TREN YOLCULUĞU
Trenle yolculuk yapacağımızı duyduğumda, heyecanlandım. İlk defa trene binecektim. Tren yolculuğu için, sevincime diyecek yoktu. Ağabeyimi ziyaretine, trenle gidecektik.
Fikir babamdan çıkmıştı. Annem gelmiyor mu? Dedim. Yolculuk uzun sürer çok yorulur, gelmesin, dedi. Tren bir hafta sonra, komşu ilçeden kalkacaktı. Yıl sonu, karneleri almıştık. İki üç günlük bir ziyaret, karne hediyesi de olacaktı.
İstasyona iki saat önceden vardık. Babama önceden gelmedik mi? Aceleye gerek var mıydı? Diye sordum. Babam, “yolcu yolunda gerek,” dedi. Bekledik istasyondan da ayrılmadık. Sonun da tren geldi ve numaralarımızın olduğu koltuğa oturduk.
Tren, vagonlar dizisiydi. Ağabeyimin yemin törenine yetişeceğimize inanıyorduk. Kime sormuşsak yetişeceğimizi söylemişti. Bir şeyler yedik karnımızı doyurduk. Tren bir yerde durdu. Bozulduğunu çekiç seslerinden anladık.
Karşı tarafımızda oturan, bebekli çiftler, sarılı bebeklerini bırakıp hava almaya çıktılar. İki saat sonra, tren kalktı ve bebeğin sahipleri gelmedi. Görevliler geldi ve hepimizi sorguladı. Biz yabancıyız, dedik. Bırakıp çıktılar. Onlar gittikten sonra bebeğin ağlamasıyla farkına vardık, dedik. Babam da gereğini anlattı. Fakat ifademizin alınması uzun sürdü.
Yorgunduk güya uyuyacaktık. Fakat nasıl uyuyorsun.
Önümüzde oturanlar, yer kavgası yaptılar. Yanımızdaki adam, onları ayırmaya çalıştı. Kimse yerinden ırganmadı. Kavga alevlendiğinde, seslerini yükselttiler. Görevliler geldi ve kavgacıların bazıları kaçtı. Kaçmaları dikkatimi çekti.
Kavga moralimizi bozdu. Sürekli yolculuk yapanların alışkanlıkları, belli oluyordu. Çünkü oturdukları yerden kalkmadılar. Bizde onlara uyduk ve kalkmadık.
Görevliler kavga edenlerin hepsini dışarı çıkarttı. Biz de rahat bir nefes aldık.
Boş yere, ana baba ve sekiz yaşlarında oğulları geldi. Bir saat kadar yol aldık ve duracağı bir yere geldik. Bu defa ana, baba ve oğul kavgaya tutuştu. Kavga oğul tarafından çıkarılıyordu. Olay gittikçe büyüdü. Çocuk, kendi imkanlarımla okuyorum. Bana beş kuruş, yardım mı yaptınız. Okula yarı aç ve yarı tok olarak gidiyorum, diyordu.
Oğul ayağa kalktı ve çıkıp gitmek istedi. Ana ağlamaya başladı. Yapma, gitme, seni dileneceğim ama yine okutacağım. Bu devirde çocuk okumaz mı? Dedi.
Babama olaylar yanımızda gerçekleşiyor. Her defasında ifadelerimizi alıyorlar. Bu gidişle geç kalacağız, dedim. Babam, tren yolculuğu değil, olay çıkaran insanların yolculuğu. Bu arada dikkatli olmalıyız, her türlü anormallik, gelip bizi bulabilir, dedi.
Tren hareket halindeydi. Güneş sabahın ilk ışınları, ile treni iyice aydınlatıyordu. Düz bir ovadan geçiyorduk. Yeşilin her tonunu görmek mümkündü. Her taraf yeşil, dedim. Yanımızdaki adam, burayı bir ay sonra görürseniz, bir dal yeşil kalmayacaktır, dedi.
İçeriye sakat çocuğuyla, baba ve ana girdiler. Para istiyorlardı. Yanımızda oturan tepki gösterdi ve çık git başka yerde iste, dedi. Sakat çocuğun babası karşılık verdi. Bunun üzerine kavga başladı. Üzerimize geldiler fakat yana çekildik.
Bağırdık, başka yerde kavga edin, dedik. Görevli geldi ve onları da aldı götürdü. En kenardaki adam, dikkat ettiniz mi? Sakat çocuğu taşıyan adam biraz önce gidiyorum diyen çocuğun babası rolündeki adamdı. Arkadaşlar hiçbirine uymayalım. Bunlar birimizi soymayı göze koymuşlar. Hatta görevliler bile bunlarla beraber, dedi.
Babama inelim ve otobüsle gidelim, dedim. Babam nerede buluruz otobüsü, dedi.
Ovanın her tarafında koyun sürüleri vardı. Sürüleri kollayan köpekler dikkatimi çekti.
Bu arada karşımıza gelen, sakat bir çocuğu ana zor taşıyordu. Az önce, gelen adam da baba rolündeydi. Hastaneye gidiyormuş, para toplamaya çalıştı. Babam, Allah şifa versin. Biz de ameliyata gidiyoruz, dedi.
Babama fısıldadım. Çok doğru bir laf ettin. Babam devam etti. Biz de para isteyecektik, dedi.
Her şey bizi buluyor. Bir an önce varsak, dedim.
Bir görevli geldi ve bilet kontrol etti. Koridorda bağrışma oldu. Görevli bıraktı çıktı ve bir daha gelmedi. Yanımızdakine sorduk, kaç saate kadar gideriz, diye.
Adam üç saat dedi. Sevindim. Çünkü tren değil sakat kavgacıların yeriydi.
Babam az kaldı, sabretmemiz gerek, dedi.
Trenden sağ salim indik. Babam, hemen buradan uzaklaşalım, dedi.
Hasan TANRIVERDİ














