LEYLAKLAR
Sevginin rengi gibi salkım salkım açan yâr
Uzat elini bana, bak yine geldi bahar
Dağların mor sümbülü, dalların kızı leylak
Kendini bulmak için gözlerime iyi bak
Mor, eflatun saçların, bukle bukle örülsün
Gönlümün defterinde ilk aşk kadar köklüsün
Her mevsim geldiğinde gönlüm seni anacak
Kendini görmek için gözlerime iyi bak
Sene1977, mevsim bahar, ben çiçeği burnunda bir öğrenciyim. Ankara’nın havası kurşun gibi ağır ve puslu ama Fen Fakültesi rüya gibiydi.İçim kıpır kıpır yeni bir şehrin kucağında doğmaktayım.Hem hayatın hem mevsimin baharındayım.Bahçede elvan çeşit ağaçlar, çiçekler var. Benimse kanat takılmış omuzlarıma sanki.Başımın üstünde eflâtun salkımlar bana gülüyor. Leylakları ilk defa görüyordum. Bizim Şardağı’nın çıplak kaya diplerinde dik duruşlu minik mor sümbüllerin açınca lilâya dönerdi renkleri.İşte onların Ankara dallarında açılmış büyük atasıydı sanki bunlar. Salkım salkım leylaklar, küçükken üzerimden çıkartmak istemediğim mor renkli pantolonum ve lila bluzumu hatırlatırdı. Annem fazla izin vermezdi onları giymeme.Temize giymek içindi onlar çünkü. Matematik binasının hemen dibindeydi leylaklar. Gözüm onlardayken birgün yaşlı bahçıvan, birkaç dal uzatıyor kucağıma.Aman Allah’ım! Kitap arasında pörsüdükçe kokusu dahada efsunluyordu.Bahçıvan amca her gün kucak dolusu getirir kantine, ben gömülürdüm onları koklamaya.
Okula veda ettikten on yıl sonra ancak yolum düşmüştü Ankara’ya. Yine bir leylak vaktiydi. Bahçede beni tanıyan yok diye içgeçiriyordum. Dört sene buralarda gezen, kahkaha atan, ağlayan, her köşesinde resimleri olan ben değildim sanki. İçim buruk anı bahçesinde geziyordum ki; bir de ne göreyim, o yaşlı bahçıvan hâlâ orada. Beni hatırladığını söylüyor. Ben içimden, hatırlamışlık yapıyor diye düşünürken, birden kayboluyor. Nereye kaçtı bu adam? demeye kalmıyor, kucağında bir demet leylakla geri geliyor. Leylak seven kızı hatırladığını kanıtlamak istercesine. Aslında onun herkese yaptığı bir hareketti bu ama ben üzerime alıyorum ve başlıyorum ağlamaya…
Anılarımda efsanevi bir yeri olan leylakları, ölümsüzleştirmek için; tuvalime yansıtırken, mısralarıma da döküverdim onları.
Resim ve yazı: Asuman Soydan















