Allaha inanmak yetmez, cahiliye Arapları da Allah’a inanıyorlardı.ama onlara kafir dedi yüce Allah. Esmanın yansıması yoksa ahlâkımızda bu kafir olduğumuzun işareti de olabilir bir günah da. Eğer tevbe gereği duymuyorsak Küfrün işaretidir. Allah’ı Kur’anın öğrettiği gibi kabul eden, çirkin ahlâkından niye dönmesin… Veya niye yanlış bulmasın.
Kuran esmayı öğretti ve esmanın ibadetteki ve ahlâktaki yansımalarnı da öğretti. Nelerden tevbe edeceğimiz. Hangi ahlâkı yanlış bulacağımız belli. Neleri ibadet sayalım, belli haramlar da belli… Bunlar esmanın yansımalarıdır. Bunları inkâr Allah inancımızdaki bozukluğun bir işaretidir…
Kur’ana göre Allahı tanıyalım ve güzel ahlakla, ibadetlerle ona sığınalım yaklaşalım. Hırsız hırsızlığını terketmeden, zani zinadan vazgeçmeden istediği kadar euzu çeksin şeytana yakındır. Şeytanla bağnı kesmeli. Yani zinasından tevbe etmeli ki Allaha sığınması gerçekleşsin.
Yeryüzünde ilahı olmayan toplu var mı? Kafir diyoruz onlara neden mi? Kur’ana göre tanımalıydılar Allahı…
Kur’anı okumuyoruz ve öğrenmiyoruz. Ama Allahı tanıdığımızı iddia ediyoruz. Belki kâfir kabul ediyor yüce Allah bizi tıpkı cahiliye Araplarını kafir kabul ettiği gibi. Senin mü’minlik iddian bir şeyi değiştirmez. Ahlakını güzelleştir, veya kötü ahlaklarının kötülüğünü kabul et. “Kur’andan bir ayetin inkarı küfürdür” denilmiş. Bir ibadeti ibadet kabul etmezsen, Mü’minlik iddian boştur.
Yüce Rabbim sen Kur’anda kendini tanıttığın gibisin. Bize de nasip et seni doğru tanımamızı. Kainat ile de Allah kendini tanıttı. Aklın görevi Allahı tanımak… Allahı doğru tanıyan mü’minlere selam olsun… Dünyalarıda ahiretleri de cennet olsun.
Asimiyiz… Allahı tanıdık mı? Tanısak aşık oluruz. Abit oluruz, zakir oluruz, şakir oluruz… Yüce Allah günahlarımızı bağışlasın. Onu doğru tanıdığımız ahlakımızdan da belli olmalıydı…
Ah Abdullah Elindeki Saz Ağlasın
Dünya sana gurbet
Ah Abdullah elindeki saz ağlasın
Bir de sıladan ayrıldın…
Ben de düştüm gurbete
Bilirim gurbeti
Haram eder şerbeti
Ah Abdullah elindeki saz ağlasın
Gurbettesin
Komşu köyün yiğidi Abdullah
Gurbete düştün
Ah Abdullah elindeki saz ağlasın
Duydum ki
Gurbetin ateş oldu
Ağladım haline
Ah Abdullah elindeki saz ağlasın
Dilindeki söz ağlasın
Sanma sana Mısır olur bu gurbet
Senin gurbetin cimri zindan olur bu gurbet
Ah Abdullah elindeki saz ağlasın
Sandın şerbet olur derdine gurbet
Ev verir bark verir bu gurbet dert verir
İnsan bırakıp da gelir mi bu gurbete doğup-büyüdüğü köyünü
Ah Abdullah elindeki saz ağlasın
Gurbete düşmüş bir Abdullah
Ateşli söylüyor türküleri Abdullah
Zalim gurbeti
Göz yaşlarında ateş var Abdullahın
Gurbeti ateş
Gurbette akşamlar bilsen ne ateş
Akşam olunca yanar garipler
Gurbeti zalimmiş
Abdullah ağlarmış evin duvarları ağlarmış…
Güneş batınca kapanınca komşuların kapıları
Yardan uzak
Anadan uzak
Kalınır mı be Abdullah
Garip Abdullah
Bilmez miyim gurbeti
Ateş yakmaz ibrahimdir gönlü gurbet yakar
Ah Abdullah elindeki saz ağlasın
Ateş yakmaz İbrahimi tek hasret yakar
Gönlüm de İbrahim gibi yandı dünya gurbetinde.
Hamdi Oruç





















