Sabahın erken saatleri…
Daha insanlar güne başlamadan mahalle aralarında yankılanan korna sesleri ve hoparlörden yapılan yüksek sesli satış anonsları günün ilk gürültüsünü oluşturuyor.
Ardından öğle saatleri, akşamüstü derken aynı manzara tekrar ediyor.
Hurdacı, halıcı, yumurtacı, cevizci, mısırcı, sarımsakçı, terlikçi, karpuzcu, haşere ilaççısı ve daha niceleri…
Özellikle orta ve dar gelirli mahallelerde bu tablo artık sıradan bir görüntü hâline geldi.
Dikkat çeken nokta ise aynı yoğunluğun varlıklı semtlerde neredeyse hiç görülmemesidir. Bu durum, mahalle sakinlerinin günlük yaşamını ve huzurunu ciddi şekilde etkilemektedir.
Elbette vergisini veren, ruhsatlı şekilde çalışan esnafımızın ve pazarcı esnafımızın her zaman yanındayım.
Onlar alın teriyle geçimini sağlayan, ülke ekonomisine katkı sunan, yasal sorumluluklarını yerine getiren vatandaşlarımızdır.
Ancak kayıt dışı çalışan, vergisini vermeyen, herhangi bir denetime tabi olmadan gün boyu aynı mahallelerde defalarca dolaşarak yüksek sesle satış yapan kişilere karşı ilgili kurumların daha etkin denetim yapması gerektiğine inanıyorum.
Çünkü mesele yalnızca gürültü değildir.
Bu durum aynı zamanda kayıt dışı ekonomi, haksız rekabet, vergi kaybı, çevre düzeni ve kamu huzuru açısından da değerlendirilmelidir.
Vergisini ödeyen, kira veren ve tüm yasal yükümlülüklerini yerine getiren esnafın; hiçbir yükümlülüğü olmadan çalışan kişiler karşısında mağdur edilmesi adalet duygusunu da zedelemektedir.
İlçe belediyeleri, büyükşehir belediyeleri, zabıta ekipleri, kaymakamlıklar, valilikler ve mahalle muhtarları bu konuda ortak hareket etmelidir.
Kayıt dışı faaliyet gösteren seyyar satıcılara gerekli yasal işlemler uygulanmalı, mevzuatın öngördüğü yaptırımlar kararlılıkla hayata geçirilmelidir.
Yasal yükümlülüklerini yerine getirenler ise belirli kurallar çerçevesinde faaliyet göstermeli; aynı mahalleyi gün boyunca defalarca dolaşarak vatandaşların huzurunu bozmamalıdır.
Ayrıca belediyeler tarafından belirli satış güzergâhları ve saat uygulamaları oluşturulabilir. Böylece hem vatandaş mağdur olmaz hem de kurallara uyan satıcılar faaliyetlerini düzen içerisinde sürdürebilir.
Düzen, yasak anlamına gelmez; düzen, herkesin hakkını koruyan ortak yaşam kültürüdür.
Unutulmamalıdır ki bu mahallelerde vardiyalı çalışanlar, gece mesaisinden çıkan emekçiler, bebekli aileler, yaşlılar, hastalar, engelli vatandaşlarımız ve evden çalışan insanlar yaşamaktadır.
Dinlenmek herkesin en doğal hakkıdır.
Her mahallenin belirli günlerde kurulan semt pazarı zaten bulunmaktadır. Bu nedenle günün her saatinde aynı bölgelerde kontrolsüz satış yapılmasının yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir.
Muhtarlar mahalle girişlerine bilgilendirme levhaları yerleştirerek belirli saatler dışında yüksek sesle satış yapılmaması konusunda farkındalık oluşturabilir.
Teknolojinin geliştiği günümüzde birçok ürün artık dijital platformlar üzerinden de satılabiliyor. Bu nedenle mahalle düzenini bozacak yöntemler yerine daha çağdaş ve kurallı ticaret anlayışının teşvik edilmesi hem satıcının hem de vatandaşın yararına olacaktır.
Ayrıca erken yaşta emekli olup kayıt dışı çalışmak yerine resmî olarak sosyal güvenlik destek primi kapsamında çalışılması; hem devletimize vergi geliri sağlayacak hem de çalışan kişilere sosyal güvence kazandıracaktır. Kayıtlı ekonomi güçlendikçe hem kamu gelirleri artacak hem de haksız rekabet önemli ölçüde azalacaktır.
Amaç kimsenin ekmeğiyle oynamak değildir.
Amaç; dürüst esnafı korumak, vatandaşın huzurunu sağlamak, kayıt dışı ekonomiyi azaltmak ve şehir yaşamında ortak kuralları hâkim kılmaktır.
Sessiz, düzenli ve huzurlu mahalleler hepimizin ortak hakkıdır. Kurallar herkes için eşit uygulandığında kazanan sadece devlet değil; esnafımız, vatandaşımız ve toplumun tamamı olacaktır.
Araştırmacı Yazar | İsmail Yaman
📧 yazarismailyaman@gmail.com
📞 WhatsApp: 0541 850 78 84















