Kalaycının ocağı şehir mezarlığının karşısındaydı. Kalaycı genç sayılırdı. Normal boylu, siyah saçlı ve kırmızı yüzlüydü. Ocağın karşısında iki gün durun bakın yüzünüz nasıl kızarıyor. Adeta yanmış gibi oluyor, diyordu.
Çevresine duyarlı ve dürüst çalışırdı. Yaşını belirtmek için, yaşlılar limanına henüz girmedim. Genç kalmanı neye borçlusun dendiğinde, ocağıma sığınmaktır, derdi.
Yanındakileri çağırmıyorlar mı? Diye soranlara da iyi insanlar yerimiz geniş değil, kalabalık yapmayınız, diyorlar.
Kalaycı nüktedandı, işinde titizdi. Baharda kalayladığım kaplarda güller açacak, diyordu. Gül yüzünüzü güldürür, kalay parlatır, derdi. Hayale kapılıp tutkularınla baş başa kalmayacak ve hırsına yenik düşmeyeceksin. Sevgi atmosferini gözetleyeceksin.
Sağlıklı olmak çalışmaktan geçer.
Yardımsever halin, yaşatırken, ihtirasların ise, sonunu getirir, derdi.
Müşteri geldiğinde, sağanlarımı almak istiyorum, dediğinde, heyecana kapılma, ilk işim onlar olacak demelisin. Kalaycı mezarlığa cenazeyi girerken gördüğünde, “hayattan bir çivi daha söküldü,” derdi.
Kalaycı soranlarına cevap verir, fakat uzun uzadıya anlatmazdı. Çünkü gelenekler kişiyi beşikte karşılar, mezarda bırakırdı. Benim de her şeyi anlatmak gibi bir geleneğe sahip değilim, çünkü, gözden uzağım.
Geleneklerde doğrular önemlidir. Kalayı kabına göre yaparsın, derdi.
İbrikler için yarın sabah hazırlıklarımızı yapalım. Geldiğimizde hemen başlarız, dedi. İbrikler çok bozuktu, ezilmişlerdi. Yapılacak olan bunları müşterinin gönlüne göre düzenlemektir, dedi.
İstediğimiz ücreti içine sindiremedi ve imkânım olsa ben de yaparım. Ona irade meselesi, yaparsın ama hemen değil, çalışmak gerekir. Kısmet ayağına gelir, dedi.
Müşteri hamur yoğurduğu leğenin kalaylanmasını istedi. Kalaycı, öğleden sonra gel dedi. Müşteri hemen olmaz mı dedi. Kalaycı o kadar kolay olsa hani. Leğeni önce iyice temizledi ve eğik yerlerini düzenledi.
Kalayını yaptığı leğen yenisinden farksız hale geldi. Müşteri çok beğendi. Ustalığına gönül sevgisini de kattığını söyledi.
Sabah, komşusunun vefatını öğrenen Kalaycı, iğne ile kuyu kazıyordu.
Hayattan bir çivi daha söküldü, dedi.
Hasan TANRIVERDİ















