Halil Cibran, insanın içindeki adalet arayışını şöyle anlatır:
Bir adam mahkemeye gider ve yargıca şöyle der:
“Efendim, ben kendimi mahkûm etmek istiyorum.”
Yargıç şaşkınlıkla sorar:
“Hangi suçla?”
Adam cevap verir:
“Kendi ruhuma karşı adaletsiz davrandım. Başkalarına gösterdiğim merhametin zerresini bile kendimden esirgedim.”
Cibran der ki:
“İnsanın kendi içindeki adaleti bulması, dışarıdaki binlerce mahkemeden daha zordur. Çünkü insan, kendi kalbinin hem sanığı hem de kurtarıcısıdır.”
İnsan sürekli bir oluş, bir mücadele halindedir.
İçinde savaşır, büyür, gün gelir yorulur…
İşte tam da bu yüzden vardır:
“Kendi Hâlim.”
İnsanın zaman zaman sığındığı o kuytu, o dingin liman…Orası, iç dünyamızın son adalet terazisidir.
Çünkü orada savcı akıldır, hâkim kalp.
Çünkü orada koşulsuz bir sahipleniş, yargısız bir sevgi vardır.
Lakin o liman da her zaman sessiz değildir.
İsyanlar yükseldiğinde, iç savaş yeniden alevlenir. O alev yangına dönüşüp komşuları akıl ve kalp devreye girer. Yangını büyütmezler.
Eğer üçü birlikte konuşabilirlerse, alınacak tek karar bellidir: Ateşkes.
Ve masaya otururlar.
Kalp ” Sevmelisin,” der.
” Çünkü sevgi; anlayışla büyür, hoşgörüyle güçlenir, içimizdeki yangını söndürür.” Der
Akıl ” Affetmelisin,” der.
” Kalbe katılıyorum: Kendiyle uzun süre savaşmış bir insan, öfke ve yargıyı bırakır. Boşluk oluşur. İşte o boşluk sevgiyle dolar.”
Sevgi, en sert yargıyı bile yumuşatır.
İnsan kendini severse, hatalarını inkâr etmez ama kendini de incitmez.
Eksiklerini görür, ama küçümsemez.
Geçmişine bakar…ama artık öfkeyle değil, anlayışla.
Sevgi, içimizde kurulan o sert mahkemeyi dağıtır. İnsanı yargıç koltuğundan indirir
ve şefkatin yanına oturtur.
İşte o an…
İnsan kendine düşman olmaktan vazgeçer.
Ve “Kendi Hâlim” dediği yerde nihayet kendine ait olur.
Çünkü o yolda, yüreğin rotası asla şaşmaz.
Sevgiyle…
Emine Pişiren
@herkes























