ÇAVUŞUN AHMET
Çavuşun Ahmet, ver elini Yemen illeri diyordu. Ana yüreği, hazırlığına bile dayanamıyordu. Tek oğlu kalmıştı evde “dağ gibiydi Ahmet’i,” Yol bilmez iz bilmezsin, ne kadar kalacağını Allah bilirdi.
Ana, Ahmet’inin neler çekeceğini nereden bilecekti. Ahmet, uzun boylu ve yapılıydı. Babası ve iki kardeşinden sonra evin geçimi ona kalmıştı. Baba ve iki kardeşten haber bile yoktu. Savaşın acımasızlığına kurban mı gitmişlerdi.
Ana, içim yanıyor ve çilem yetiyor, diyordu.
Ahmet bugünlerde, ardına bakmadan, anasını, toprağını ve yavuklusunu bırakıp yollara düşecekti. “Ömrümün son demi, bahar olsa gerekti,” diyordu.
Ahmet’e göre hayat dediğin, her gün bir başka uykuya dalıp değişik rüyalarla avunacaktı. Ana diyordu, ana işitiyor ve yollar bitmiyordu.
Köyün hocası Ahmet’in akrabasıydı. Hocaya, savaş çıksın lisanımızdan, dedi. Yemen illeri garip Yemen illeri ıraktı. Giden gelmiyordu. Hoca gidemeyeceğim, ana gitmiyorum, dedi. Ahmet kararlıydı ama asker bırakmazdı.
Ana göz yaşlarını dindiremiyordu. Kuş uçmaz kervan geçmez köyde, geçinmenin yolunu bulmalıydı. Kime sorarsa nerede kalacağını bilemiyorlardı. Hocanın öğrenmesini istedi.
Ahmet, iki yıllık odunu halletmişti. Küçük bir izinde dahi geleceğini söylüyordu.
Günler tükenmiş ve ayrılık saati gelip çatmıştı. Anayı komutan teskin etmişti. Beyini ve iki çocuğunu en kısa zamanda terhis edeceklerdi.
Okulun kapısında, sandukanın üzerinde mumlar yakıldı ve gecenin karanlığında yola çıkıldı. Sokaklarda savaşın ölüm tuzakları vardı. Soğuk rüzgârlar esmeye başlamıştı.
Böyle bir günde yola çıkmanın şanssızlığını da yaşıyorlardı. Ahmet arkadaşlarına canıma tak derse kaçarım, diyordu. Ahmet, tereyağlı ekmeğini yiyor, yoksa vücut nasıl beslenir, diyordu.
Çavuşun Ahmet asker yolunda, gür sesiyle, asker türküsü söylerdi. Silahını boynundan çıkartmıyordu. Asker gibi hareket etmeye başlamıştı. Güneye dağı devirmişler ve Ovada tren onları bekliyordu.
Ahmet kara tren, dedi.
Trene erişmeden soğuktan kurtuluş yoktu. Sabaha karşı ovaya varmışlardı. Soğuk hiç değilse azalmıştı. Geçtikleri köyde ses yoktu. Ahmet, insanların hepsi mi askerde, dedi.
İkinci gün trene vardıklarında, asker yolculuğu başladı. Tren kalabalıktı. Ahmet, köylülerine birbirimizden ayrılmayalım, diyordu.
Üç gün yol aldıktan sonra, askeri birliğe geldiler. Birlikte silah eğitimi aldılar.
Ahmet, komutana soruyor fakat Yemen illerine gittiklerini bir türlü öğrenemiyordu.
Yemen illeri, diyerek korkuyordu. Çünkü giden gelmiyordu.
Ahmet oraya gitmeyeceğini arkadaşlarına söylüyordu.
Ahmet tam altı yıl sonra, köyüne gelmişti. Anası yaşlanmış zor yürüyordu.
Hasan TANRIVERDİ















