Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Çarşamba, Ekim 7, 2026
  • Giriş Yap
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Anasayfa Yazarlar Mehmet GÖKSELLİ

İnsan İlişkilerinde Güven Krizi

Mehmet GÖKSELLİ Yazar Mehmet GÖKSELLİ
07 Ekim 2026
Mehmet GÖKSELLİ, Sosyoloji
0
İnsan İlişkilerinde Güven Krizi
400
Paylaşma
5k
Görüntülenme
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Bazı toplumlar ekonomik krizlerle, bazıları siyasi krizlerle sarsılır. Bizim zamanımızın en derin krizlerinden biri ise insanların birbirine bakarken hissettiği o görünmez tereddüttür: “Acaba bana gerçekten dürüst mü?”
Güven…
İnsan ilişkilerinin en sessiz kelimesidir.
Ne büyük cümlelere ihtiyaç duyar ne de gösterişli kanıtlara.
Bir insanın yanında kendiniz olabilmenizdir.
Telefonunuzu masaya bıraktığınızda içinizin rahat olmasıdır.
Bir sırrı anlattığınızda onun ertesi gün başkasının dilinde olmayacağını bilmektir.
Zor zamanınızda yanınızda duran kişinin, iyi gününüzde de sizi kıskanmayacağına inanmaktır.
Kısacası güven, insanın kendisini başka bir insanın yanında savunmasız bırakabilme cesaretidir.
Ve bugün bu cesareti kaybediyoruz.

Güvenin yerini kuşku alıyor

Artık insanlar sadece söylenenlere değil, söylenmeyenlere de anlam yüklüyor.
“Mesajı gördü, neden cevap vermedi?”
“Bana başka, ona başka mı konuşuyor?”
“Bu iyiliğin karşılığında benden ne isteyecek?”
“Gerçekten beni seviyor mu, yoksa yalnızca işine mi yarıyorum?”
“Bana verdiği sözün arkasında duracak mı?”
Bunlar basit sorular gibi görünebilir.
Değil.
Bunlar, insan ilişkilerinin ruhunda meydana gelen büyük değişimin küçük belirtileridir.
Çünkü güven azaldığında insan artık ilişki kurmaz; ilişkiyi denetlemeye başlar.
Dinlemek yerine sorgular.
Anlamak yerine araştırır.
İnanmak yerine kanıt ister.
Sevmek yerine kontrol eder.
Ve sonunda ilişki, iki insanın birbirine yakınlaştığı bir alan olmaktan çıkar; iki tarafın birbirini sürekli test ettiği bir sınava dönüşür.

En büyük yorgunluk: Sürekli tetikte olmak

Güvensiz insanın en büyük problemi yalnız kalmak değildir.
Sürekli tetikte yaşamaktır.
Birinin ses tonundaki değişikliği fark etmek…
Bir mesajdaki noktayı bile anlamlandırmaya çalışmak…
Bir bakışın arkasında başka bir niyet aramak…
Bir dostun başarısını samimi biçimde kutlamak yerine “Bunda ne var?” diye düşünmek…
Birinin size yaptığı iyiliğin arkasında mutlaka bir hesap olduğuna inanmak…
Bu hayat biçimi insana güvenlik sağlamaz.
Sadece yorgunluk verir.
Çünkü sürekli kuşku içinde yaşayan insan, karşısındaki insanı değil, kendi zihnini izlemeye başlar.
Bir süre sonra gerçek ile ihtimal birbirine karışır.
Ve insan, henüz yaşanmamış ihanetlerin acısını bile yaşamaya başlar.

Bir kez kırılan güven neden bu kadar zor onarılıyor?

Çünkü güven yalnızca karşıdaki insana duyulan inanç değildir.
Aynı zamanda kendi sezgilerimize duyduğumuz inançtır.
İhanete uğrayan bir insanın acısı sadece “Bana bunu yaptı” değildir.
Bir başka soru daha vardır:
“Ben bunu nasıl göremedim?”
İşte asıl yara çoğu zaman burada açılır.
İnsan kendisine kızmaya başlar.
Kendi sezgilerini sorgular.
Kendi seçimlerinden şüphe eder.
Sonra yeni insanlara geçmişteki insanların cezasını keser.
Yeni bir arkadaş gelir; eski hayal kırıklığının şüpheleriyle karşılanır.
Yeni bir ilişki başlar; eski ilişkinin korkuları masaya oturur.
Yeni bir yönetici gelir; eski yöneticinin bıraktığı güvensizlik onun üzerine giydirilir.
Böylece geçmiş, hiç hak etmediği halde geleceğin karar vericisi olur.
Dün yapılan ihanet, bugün tanıştığımız masum insanın hesabına yazılır.
Bu, güven krizinin en acı tarafıdır.

Sosyal medya: Güvensizliğin hızlandırılmış dünyası

Teknoloji insanları birbirine yaklaştırdı.
Ama bazen birbirimizi daha fazla sorgulamamıza da neden oldu.
Eskiden bir insanın hayatından haberdar olmak için onunla konuşmanız gerekirdi.
Şimdi birkaç dakika içinde kimlerle görüştüğünü, nerede olduğunu, neyi beğendiğini, kimin fotoğrafına yorum yaptığını görebiliyoruz.
Bilgi arttıkça güven artmadı.
Bazen tam tersine, şüphe arttı.
Çünkü insan zihni gördüğü her bilgiyi doğru yorumlayamıyor.
Bir beğeni ihanet olabiliyor.
Bir gecikmiş mesaj ilgisizlik.
Bir sessizlik suçluluk.
Bir farklılık gizli niyet.
Böylece dijital çağın paradokslarından biri ortaya çıkıyor:
Birbirimiz hakkında hiç olmadığı kadar çok şey biliyoruz; ama birbirimize eskisi kadar güvenmiyoruz.

Güven krizinin sadece özel hayatı yok

Meseleyi yalnızca sevgililer, eşler, arkadaşlar üzerinden konuşmak eksik kalır.
Çünkü güven aynı zamanda toplumsal bir sermayedir.
İnsan, ailesine güvenmediği kadar kurumlara da güvenmiyorsa; iş arkadaşına güvenmediği kadar sisteme de güvenmiyorsa; verdiği emeğin karşılığını alamayacağına inanıyorsa, burada artık bireysel bir problemden söz edemeyiz.
Toplumun kendisinde bir güven erozyonu vardır.
Nitekim OECD’nin 2026 tarihli güncel güven araştırmasında, OECD ülkelerinde ulusal hükümete yüksek veya orta-yüksek düzeyde güven bildirenlerin oranı ortalama yüzde 40 iken, düşük veya hiç güven bildirmeyenlerin oranı yüzde 43 olarak ölçülüyor. Araştırma ayrıca güvenin yalnızca sonuçlarla değil; kurumların adil, dürüst, açık, güvenilir ve insanlara karşı duyarlı olduğuna ilişkin algılarla da bağlantılı olduğunu gösteriyor.
Bu bize önemli bir şey söylüyor:
Güven, insanların birbirine güzel sözler söylemesiyle kurulmaz. Güven, davranışların tutarlılığıyla kurulur.

İnsanlar sözlere değil, davranışlara inanıyor

Bugün “Merak etme, bana güven” cümlesinin etkisi neden azaldı?
Çünkü güven talep edilerek alınan bir şey değildir.
Bir insan “Bana güven” diyebilir.
Ama güvenilir olup olmadığını davranışları gösterir.
Sözünün arkasında duruyor mu?
Hatasını kabul ediyor mu?
Kendisinden güçsüz olana nasıl davranıyor?
Kimse görmezken dürüst davranıyor mu?
Kendisine çıkar sağlamayan bir durumda da adil olabiliyor mu?
Bunlar güvenin gerçek testleridir.
İnsanların söylediklerinden çok, kimse bakmıyorken ne yaptıkları karakterlerini gösterir.

Güven ile saflığı birbirine karıştırmayalım

Burada önemli bir ayrım var.
Güvenmek, herkese inanmak değildir.
Güvenmek, sınırlarını ortadan kaldırmak değildir.
Güvenmek, yapılan her yanlışı affetmek hiç değildir.
Hatta bazen güvenin en sağlıklı biçimi, güvenilmeyecek insanı tanıyabilmektir.
Çünkü psikolojik olgunluk, herkese aynı mesafeden yaklaşmak değildir.
Kime ne kadar yaklaşacağını bilmektir.
Kime hangi sırrını vereceğini bilmektir.
Hangi söze değil, hangi davranışa inanacağını bilmektir.
Ve gerektiğinde “Hayır” diyebilmektir.
Güvenmek kadar, güveni hak etmeyen insandan uzaklaşabilmek de bir olgunluk göstergesidir.

Peki biz güvenilir insanlar mıyız?

Belki de yanlış soruyu soruyoruz.
Sürekli:
“İnsanlara güvenebilir miyim?”
diye soruyoruz.
Oysa önce şunu sormalıyız:
“İnsanlar bana güvenebilir mi?”
Bir arkadaşımızın özelini başkasına anlatıyor muyuz?
Verdiğimiz sözü tutuyor muyuz?
Birinin zayıf anını ona karşı kullanıyor muyuz?
Karşımızdaki insanın başarısını küçümsüyor muyuz?
İşimize gelmediğinde verdiğimiz sözü unutuyor muyuz?
Özür dileyip aynı davranışı tekrar ediyor muyuz?
Bir insanın güvenini kazandıktan sonra onu manipüle ediyor muyuz?
Eğer bunların bazılarına “evet” diyorsak, toplumdaki güven krizinden yalnızca şikâyet etmek hakkımız olmayabilir.
Çünkü toplum dediğimiz şey başkaları değildir.
Toplum, bizim davranışlarımızın toplamıdır.

Güvenin düşmanı yalan kadar tutarsızlıktır

Bazen insanları yalan söylediği için değil, tutarsız olduğu için kaybederiz.
Bugün söylediğini yarın inkâr eden…
Bir gün yakın, ertesi gün mesafeli davranan…
İhtiyacı olduğunda arayan, işi bitince ortadan kaybolan…
Herkese başka bir yüz gösteren…
Kendi çıkarı için değerlerini değiştiren insanlar, çevrelerindeki güven duygusunu aşındırır.
Çünkü insan, kötü davranıştan daha çok öngörülemezlikten yorulur.
Neye göre davranacağını bilemediği insanın yanında kendisini güvende hissedemez.
Güvenin önemli unsurlarından biri de budur:
Karşınızdaki insanın yarın nasıl davranacağını aşağı yukarı öngörebilmek.

Toplumun görünmeyen ihtiyacı: Güvenilir insanlar

Bugün çok daha fazla başarılı insana ihtiyacımız olduğu söyleniyor.
Daha zengin insanlara…
Daha eğitimli insanlara…
Daha güçlü yöneticilere…
Daha etkili liderlere…
Belki de bunların hepsinden önce daha fazla güvenilir insana ihtiyacımız var.
Çünkü güvenilir olmayan bir zekâ tehlikeli olabilir.
Güvenilir olmayan bir güç yıkıcı olabilir.
Güvenilir olmayan bir yönetim toplumu yorabilir.
Güvenilir olmayan bir ilişki insanı tüketebilir.
Oysa güvenilir insanın yanında insanın omuzları biraz iner.
Savunması biraz azalır.
Sesi biraz yumuşar.
Hayatın yükü biraz hafifler.
Belki de bu yüzden güven, yalnızca psikolojik bir ihtiyaç değil; toplumsal bir ihtiyaçtır.
OECD’nin çalışmaları da güvenin günlük temaslarda deneyimlenen adalet, yanıt verebilirlik, dürüstlük ve güvenilirlikle yakından ilişkili olduğunu gösteriyor. Başka bir deyişle güven, büyük söylemlerden önce küçük ve tekrarlanan deneyimlerde oluşuyor.
Sonuç olarak; Birbirimize yeniden insan gibi davranmak

Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey yeni bir teknoloji değil.
Yeni bir uygulama değil.
Yeni bir slogan hiç değil.
Birbirimize yeniden güvenebileceğimiz bir hayat.
Söz verdiğimizde sözümüzün arkasında durmak…
Hata yaptığımızda bahanenin arkasına saklanmamak…
Bir insanın sırrını emanet bilmek…
Başkasının zayıflığını fırsata çevirmemek…
İşimize gelmediğinde bile adil olabilmek…
Ve karşımızdaki insanın güvenini, kolayca harcanabilecek bir şey değil, zor kazanılan bir emanet olarak görmek.
Çünkü güven kaybolduğunda insanlar birbirinden uzaklaşır.
Ama güven yeniden kurulduğunda yalnızca iki insan barışmaz.
Bir aile iyileşir.
Bir dostluk kurtulur.
Bir iş yeri nefes alır.
Bir toplum biraz daha sakinleşir.
Ve belki en önemlisi, insan yeniden insana bakarken gözlerini kaçırmaz.
Bugün hepimizin kendimize sorması gereken soru şu:
“Bana güvenen bir insanın güvenini taşıyabilecek kadar dürüst müyüm?”
Çünkü dünyanın güven krizini çözmek için önce dünyayı değiştirmemiz gerekmiyor.
Bazen bir insan yeter.
Bir sözünü tutan…
Bir emaneti koruyan…
Bir hatasını kabul eden…
Bir başkasının hakkını gözeten…
Ve kimse görmediğinde de doğru olanı yapan bir insan.
Güven böyle başlar.
Büyük cümlelerle değil.
Küçük ama tutarlı davranışlarla.
Ve belki de insan ilişkilerinin bütün meselesi, sonunda şu kadar basittir:
İnsan, yanında kendisini savunmak zorunda kalmadığı insanı unutmaz.

Mehmet GÖKSELLİ
Editör-Yazar-Yayın Kurulu Üyesi-Denetmen

Paylaş
Etiketler: #ekonomikkrizler#herkes#İnsanİlişkileri#paradokslar#siyasikrizler#SosyalMedyaarkadaşdeğişimeşlergüvensizliksevgililerteknolojiyönetici
Önceki Yazı

Köy Enstitülü Genç Bir Öğretmen

Sonraki Yazı

Bize Kalan Umudun Işığıdır

Mehmet GÖKSELLİ

Mehmet GÖKSELLİ

İlişkili Yazılar

Görünmez İnsanlar: Toplumun Fark Etmedikleri
Mehmet GÖKSELLİ

Görünmez İnsanlar: Toplumun Fark Etmedikleri

06 Ekim 2026
5k
Küçük Bir İyiliğin Büyük Etkisi
Genel Eğitim

Küçük Bir İyiliğin Büyük Etkisi

05 Ekim 2026
5k
Liyakat, İnisiyatif ve İnsan Odaklı Yönetimin Adı: Hasan ÇETİN
İş Dünyası

Liyakat, İnisiyatif ve İnsan Odaklı Yönetimin Adı: Hasan ÇETİN

04 Ekim 2026
5k
Beğenilmenin Esiri Olmak
Mehmet GÖKSELLİ

Beğenilmenin Esiri Olmak

03 Ekim 2026
5k
Sonraki Yazı
Bize Kalan Umudun Işığıdır

Bize Kalan Umudun Işığıdır

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Köşe Yazarları

Türkiye Deprem Haritası

 

Ayın Sözü

Lütfen Duyarlı Olalım!

de, da vb. bağlaçlar ayrı yazılır.

Cümle bitişinde noktalama yapılır. Boşluk bırakılır, yeni cümleye büyük harfle başlanır.

Dilimiz kadar, edebiyatımıza da özen gösterelim.

Arşiv

Sosyal Medya’da Biz

  • Facebook
  • İnstagram
  • Twitter

Entelektüel Künyemiz!

Online Bilgi İletişim, Sanat ve Medya Hizmetleri, (ICAM | Information, Communication, Art and Media Network) Bilgiağı Yayın Grubu bileşeni YAZAR PORTAL, her gün yenilenen güncel yayınıyla birbirinden değerli köşe yazarlarının özgün makalelerini Türk ve dünya kültür mirasına sunmaktan gurur duyar.

Yazar Portal, günlük, çevrimiçi (interaktif) Köşe Yazarı Gazetesi, basın meslek ilkelerini ve genel yayın etik ilkelerini kabul eder.

Yayın Kurulu

Kent Akademisi Dergisi

Kent Akademisi | Kent Kültürü ve Yönetimi Dergisi
Urban Academy | Journal of Urban Culture and Management

Ayın Kitabı

Yazarımız, Sedayi ALTUN’dan,

“Bir Eğitim Yolcusu” adlı güzel bir eser. Yazarımızın eseri, yine bir yazarımız ve Karadeniz Şairler ve Yazarlar Derneği yönetim kurulu üyemizin sahibi olduğu Ateş Yayınlarından çıkmıştır. Kendilerini kutluyoruz.

Gazetemiz TİGAD Üyesidir

YAZAR PORTAL

JENAS

Journal of Environmental and Natural Search

Yayın Referans Lisansı

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.

Bilim & Teknoloji

Eğitim & Kültür

Genel Eğitim

Kişisel Gelişim

Çocuk Gelişimi

Anı & Günce

Spor

Kitap İncelemesi

Film & Sinema Eleştirisi

Gezi Yazısı

Öykü Tefrikaları

Roman Tefrikaları

Röportaj

Medya

Edebiyat & Sanat

Sağlık & Beslenme

Ekonomi & Finans

Siyaset & Politika

Genç Kalemler

Magazin

Şiir

Künye

Köşe Yazarları

Yazar Müracatı

Yazar Girişi

Yazar Olma Dilekçesi

Yayın İlkeleri

Yayın Grubumuz

Misyon

Logo

Reklam Tarifesi

Gizlilik Politikası

İletişim

E-Posta

Üye Ol

BİLGİ, İLETİŞİM, SANAT ve MEDYA HİZMETLERİ YAYIN GRUBU

 INFORMATION, COMMUNICATION, ART and MEDIA PUBLISHING GROUP

© ICAM Publishing

Gazetemiz www.yazarportal.com, (Yazarportal) basın meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Yazıların tüm hukuksal hakları yazarlarına aittir. Yazarlarımızın izni olmaksızın, yazılar, hiç bir yerde kaynak gösterilmeksizin kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz.

Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta

© 2008 - 2021 Yazar Portal | Türkiye Interaktif Köşe Yazarı Gazetesi

Yeniden Hoşgeldin

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Şifrenimi unuttun?

Parolanızı alın

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap