Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Aynadaki Düzleme Birikmişlik

VAHA-SAHRA
Marry GRÜNBART

01 Temmuz 2020 00:01

Yorum Yapılmamış

Yazan birinin kendini anlatamaması ne kadar da kötü bir his.

Oysa, kelimeleri sihirli kılan kalemi elinizde tutuyorsunuzdur.

Bazı zamanlarda iliklerime kadar beni benden koruyan bir varlığın gücünü hissediyorum. Kanatlarını içime açmış bir melek şeytana meydan okuyor sanki…

Aslında son bir kaç yıldır yazmak anlamını yitirmiş, vazgeçmiştim. Uzun bir yolculuktu oysa içimde sorgulaya sorgulaya yazmak. Yaşama dair herşeyi öldürdüler içimde yolumu kapayan insancıklar.

Kendimi bu dünyaya hiç bir zaman ait hissedemedim. Soyağacına işlenip de o etnik kimliğe ait olamama duygusu insanın içinde doldurulamaz bir boşluk yaratıyor. Nadiren de olsa birine yakınlık hissetiğinde yere göğe sığdıramıyor insan, aitlik olgusunun mucizevi sihrine kapılıp…

Dışarıdan sanıldığı kadar Narşist değilim, farklıyım! Kibirli değilim farkındalığımın farkındayım. Bay düzenle arasına mesafe sokamayan dişi canavarların erkekleşmiş özgürlük anlayışı rahatsız edici boyutta çirkin görünmekte gözüme.

Bu anlamda yalnızlığım tarifsiz, meali yok. Sığdırabileceğim bir hacim, yüklenebileceğim mânâ yerkürede bulunmamakta.

Mevcut akarsuların, derelerin, ırmakların, denizlerin okyanusa akması ve ummanda kaybolması bir yağmur damlasının. Mevcudiyetini gerçek anlamda tamamlanması bir varlığın.

Gözyaşlarımın kirpiklerimin bendinde birikip birikip içime akma halinin tasviri, birikmek.

Kelimelere birden fazla yüz geçirebilirken, tarifsiz çıplağım. Kendimi dövüyor, kendime sövüyorum. İnsan kendini yargılayıp, cezalandırabilmeli. Koca bir ömrü kendi elleriyle ziyan etmişken buna devam ediyor olmak intihardan başka nedir ki.

Evet, ben kendimi acımasızca öldürüyorum. Kaç kahır yüklendim kaç savaştan mağlup aynı zamanda kahraman çıktım hâlâ masallara inanıyor olmak acizlik. Hatta mucizelere, prenslere, prenseslere. Pollyanayı saçma bulurken ondan daha iyi niyetli umutlar beslemek hayata insana dair, bu kadar çocukça eylemlerin içinde bulunuyor olmam saçmalık. Pinokyo’ya acırken, yalan söyleyenlerden nefret ediyor olmam çelişki. Zulme karşıyken kendime zulüm etmemin açıklaması yok. Kim olduğum önemliyken, bir millete aitlik hissiyatımın yok olması, sorgulanmalı!

Evrendeki niteliğimin nicelikle ilişkisi kandavası. Anlamsızlık kol geziyorken içimde neyin savaşını veriyorum.

Dokunduğum herşey paramparça, kurduğum cümleler anlamsızken sorgulamalar çaresizliğin dibe vurumu. Uyutmayan bitimsiz sorular ve cevaplar.

Hiçlik kaosuna sürükleyen, ötekileştiren tüm insanlardan uzağım. Müebbet bir yalnızlığa zincirleyen gücün benimle ne gibi bir derdi olabilir. İblisin uğraş verdiği cehenneme götüren şeyin içimde çoğalan boşluk olması ne garip. Birbirleriyle düello eden iki paralel gibi sonsuzluğa uzanmakta olan iyilik ve kötülük neden yol arkadaşı. Huzura varmayan bu içsel yolculukta, hayata karşı cengâverce savaşmanın mânâsını kendimize açıklayabiliriz miyiz!

Paha biçilmezken tek nefesine ömrün üç kuruşluk bir beze sarınıp çukura bırakılacak olan bedenimizin çürümeye terkedileceği bilincine neden varamaz insanoğlu!

Haysiyetsiz bir yarışa kaptırıp kendini, iffetsiz arzuların hükmünde yaşamak ne kadar doğru ve insanii olabilir. Ölümden sonra hatırlanmayacak ve unutulacak olan bizlerin çığırtkanlıkla benlik yarışına girmesindeki beyhudeliği nasıl açıklayabiliriz kendimize…

Herkesin içinde bir ben var, görüyorum!

Güne besmeleyle başlayıp amenle bitirmek gibisiniz…

 

sude nur haylazca

Okunma Sayısı: 315
Kategori: Marry GRÜNBART

Yazarın Diğer Yazıları

Yâr’dan Atılan Mektuplar

Bir narın dağılan taneleriydik ikimiz, dağıldık ve toparlayamadık bizi. Savursa da boranlar, yedi renk, yedi...

Tıkabasa

Teknolojinin hızına yetişmeye çalışırken mekanikleştik. Sabahtan başlayan her şey akşama neticelenmiş oluyor. Dostlukların, arkadaşlıkların ömrü...

Ey Özgürlük

Özgürlük nedir ki bir dağın göğsüne serpilmiş kırçiçekleri kadar bırakmak kendini rüzgâra. İnsan sığınacak bir...

İç’e Mektuplar

Büyüyünce ölüyor insangülüşü,şafağı söker gibi gecedendoğup doğup ölüyorher yeni gün… Sonsuz boşluğu yalnızlığımla doldurmanın tarifi...

Babam ve Ben

Babamın emeği okyanus kokardı… Babam evin çatısını sevgiyle örmüștü, annemin şefkatli elleri tutmuștu ayakta yuvamızı…...