KIRIK SANDALYE
Bir sanat eserini; hiçbir zaman sanatçı, büyük keşfi de bilginler komitesi, yapmış değildir.
Sınıfta bu söz, tartışılacaktı. Sınav döneminde yoğun çalışırken, içimizden, iki muzip çıkmış ve kırık sandalyeyi öğretmenin kürsüsüne yerleştirmişti. Bazen yapılan espri de akıl ölçüsünde değerlendirmeye ihtiyaç duyar. Bir anlık dikkatsiz bir kararla öğretmeni kırık sandalyeye oturtmak hangi aklın eseriydi.
Olayı hiç kimsenin kabul etmeyeceğini tahmin ediyorum. Bir anda birinin aklına gelmiş olabilir. Fakat matematik öğretmeni, ciddi ve şaka yapmayan bir şahsiyetti. Ciddiyetini her zaman korurdu.
İnsanın bilinçli hali, akarsu gibidir. Hem değişir ve hem de akmaya devam eder. İki öğrenci de nehir gibi akarken, değişime uygun, böyle bir olayı işleme koydular.
Öğretmenimizin, “günaydın” selamını sınıf olarak birlikte aldık.
Sınıf olarak, soruların çözümüyle ilgileniyorduk. Sanki farklı bir ortamdaydık. Sorular, öğretmenin bir hafta önce verdikleriydi. Öğretmene vereceğimiz cevabı arıyorduk. Rakamlar gözümüzden kayıyordu.
Sayfalar dolduğu halde, net bir sonuca varamadık. Varmış olsak da açıkçası bilemiyorduk. Çiçeğin başında vızıldayan arı gibi, sesimizi duyurmanın peşindeyiz. Çareyi rakamlarda arıyoruz. Son beş dakika dediğinde, telaşlanmadık.
Yapılacak bir şeyin olmadığını anlıyoruz. Artık öğretmen oturacak ki soruları çözsün. Öğrencilerden biri de söylediğini tahtaya aktarsın.
Öğretmen oturmak için sandalyeye değdiği anda, kırık olduğunu anlayıp da ayağa kalkamıyor. Büyük bir gürültüyle yere yığılıyor.
Çocukça bir espri ve çocukça kurtuluş. Allahtan öğretmenimize bir şey olmuyor. Tepkimizi ah ve vahlarla ortaya koyuyoruz. Öğretmenimizi ayağa kaldırıyoruz.
Sandalye kırıldı, düştünüz bir şey olmadı ya diyerek hep birlikte seslendiriyoruz.
Öğretmen “sandalyenin kırılacağı varmış,” dedi. Başka bir yorum yapmadı.
Öğretmen, “hayat matematik sorusu gibi bazen kişiyi kuyuya indirir. Bazen de kaleye çıkarır. Beni kaleden indiremedi,” dedi.
Sandalyenin kırılması, soru olma vasfını kazandı. Kırılma olayına odaklanan öğrenciler, aralarında tartıştılar. Fakat mantıklı bir sonuca varamadılar.
Arkadaşlar arasında, heyecansız bir çözüm süreci başladı.
Yalnız kim yaptı sorusu ortaya atılmadı.
Hasan TANRIVERDİ















