yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde çeşitli projeler yürüttü. Profesyonel yaşamı boyunca kamu kurumları, özel sektör yapıları, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarında yönetim sistemleri, kurumsal gelişim, yönetsel yetkinlik, kariyer yönetimi ve örgütsel yapı alanlarında çalışmalar yürüttü. Bu çalışmalar klasik eğitim anlayışından ziyade sistem ve yetkinlik aktarımı yaklaşımıyla şekillendi. 2017–2020 yılları arasında Cumhurbaşkanlığı’nda danışman olarak görev alarak kamu yönetimi, strateji, iletişim, devlet organizasyonu ve kurumsallaşma alanlarında çeşitli projelerde yer aldı. Bu süreçte geliştirdiği Devlet Yönetiminde Sıfır Hata Programı, KAHT Analizi, 2005 yılında geliştirdiği SWOHP Analizi, Liyakatte İletken Tel Teoremi, Reformların Başarı Formülü ve Merkez Anadolu Kuvvetler Ayrılığı Doktrini gibi kavramsal modellerle tanınmaktadır. Aynı dönemde yerel yönetimler, tarım politikaları, profesyonel çiftçilik, Tarım 4.0, Yerel Yönetim 4.0, eğitim politikaları ve dış politika alanlarında çalışmalar yürüttü. Aydin, çalışmalarında yönetimi yalnızca idari bir faaliyet olarak değil; devletin sürekliliğini sağlayan stratejik bir akıl ve kurumsal kapasite meselesi olarak ele alır. Geliştirdiği kavramlar ve modeller, yönetim literatüründe yalnızca teorik tartışmalar üretmekle kalmamış; aynı zamanda kamu yönetimi, kurumsal yapı ve stratejik karar mekanizmaları açısından uygulanabilir yönetim çerçeveleri ortaya koymuştur. Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye Bölümü Dış Danışma Kurulu’nda görev aldı. Ayrıca Satın Alma ve Tedarik Yönetimi Meslek Odası Derneği (TÜSMOD) bünyesinde Başdanışman olarak görev yapmaktadır. 2002 yılından bu yana ulusal, bölgesel ve yerel ölçekte çeşitli gazete, dergi ve internet platformlarında makaleleri yayımlanan Aydin; aynı zamanda geniş bir yazarlık külliyatı oluşturmuştur. Kırklı yaşlarının başında kırkı aşkın kitap yayımlayarak Türkiye’de akademik, entelektüel ve uygulamalı yönetim literatüründe dikkat çeken bir üretkenlik standardı oluşturmuştur. Çalışmalarını Türkiye 5.0 vizyonu ve Merkez Anadolu Devlet Yönetimi Sistemi çerçevesinde sürdüren Aydin; devlet yönetimi, kurumsal kapasite ve yönetim tarihini birlikte ele alan Türkiye merkezli bir yönetim düşüncesi geliştirme amacıyla çalışmalarına devam etmektedir.

İlişkili Yazılar

Atatürk’ün İdeali: Bir Milletin Ufku ve Cumhuriyet’in Bitmeyen Yolculuğu
Genel Eğitim

Atatürk’ün İdeali: Bir Milletin Ufku ve Cumhuriyet’in Bitmeyen Yolculuğu

11 Haziran 2026
5k
Ülke Yönetimi 5.0
Emrihan AYDİN

Ülke Yönetimi 5.0

10 Haziran 2026
5k
Aynı Yüzyılda Yaşayan Farklı Çağların Devletleri
Emrihan AYDİN

Aynı Yüzyılda Yaşayan Farklı Çağların Devletleri

07 Haziran 2026
5k
Türklerin Diğer Irklarla İlişkileri Ne mi Olmalı?
Hamdi ORUÇ

Türklerin Diğer Irklarla İlişkileri Ne mi Olmalı?

07 Haziran 2026
5k
Sonraki Yazı
Biz Neyi Kaybettik?

İzler Karıştı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Köşe Yazarları

Türkiye Deprem Haritası

 

Ayın Sözü

Lütfen Duyarlı Olalım!

de, da vb. bağlaçlar ayrı yazılır.

Cümle bitişinde noktalama yapılır. Boşluk bırakılır, yeni cümleye büyük harfle başlanır.

Dilimiz kadar, edebiyatımıza da özen gösterelim.

Arşiv

Sosyal Medya’da Biz

  • Facebook
  • İnstagram
  • Twitter

Entelektüel Künyemiz!

Online Bilgi İletişim, Sanat ve Medya Hizmetleri, (ICAM | Information, Communication, Art and Media Network) Bilgiağı Yayın Grubu bileşeni YAZAR PORTAL, her gün yenilenen güncel yayınıyla birbirinden değerli köşe yazarlarının özgün makalelerini Türk ve dünya kültür mirasına sunmaktan gurur duyar.

Yazar Portal, günlük, çevrimiçi (interaktif) Köşe Yazarı Gazetesi, basın meslek ilkelerini ve genel yayın etik ilkelerini kabul eder.

Yayın Kurulu

Kent Akademisi Dergisi

Kent Akademisi | Kent Kültürü ve Yönetimi Dergisi
Urban Academy | Journal of Urban Culture and Management

Ayın Kitabı

Yazarımız, Sedayi ALTUN’dan,

“Bir Eğitim Yolcusu” adlı güzel bir eser. Yazarımızın eseri, yine bir yazarımız ve Karadeniz Şairler ve Yazarlar Derneği yönetim kurulu üyemizin sahibi olduğu Ateş Yayınlarından çıkmıştır. Kendilerini kutluyoruz.

Gazetemiz TİGAD Üyesidir

YAZAR PORTAL

JENAS

Journal of Environmental and Natural Search

Yayın Referans Lisansı

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.

Bilim & Teknoloji

Eğitim & Kültür

Genel Eğitim

Kişisel Gelişim

Çocuk Gelişimi

Anı & Günce

Spor

Kitap İncelemesi

Film & Sinema Eleştirisi

Gezi Yazısı

Öykü Tefrikaları

Roman Tefrikaları

Röportaj

Medya

Edebiyat & Sanat

Sağlık & Beslenme

Ekonomi & Finans

Siyaset & Politika

Genç Kalemler

Magazin

Şiir

Künye

Köşe Yazarları

Yazar Müracatı

Yazar Girişi

Yazar Olma Dilekçesi

Yayın İlkeleri

Yayın Grubumuz

Misyon

Logo

Reklam Tarifesi

Gizlilik Politikası

İletişim

E-Posta

Üye Ol

BİLGİ, İLETİŞİM, SANAT ve MEDYA HİZMETLERİ YAYIN GRUBU

 INFORMATION, COMMUNICATION, ART and MEDIA PUBLISHING GROUP

© ICAM Publishing

Gazetemiz www.yazarportal.com, (Yazarportal) basın meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Yazıların tüm hukuksal hakları yazarlarına aittir. Yazarlarımızın izni olmaksızın, yazılar, hiç bir yerde kaynak gösterilmeksizin kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz.

Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta

© 2008 - 2021 Yazar Portal | Türkiye Interaktif Köşe Yazarı Gazetesi

Yeniden Hoşgeldin

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Şifrenimi unuttun?

Parolanızı alın

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap