Ne kadar korktunuz bu başörtüsünden? Ne kadar korku saldı size? Hani ayrım yapmak, ayrıştırılmak yoktu? Hani herkes eşitti, herkes özgürdü?
Peki, bir kız çocuğunun başındaki örtü hangi özgürlüğe engeldi? Hangi suçu işlemişti de okulun kapıları yüzüne kapandı?
Eğitim, her çocuğun hakkı değil miydi? Bir öğrencinin hayalleri, başındaki örtüye bakılarak mı tartılmalıydı?
Oysa o örtünün altında bir umut, bir gelecek, belki de dünyayı değiştirecek bir akıl vardı. Siz o kapıyı kapatırken yalnızca bir öğrenciyi mi dışarıda bıraktınız, yoksa adalete olan inancı da mı incittiniz?
İnsanları kıyafetleriyle değil, karakterleriyle değerlendirmek gerekmez mi? Birlikten, beraberlikten, eşitlikten söz ederken farklı tercihlere tahammül edememek ne büyük çelişkidir!
Unutmayın; başörtüsü bir kumaştan ibaret değildir diyen de vardır, onu kişisel bir tercih olarak gören de. Ama hiç kimsenin inancı veya kıyafeti yüzünden eğitim hakkından mahrum bırakılmaması gerekir.
Çünkü okul kapıları ayrımcılığa değil, bilgiye açılmalıdır. Her çocuk, hayallerinin peşinden koşabilmeli; hiçbir öğrenci inancı veya görünüşü nedeniyle kendisini ötekileştirilmiş hissetmemelidir.
Bir çocuğun hayalini yarıda bırakmak kolaydır; zor olan, herkese eşit fırsat sunmaktır. Adalet, yalnızca sözlerde değil, davranışlarda da kendini göstermelidir.
Şimdi bir kez daha soruyorum: Sizin korkunuz bir başörtüsünden mi, yoksa insanların özgürce tercih yapabilmesinden mi?















