İşlevi mi?
Görüntüsü mü?
Yoksa,
Çağrıştırdıkları mı?
Kimine göre hiçbiri,
Kimine göre göresi bile yok.
Olması için görmek gerekir.
Görücüye çıkmış kristal çizgileri…
Belki de ruh dünyanızdan,
Bir çizik dahi olsa,
Kristalden bir parça bulabilirsiniz.
Hatıraları;
Kiminin genç kızlığındaki çeyizlik hayali,
Kiminin gerçeğini alamayıp,
Sahtesini çeyizine koyabildiğindeki,
Mutluluğunun sebebi.
Bardak,
Kristal adı altında,
Bulunmaz hint kumaşı misaline dönünce,
Ne içsen mucizevi tada bürünüveriyor.
Büyüklü küçüklü,
Tablalı tablasız,
Altılı on ikili,
Hatta yirmidörtlü için,
İki tane onikili biriktirmek zorunda olduğun,
Görebilsinler diye yardımcı rolden çıkamayan,
Derin ve ince çizgili kristaller.
Su ve deterjanlar,
Yaşlanma karşıtı pahalı kremler gibi,
Sığlaştırıverir derin çizgilerini.
Birinin başa, diğerinin sona doğru,
Yolculuğudur aslında.
Yolun sonunu bekleyiverir.
Tablasından, yoldaşından gördüğü gibi.
Hem yolun sonundaki hüznü,
Hem de daha çok elle tanışmanın,
Mutluluğunu yaşar,
Yaşıyormuş gibi.
Su ve deterjan,
Pak olmanın,
Sevincini kursağında bırakan ikili.
Yıllar yüzünde çizgiler bırakır,
Lekeler oluşturur,
Acımasızca.
Hiçbir şeye acımadığı gibi.
Sahte de olsa,
Gerçek de olsa,
Ne de olsa, aynı yolun yolcusu.
Er ya da geç bulacaklar kendilerini.
Ya paramparça olmuş halde,
Ya da,
Artık istenmediği,
Modası geçtiği için,
Terkedilmişlerden.
Ve
Artık veda vakti.
Pürüzsüzleştikçe yaklaşan veda…
Tekrar aynı hislerde geri dönmeyeceğim için,
Başka mutluluklarda,
Başka hislerde,
Sonu geldikçe güzelleşen,
Güzelliklerde veda…
Uzatmayacağım…






















