SPOR AYAKKABISI
Görevli, konuşmaya devam edin, dedi. Sigarasını çıkarttı, yakmadı. Burası müze. Müze olduğunu nereden bildin? Diye sordu.
Çocuk, kapının üzerinde yazıyor, dedi.
Yazının dışında anlamadın mı?
Çocuk, nereden anlayayım. Alışveriş mağazası gibi.
Tezgâh mı var, satıcımı yoksa mallar vitrinde mi? Saklı.
Çocuk, o kadarını fark etmedim. Aradığım bir çift spor ayakkabısı.
Bulsan alacak mıydın?
Çocuk, onun için geldim, alabilirdim.
Bir spor ayakkabısı da alamadın mı?
Çocuk, alamadın dediğin annemin iki aylığı. Nasıl alabilirim.
Çocuk, derin soluklandı. Ayak sesiyle irkildi. Sırtını pencereye döndü.
Annenin haberi var mı? Burada olduğundan.
Çocuk, ne yapayım, olsa ne olacak. Ayakkabımın olmadığını biliyor.
İnsan kendini kontrol etmelidir. Çalışır öderim diyerek, mağazadan ayakkabı alabilirdin, dedi. Çocuk ile kalkıp yandaki mağazaya girdiler. Çocuk durumunu anlattı. Çalışır öderim, dedi. Mağazacı kabul etmedi. Çocuk dışarı çıkarken, komiser içeriye girdi.
Komiser mağaza sahibine, çocuğa istediği spor ayakkabıyı verin. Ben ödeyeceğim. Yalnız uygun olsun, dedi. Çocuk ayakkabıları giydi ve sevinçten gözleri parladı. Komiserin elini öptü ve teşekkür etti.
Çocuk bir daha uygunsuz işler yapmayacağım, dedi.
Çocuk eve gittiğinde çok sevinçliydi. Annesi geldiğinde olanları tek tek anlattı. Söz veriyorum, çok çalışacağım. Okuldan artan günlerimde çalışacağım. Anne, babana da söyle de sevinsin, dedi.
Babası da sevindi, seni okutacağım. Oğlumuzla birlikte, yüzümüz gülecek, dedi.
Hasan TANRIVERDİ














