Yazar Portal | Turkiye'nin Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Kuyunun Çıkrığı


13 Şubat 2020 00:02

Yorum Yapılmamış

Yaz aylarında çekilen kuraklık, mahalleliyi su aramaya zorlamıştı. Aileler, “Kuyu açılmasını ve suyunu istemiyor.” Diyerek olur olmaz yerde birbirlerini suçlamaya başlamışlardı.

Mahallemizin büyüklerinden İbrahim amca, sert mizacına ve az konuşmasına rağmen kuyu konusunda gerekli diyaloğu olumlu bir şekilde sürdürdü. Kardeşim görev yaptığı yerden, yeni yapılmış çıkrık satın aldı. Çıkrığı İbrahim amcaya vererek, bu işteki öncülüğüne devam etmesini istedi.

İbrahim amca, “Suyu arayan adamı” bulacak ve kuyu yerini tespit ettirecekti. “Çatallı bir dut dalı” ile suyu arayan adam çıkageldi. Sonuçta bir yeri işaretledi. “Buranın altından su akıyor.” Dedi. İbrahim amca çıkrığı getirtti ve işaretli yere bıraktı.  

Kuyu kazıcılar nasıl başarıyorlardı, birbirimize sormadan edemiyorduk. “Kuyu” kelimesini duyunca içim daralıyor ve havasız kalıyordum.

Kuyu açmak, su adına sevinç kaynağı fakat ilk kazma vurma ile başlayan korkunç çukur. Derin bir korku. Öyle bir korku ki, ölüme davetiye. Kuyudan aşağıya kimseyi baktırmıyorlar, taş ve toprak düşer, diyorlardı.

Kuyuyu gözleyenler toprağın yapısına bakıyorlardı. Ne anlıyorlar sormuyorduk. Yalnız biraz daha derine inildiğinde toprağın nemini irdeliyorlardı. İkinci gün rastladıkları taşı normalde aşamadılar. Kazıcılardan biri, taşı dinamitleyeceklerini söylemiş. Telaş büyüktü, öyle ki, yemeği bile unuttular.

Gerekli aletler aşağıya indirildi ve taşın delinmesine çalışıldı. Tatil günüydü, kardeşimle dört defa çarşıya gittik ve istenilen malzemeyi aldık. Kuyu ustaları temkinli ve ağır çalışıyorlardı. Taşı parçalarlarsa dört metre sonra suya ulaşabiliriz diyorlardı. Mahallede heyecanlı bir bekleyiş vardı.

Akşam kararmadan yemek yendi ve taş olayı yarına kaldı. Mahallede ümitsiz bir hava esti.

Sabah erkenden taş patlatılmaya hazır hâle geldi. Kazıcı usta dışarı çıkacak ve yukarıdan patlama işlemi gerçekleşecekti. Kulaklar tıkandı ve geri sayım başladı. Boğuk bir gürültüyle dışarı fırlayan toz kütlesi, taşın yoldan çekildiğini ilan etti. Yüzler güldü, rahat bir nefes alındı.

Taş ve kopan toprak parçaları dışarı çekildi. Usta “Kuyunun önü açıldı.” Dedi.  

Kardeşim eline dut dalı aldı ve çimende sallamaya başladı. İbrahim amcanın duyması için bağırdı.  Suyu değil, “Artezyen” Buldum. Herkes gülmekten kırıldı.

Kuyu suyu dereden çeker diyen vardı. Dereden çekse en an yirmi metre eşilmeliydi. Yirmi metre olamazdı. Çünkü, toprak nemli gelmeye başlamıştı. Mahalleli suya kavuşma bayramına hazırlığa başlamalıydı.

Dördüncü güne gelindi. Evinin işini bitiren kuyunun yanına koşuyordu. Şehir suyunu gündeme getirenler de oluyordu. Şehir suyu evin içinde fakat kuyu suyu temiz çıkarsa içme suyu olarak kullanabilirdi.

Çıkrık, kuyunun yanında sarılmış hâlde bekliyordu. Çıkrık kaldıraç gibi suyun halatla yukarı çekilmesini sağlıyordu. İnsan gücüne bağlı çalışıyordu. Çıkrık yılların el aletiydi. Herhangi bir yeniliği yoktu. Kolay kullanılırdı. Yeter ki bu kadar zahmetin sonunda kaynak suya erişilsin.

Kuyudan suyun çıkacağına bir türlü inanmayanlar artık yelkenleri suya indirdiler. Suyun kaynağına ulaşılmıştı. Bir metre daha derinleştirildikten sonra, kenarlar düzenlendi. Çimenden yukarısı taş ile örüldü. Yanlarına direkler çakılarak çıkrığa yer yapıldı. Halata kova bağlandı ve su çekilmeye başlandı. Kardeşim suyu tahlile götürdü ve temiz çıktı.

İnsanın kendine güvenmesi önemli. Gerçeklerden kaçmakla bir yere varılmıyordu. Tan yeri ağarırken, özellikle tatil günü kardeşim çıkrığın başına geçer gelenin su kabına doldururdu.

Yaz günü bir bardak soğuk su, misafirlerin öyle hoşuna gidiyordu ki, su almaya gelenler bile oluyordu.

Çıkrığın sesi soğuk su demekti. Çalışmış ve başarmıştık.

Hasan TANRIVERDİ

    

Okunma Sayısı: 60

Yazarın Diğer Yazıları

Göremiyorum Duyamıyorum

Mavi denize karşı, zümrüt yeşili bitki örtüsünü, altın pencereli evleri ve çatısı eğrilmiş merekleri göremiyorum....

Eli TaşTutana Kadar

Paletlerin gıcırtısı arasında gelmişti dünyaya. Gözlerini top sesleriyle açmıştı. O sesler ki, bütün acımasızlığıyla sığınaklarda...

Başakçı Çocuk

Kuşluk vakti olduğu hâlde sıcak ve nemli hava bunaltmaya başlamıştı. Kahvaltıda isteksizde olsa bir şeyler...

Köfteci

Köfteci, orta boylu ve buğday tenliydi. Sert yüz kemiklerini kırçıl sakalı kapatıyordu. Yıllara adeta meydan...

Yaşama Sevinci

Kişilerin hayatı, rahatın peşinde koşmaktan ibarettir. Koşmak, fark edilmeyi sağlarken, yaşama sevincine de katkıda bulunmaktadır....

Yorum Yazın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

Yukarı