Deve oturdu ve geviş getirmeye başladı. İri gözleri arada kapanıyordu. Gözünü açtığında, baygın hali belirgindi. Sahibi kalkması için değişik hareketler yaptıysa da deve ırganmadı, hatta yere uzandı.
Sahibi deveye sopasıyla vuruyor ve küfrediyordu. Deve geviş getirmeyi bile bırakmıştı. Baygın baygın bakıyor, arada gözünü açıyordu. Önüne koyduğu ota da bakmıyordu. Deve belli ki hastaydı. Zayıf düşmüştü. Hayvana bu durumda dahi vuruyordu. İşkenceyi biraz daha sert sürdürmeye başladı. Buna rağmen Deve başını yerden kaldırmadı. Deve küçülmüş yavru kadar kalmıştı.
Sahibi boynuna bağladığı iple çekmeye onu kaldırmaya uğraştı. Deve kalksa toparlanıp başka bir vahaya gidecekti. Hazırlanmak veya gitmek devenin umurunda değildi. Sahibi bari satıp kurtulmak istedi. Sabaha çıkmayacak gibiydi.
Deve kalkıp yola girse açılırdı. Sahibi kıvranıyordu. Deve, gözlerini açmıyordu. Sahibi diğer çadırlara gitti ve deveyi satacağını söyledi. Göç etmeyecek olan sürü sahibi deveyi görmeden satın aldı.
Deveye yerinde yem verdi. Suyunu verdi. Çalışanına ne gerekiyorsa yapmasını söyledi. Çünkü sahibi hayvanlarına bakmazdı. Deveyi çok güçsüz koydu, dedi. Deveyi sardı ve iyileşmesi için ilacını da verdi. Deve on gün sonra, ayağa kalktı. Deveyi düze çıkartmıştı.
Deveye özel yiyecekler getirdi. Böylece sağlığına kavuşan deve, kalktı yürüdü. Yalnız yine onu yük taşımaya koşmadı. Deveyi aile olarak, sevdiler ve yanlarından ayırmadılar. Yemini ve suyunu zamanında verdiler. Satın almak isteyene de satmadılar.
Çadırı bekleyen köpek ile devenin birlikteliği herkesi şaşırtıyordu. Aradan geçen bir yıl içerisinde, deve yeni sahibinin istediği yükü taşıdı. Eski sahibi sattığı deveyi görünce şaşırdı. Hatta bir gece onu kaçırmak istedi. Köpek onu yakaladı ve ısırdı. Saçını başını yoldu.
Çöl insanı da olsan hayvanı besleyecek, bakımını yapacaksın ki hayat arkadaşın olsun. Havadan, sudan işler yapmayacaksın.
Deve diğer develerle de iyi arkadaşlık yaptı.
Hasan TANRIVERDİ















