Niyazi’ye haber salmışlardı. Sürü kırkılmaya başlanmış diye. Niyazi, Doğu illerinden yün alımından yeni dönmüştü. Fakat piyasadan memnun değildi. Yün az ve pahalıydı. Çünkü hayvanları kesime göndermişlerdi.
Kırkım Niyazi, şanslıydı. Hava dağlarda açmış sis vadilere gizlenmişti. Çalışanlara kamyonu temizleyin, yiyecekleri alın ve yarın sabah çıkalım, dedi.
Kırkım Niyazi, orta boylu, iri ve yuvarlak gözlüydü. Kol ve bacakları vücuduna sonradan takılmış gibiydi. Yürürken de oynuyordu. Kırkım, salındım fazla, diyordu. Başındaki kalpağı çıkartmazdı. Çehresi, kırmızı ve yamaçtaki patikalar gibi yol yoldu. Sıkıntılarımın nereden geldiği belli olmuyor, diyordu.
Kırkım Niyazi, işine odaklıydı. Kimseye yapacağı işi söylemez ve de karıştırmazdı. “Babamdan öğrendim,” derdi. Kamyonu da tır gibi kapalıydı. Yün alımına babasından sonra başlamıştı. İş disiplinini aynen sürdürürdü. Yünü alırsan satmaya acele etmeyeceksin. Alıcı seni gelir bulur, derdi.
Kırkım Niyazi, yüne değer kazandırıyorum, diyordu. Çünkü yünü, çiçekli ve motifli bezler içerisine dolduruyorum. Minder, yastık, yatak ve yorgan yapıp satıyorum. Yünü herkesin, sevdiğine alacağı hediye haline getireceğim, diyordu.
Yünün güzelliğine, bakan gözler kamaşacak ve ruhu sevinecek, diyordu.
Niyazi, yün sağlıktır. Yün giymek sağlığa verilecek en büyük değerdir. Yünü tanıyanın, sağlığı ve sıhhati kıymetlidir, diyordu.
Kırkım Niyazi, işini doğru yapar, hakkaniyetten ayrılmazdı. Hile nedir bilmezdi. “Yünün alıcısı çoktur, altın gibidir,” derdi.
Kamyonuyla düzlüğe çıktı. Üç sürünün yününü alacaktı. Sürü sahiplerine düşündüklerinden yüksek fiyat verdi. Çünkü, yün piyasada az onun için pahalı. Hatta bir ay içerisinde fiyat artarsa üzerini veririm, dedi.
Sürü sahiplerine para verdi. Kamyonu yükledi ve sahile döndü. İstekleri varsa kalanı almak için sabahtan geleceğini söyledi.
Kamyondan üç genç yün kaçırmaya çalışınca, çobanlar köpekleri üzerlerine saldı. Köpekler gençleri yakaladığı gibi başlarında beklediler. Niyazi onları da afetti. Yalnız bir daha yakalarsak bizden günah gitti, dedi.
Sahile indiklerinde alaca karanlık çökmüştü. Tesislerde yünler yıkanacak ve kurutulacaktı. İşlemler makineyle yapılıyordu.
Niyazi ticaret merkeziyle anlaşmış, yatak ve yorganları şimdiden satmıştı.
Doğunun yünleri biraz daha uzundu. Buranın yünü daha kısa fakat yumuşaktı.
Yiyecekleri ve açılır masayı da kamyona koydu ve düzlüğe çıktılar.
Hasan TANRIVERDİ














