İzmir, dayanışmayı en iyi bilen şehirlerden biri…
İzmir depreminde birlik olduk.
Orman yangınlarında birlik olduk.
Koronavirüs günlerinde birlik olduk.
Askıda ekmek kampanyalarında birlik olduk.
Zor günlerde birbirimize omuz verdik.
Son olarak sendikanın iş bırakma eylemi sırasında da vatandaş, esnaf ve CHP örgütleri temizlik seferberliğiyle dayanışmanın güzel örneklerinden birini ortaya koydu.
İzmir insanı yine üzerine düşeni yaptı.
Aslında İzmirli, dayanışmayı çok seviyor.
Bozuk yollarda dikkatli araç kullanmayı öğrendi.
Su kesintilerinde tasarruf yapmayı öğrendi.
Elektrik kesintilerinde sabretmeyi öğrendi.
Çöp sorunları yaşandığında çevresini temiz tutmayı öğrendi.
Bazı mahallelerde vatandaşlar kendi imkânlarıyla çukurları kapatmayı bile öğrendi.
Doğrusu öğrenmediğimiz pek bir şey kalmadı.
Şimdi sırada park ve bahçelerin bakımı ile sivrisinek ilaçlaması mı var diye insan düşünmeden edemiyor.
Yakında mahallelerde şu duyurularla karşılaşırsak kimse şaşırmasın:
“Değerli vatandaşlarımız, hafta sonu mahallemizde toplu park bakımı ve sivrisinekle mücadele etkinliği düzenlenecektir. İlaçlama pompasını yanında getirenlere teşekkür edilir.”
Belki de her mahallede “Gönüllü Hizmet Timleri” kurulmalıdır.
Pazartesi yol tamiri…
Salı çöp toplama…
Çarşamba park bakımı…
Perşembe ilaçlama…
Cuma eksik kalan hizmetleri tamamlama günü…
Cumartesi dayanışma nöbeti…
Pazar günü ise dinlenme…
Yok, yok…
Bu kadar görev arasında dinlenmek de lüks sayılabilir!
Elbette bunların tamamı bir ironidir.
Çünkü vatandaşın görevi belediyecilik yapmak değildir.
Sorunları ilgili kurumlara bildirmek, yaşadığı kente sahip çıkmak ve ortak yaşam kültürünü korumaktır.
Video çekmek, fotoğraf paylaşmak ve sosyal medyada karalama kampanyalarına girişmek ise başvurulacak son yol olmalıdır.
Öncelikle sorunların ilgili kurumlara bildirilmesi, çözüm için sağlıklı iletişim kurulması gerekir.
Bir gerçeği de teslim etmek gerekir.
Belediye Başkanının iyi niyetli, çalışkan ve saygılı bir yönetim anlayışı ortaya koyma çabası inkâr edilemez.
Ancak hizmetlerin başarısı yalnızca iyi niyetle değil, sahadaki sonuçlarla ölçülür.
Vatandaşın günlük yaşamını olumsuz etkileyen çöp, yol, park ve ilaçlama gibi konularda yaşanan aksaklıkların giderilmesi için belediye bürokrasisinin, saha organizasyonunun ve hizmet süreçlerinin gözden geçirilmesi gerektiğini düşünenlerin sayısı her geçen gün artmaktadır.
Liyakat, verimlilik ve etkin denetim, kamu hizmetlerinin vazgeçilmezidir.
İzmir insanı üzerine düşeni fazlasıyla yapıyor.
Depremde yapıyor.
Yangında yapıyor.
Pandemide yapıyor.
Askıda ekmekte yapıyor.
Temizlik seferberliğinde yapıyor.
Esnafıyla yapıyor.
Mahallesiyle yapıyor.
Partilisiyle, partisiziyle yapıyor.
Çünkü İzmir, birlik olmayı bilen bir şehir.
Ancak dayanışma; vatandaşın belediyenin asli görevlerini üstlenmesi anlamına gelmez.
Dayanışma, herkesin kendi görevini en iyi şekilde yapmasıdır.
Çünkü vatandaş yolu yapıyorsa…
Çukuru kapatıyorsa…
Çevreyi temizliyorsa…
Tasarruf ediyorsa…
Parkı koruyorsa…
Dayanışmayı ayakta tutuyorsa…
Vatandaşlık görevini fazlasıyla yerine getiriyor demektir.
O halde geriye tek bir soru kalıyor:
Vatandaş belediyeciliği de öğrenirse…
Belediye ne yapacak?
Araştırmacı Yazar | İsmail Yaman
📧 yazarismailyaman@gmail.com
📞 WhatsApp: 0541 850 78 84
















