Vaktiyle oğlum doğum günümde bana bir hediye sunmuştu. Hediye paketinden Tao Felsefesi, içeren bir kitap çıkmıştı.
3000 yıl öncesi felsefesini keyifle okudum.
İçinde öyle anlamlı kıssadan öyküler vardı ki…
Anımsadığım kadarıyla birini sizlere yazmaya çalışacağım…
…
…Zamanın birinde bir hükümdar başka bir ülkenin hükümdarına elçi gönderir. Elçi yanında hediye sunar. Hediyeyi açan hükümdar, insan pisliği ve bir kaşık görür. Yanındaki vezirler öfkeyle akıl yürütürler.
” Hünkarım bu bize ve ülkemize küfür ve bir hakarettir.”
” Hünkarım bu bir savaş nedenidir. Derhal ordumuza emir verip saldıralım.”
Hükümdar düşünür ve karar vermek için tüm vezirlerini ve ihtiyarlar heyetini toplanmasını emreder.
Divandaki herkesi tek tek dinler. Ama hiçbirinin fikirlerini kabul etmez.
Çünkü herkes savaş sebebi olarak görür.
Oturumu kapatmadan önce kendi düşüncesini açıklar:
Sarayının iyi açılarının en lezzetli pastayı pişirmelerini ister. Ve derhal yerine getirilmesini emreder.
Pasta pişirilir ve yanına altın kaşık konur. Hediye paketi ile süslenip komşu ülkenin hükümdarına gönderilmesini emreder.
İnsan pisliği gönderen hükümdara elçisiyle o paketi gönderir.
Hediye paketini açan hükümdar, pastayı ve altın kaşığın yanında bir de mektup görür.
Mektubu açıp okur:
” Herkes ne yiyorsa, sevdiğine onu hediye olarak verir.”
…Kalın sağlıcakla.
Emine Pişiren/ Kocaeli






















