Bir toplumun geleceği, çocuklarına ne öğrettiği kadar onların sesine ne ölçüde kulak verdiğiyle de şekillenir.
Bir çocuğu büyütmek, yalnızca karnını doyurmak, eğitimini sağlamak ve ona doğruyu yanlışı öğretmek değildir. Asıl mesele, kendi doğrularımızı anlatırken onun dünyasını ne kadar anlayabildiğimizdir.
Bugün kendimize önemli bir soru sormalıyız: Çocuklarımızı gerçekten yetiştiriyor muyuz, yoksa onları kendi kalıplarımıza mı sığdırmaya çalışıyoruz?
Çoğu zaman çocuklarımız konuşurken dinlediğimizi sanıyor, oysa cevap vermek için sıramızı bekliyoruz. Onlara ne yapmaları gerektiğini anlatıyor; fakat neden öyle hissettiklerini sormayı ihmal ediyoruz. Hatalarını düzeltmeye çalışırken duygularını, davranışlarını sorgularken yaşadıkları zorlukları gözden kaçırabiliyoruz.
Oysa çocuk, yalnızca nasihatle değil, anlayışla büyür. Yalnızca kurallarla değil, güvenle gelişir. Kendisine söz hakkı verilen, düşünceleri önemsenen ve duyguları küçümsenmeyen çocuk, zamanla kendine güvenmeyi ve başkalarına saygı duymayı öğrenir.
Çocuğu dinlemek, otoriteden vazgeçmek değil; otoriteyi anlayışla, sevgiyi sorumlulukla buluşturmaktır. Her isteğini kabul etmek başka, her duygusunu ciddiye almak başkadır. Çocuğun sınırlarını belirlemek kadar, o sınırların içinde kendisini özgürce ifade edebilmesini sağlamak da yetişkinlerin görevidir.
Unutmayalım: Bugünün çocukları, yarının anne babaları, öğretmenleri, yöneticileri ve karar vericileridir. Evde sözü kesilen, düşüncesi değersizleştirilen bir çocuğa katılımcılığı; duyguları bastırılan bir çocuğa sağlıklı iletişimi öğretmek kolay değildir.
Güçlü bir toplumun temeli, yalnızca iyi yetiştirilmiş çocuklarla değil, kendisini ifade edebilen, başkasını dinleyebilen ve sorumluluk alabilen bireylerle atılır.
Belki de artık çocuklara daha fazla konuşmamızdan önce, onları daha dikkatle dinlememiz gerekiyor. Çünkü bazen bir çocuğun ihtiyacı yeni bir öğüt değil, kendisini yargılamadan dinleyecek bir yetişkindir.
Çocuk yetiştirmek geleceğe yön vermektir; çocuğu dinlemek ise o geleceğin sesini bugünden duyabilmektir.
Ve unutmayalım: Çocuklarımızın sesine bugün kulak vermezsek yarın onların sessizliğini anlamaya çalışmak zorunda kalabiliriz.
Mehmet GÖKSELLİ
Editör-Yazar-Yayın Kurulu Üyesi-Denetmen















