Tarih bazen bir kurşunla, bazen bir kelimeyle yazılır. Ama bazı anlar vardır ki, bir milletin kaderi silahın değil, kalemin gücünde belirlenir. İşte o anın sesi: İstiklal Marşı.
1921… Anadolu kan ve yokluk içinde kıvranıyor. Ama Türk milletinin kalbi hâlâ dimdik atıyor. Diz çökmeyi bilmeyen bir milletin iradesi, Mehmet Akif Ersoy’un kaleminde kelimelere dönüştü.
“Korkma!” diye başlıyor marş…
O kelime, siperlerdeki askere çelik gibi güç veriyor. Açlığa, yokluğa, çaresizliğe rağmen savaşan Anadolu insanı kendi onurunu görüyor bu dizelerde.
İstiklal Marşı sadece bir şiir değil; bir milletin boyun eğmeyeceğinin kanıtı. Her mısra, kan ve inançla yazıldı. Bu marş, karanlık günlerde bir milletin dünyaya haykırışıdır: “Bu topraklar asla esir olmayacak!”
Bayrağımız ise yalnızca bir kumaş değildir.
O, tarihimizin ve milletimizin onurunun simgesidir.
Bayrak göklerde dalgalanırken ve marş çalınırken durmak, sessiz ve saygılı olmak zorundayız.
Ve unutmayın:
Bayrağa saygı göstermeyen, İstiklal Marşı’na hürmet etmeyen, özgürlüğün değerini bilmeyendir. Tarih bize bir kez daha hatırlatıyor: Bayrak yere düşerse, hürriyet de ölür. Ve millet, sessizliğe mahkum olur.






















