Balkondaki kilim, üç gündür işkencedeydi. Sandalyeye takılıydı. Kurumuş olsa da bakan eden yoktu. Dağın fırtınası, yağmuru beraberinde getirmiş ve sandalye yere düşmüştü. Rüstem dayı da balkonun altında, bekliyordu.
Rüzgâr, yağmuru savuruyor ve dayıyı ıslatıyordu. Dayı balkonun altında çıkıp ıslanmayacağı bir yere kaçmak istedi. Sepetini sırtladı ve tam çıkıyordu ki, balkondan düşen kilim dayının başından sırtına doğru yayıldı.
Rüstem dayı, katırın kilimle örtülmesi gibi kapanmıştı. Kilimin başından ve yanlardan sular akmaya başladı. Sokakta yürüyen dayı, herkes gibi koşuşturmuyor, normal yürüyordu. Çünkü kilim sayesinde ıslanmıyordu.
Dolmuşçudan, bir saat sonra gideceği cevabını alınca durmadı. Kilimin baş tarafını tutmasa yağmur ve rüzgâr atacaktı. Zor da olsa eve vardı. Kapıyı çaldı. Hanımı kapıyı açtı. Nerede ise kimsin diyecekti. Gülmeye başladı. Nedir o kilimin hali, dedi.
Rüstem dayı, bırak geçeyim anlatırım, dedi.
Kilim, korunma örtüm, yoksa kuru yerim kalmazdı, dedi. Kilimin balkon macerasını anlattı. Yarın yerine vereceğim, dedi. Hanımı, halıyı iskemlelerin üzerine asarım, dedi.
Rüstem dayı, kilime halı dedin, birinin yanında söylesen gülerler, dedi. Hanımı dil sürtmesi halı değil kilim, dedi. Sırtına kilimi geçirdin yakıştı da dedi. Dayı kilimin başından itibaren vücudunu nasıl kapladığını anlattı ve güldüler.
Kilimin uçlarından sızan sular, bende kuru yer bırakmazdı. Hastalık geliyorum, derdi. Yarın balkonlu eve teslim ederim. İşin kötü tarafı kilim su tuttukça ağırlaştı. Zor taşıdım, zaten sırtımda sepet ağırdı, tüm gayretimle gelebildim.
Yağmurun tehlikeli yanı toprağı havalandırmasıydı. Havalanan toprak heyelana uğrayabilirdi. Korkum heyelan, dedi.
Balkonun altında ip olsaydı, kilimi vücuduma iyice sarardım ve hiçbir şekilde ıslanmazdım. Yine de büyük şans kilim konusu, dedi.
Yağmur rüzgârla gelmeseydi, balkonun altında ıslama olayı gerçekleşmezdi. Fakat öyle yandan ıslatıyor ki önüne geçmek mümkün değildi.
Köy sapağına yaklaştığında, kilime takılan köpek, dayıyı geriye çekmeye başladı. Kilim başından ve sırtından düştü. Dayı sepeti bırakıp koşmaya başladı ve kilimi tutmaya çalıştı. Köpek korkup kaçınca dayı kilimi aldı. Yine de kuru tarafını başına aldı ve sepetine gitti. Komşu kadına rastladım. Gerçekten suya batmış gibiydi. Kuru yeri kalmamak böyle bir şey işte dedi. Sepeti ve aldıkları da su içerisindeydi. Su olmasaydım, yarısını keser örtünürdüm, dedi. Dayı ne diyorsun, evin kilimi kesilir mi,
dedi.
Komşu hayal kuruyordu. Ona rüya mı görüyorsun, dedim.
Dolmuşu akıl edemedin mi? Komşu bekleyemezdim, yağmuru bu kadar erken geleceğini düşünmedim, dedi.
Hasan TANRIVERDİ















