DEĞERLERE UYMAK
Kaptan, yıllarını gemilerde geçirmişti. Limandaki büyük yolcu gemisinin başıydı. Gemi, Ülkeleri ziyaret ederdi. Kaptan, kural adamıydı. Temiz ve düzenliydi. Arada “Eski günlerim,” diyordu. Eski günle ne kastettiği de bilinmezdi.
Kaptan, emekliliğinden sonra, kahvenin kapısını mesken tutmuştu. Karşıdan gelen iki delikanlı, yaklaşan kızlara laf attığını fark etti. Kaptan; kalktı ve delikanlıların önünü kesti. “Utanmıyor musunuz? Gören de sizi efendi birileri zanneder,” dedi. Kızlardan biri, “bırakınız böyle kişilere uymaya değmez,” dedi.
Kaptan yerine otururken, şehir beni sarhoş ediyor, elektrik gibi çarpıyor. Yine de dünyayı kucaklamak istiyorum, dedi.
Kaptan, “gemi kalkacak acele edin,” der gibiydi. Gemi deyip geçmeyin, çok değişik insanlar tanıdım. Konuşma, giyiniş ve davranışları kendilerine hastı.
Kaptan, caddeye doğru yürümeye başladı. Arkasından gemiden tanıdığı çıplak ayaklı, Meksikalı çocuk gelmiyor mu? Çocuk en az kırk yaşında. Kaptanın yanına sokuldu ve hayırdır burada ne arıyorsun, dedi.
Meksikalı, kaptana iyice sokuldu ve “adamlar peşimde, korkuyorum,” dedi. Kaptan çocuğu kahveden içeriye soktu. Arka taraftaki odaya attı. Sakın kafanı çıkarayım deme yoksa koparırlar, dedi.
Kahveciye akşama kadar, çayları yapacak ve bardakları yıkayacağım, dedi. Kahveci kabul etti.
Kaptan ocakçı kıyafetini giydi, bardaklarla oyalanıyor ve çayları dolduruyordu. Başındaki sarıkla da tanınmaz haldeydi.
Hayat bazen farklı yöne evriliyor. Acımasız insanlar öç almanın peşinde, kimse gözünü kırpmıyor. Dikkatimizi üst kademede tutmalıyız.
Kaptan sıkıntıdan terliyordu. Kahvenin kapısı hareketliydi. Meksikalı ne yapmış olabilirdi.
Kahvenin içerisine bir gurup yabancı girdi. Kaptan yabancıları göz ucuyla takip ediyordu. Biraz sonra içeriye eski kıyafetli bir gurup daha insan girdi.
Garson, ne içersiniz diye sordu. İçlerinden biri, “herkese çay,” dedi. Sabri’yi sordu.
Kaptan şüphelendi fakat yoğun çay işleriyle uğraşıyordu. Meksikalının dünyasını yıkacaklar da ellerine ne geçecekti.
Guruplar peş peşe kalktı ve gitti. Meksikalı ise odadan çıktı ve çay ocağına yürüdü. Kaptan kolay gelsin, dedi. Meksikalının sesini duyanlar silaha sarıldı ve çocuğu uzattılar.
Kaptan yere yattı. Birkaç el silah sıktı ve guruplar kaçtı. Bağrışma sesleri kesilmedi.
Meksikalı ocağın önünde uzanmış yatıyordu.
Hasan TANRIVERDİ















