BİR İZ KALIR…
Sabahın ilk ışıkları, perde aralığından süzülüp salondaki masanın üzerine düşüyordu. Pamuk şeker tabağı hâlâ oradaydı. Yanında yarısı içilmiş iki çay bardağı, bir de Nahide Hanım’ın gençlik fotoğrafı duruyordu.
Nevin, mutfağın kapısında sessizce durdu. Annesine baktı. Nahide Hanım pencere kenarında oturmuştu; gözlerinde lunaparkın rengârenk ışıkları, parmak uçlarında hâlâ çocukluğunun izleri vardı.
Nevin fısıldadı kendi kendine:
— “Onu kaybetmemişiz aslında, sadece farklı bir zamanda bulmuşuz.”
Nurhan salona girdi, annesinin eski çantasını masanın üzerine koydu.
İçi boştu.
Ama bir an durdu, sonra elini uzatıp çantanın iç astarına dokundu. Parmaklarının ucuna ilişmiş bir kağıt parçası çıktı. Kıvrılmış, yılların sararttığı bir nottu. Nevin notu yüksek sesle annesine okudu:
“Unutursam, gülümsememi hatırla.
Çünkü ben hep gülerken yaşadım.
Ve gülmek, insanın dünyaya bıraktığı en güzel izdir.”
Emine Pişiren/ Akçay
Dip not:”Romanımdan bir kare”















