Bazen insan, sevdiği kişiye ulaşamamanın ne demek olduğunu sessizce öğreniyor.
Ben bir kızı sevdim. Öyle büyük sözlerle, dünyaya ilan ederek değil… İçimde büyüttüm sevgimi. Bir bakışına, bir gülüşüne, bir kelimesine anlam yükleyerek sevdim. Belki de en zor tarafı buydu; insanın gönlünde büyüttüğü birine, hayatın yollarını kapatması.
Şimdi ondan haber alamıyorum. Nerede, nasıl, neler yaşıyor bilmiyorum. Bazen insanın elinden yalnızca merak etmek geliyor. Bir “iyi misin?” diyebilmek, sesini duyabilmek, yüzünün güldüğünü bilmek istiyor. Fakat bazı mesafeler kilometreyle ölçülmüyor. İnsan bazen bir adım kadar yakınındaki insana bile ulaşamıyor.
Ben yine de sevgimi bir yük haline getirmek istemiyorum. Çünkü sevmek, karşılığını almak için yapılan bir şey değil her zaman. Bazen sadece bir insanın kalbinde güzel bir iz bırakmasıdır sevgi. Bazen de hiçbir şey söylemeden, uzaktan onun iyiliğini dilemektir.
Belki bir gün yollarımız yeniden kesişir, belki de hayat bizi bambaşka yerlere götürür. Bunu bilmiyorum. Bildiğim tek şey, onu sevmiş olmaktan pişman olmadığım.
Çünkü bazı insanlar hayatımıza kalmak için değil, kalbimizin bir köşesinde güzel bir hatıra olmak için girer.
Ben artık zorlamayacağım hiçbir şeyi. Haber gelirse dinlerim, yolu düşerse konuşurum. Gelmezse de onun için güzel dileklerimi içimde taşırım.
Ve hayat ne getirirse getirsin, gönlümde ona ayrılan yere sessizce bir dua bırakıp yoluma devam ederim.
Belki sevmenin en güzel hâli de budur: Kavuşamasan bile, sevdiğinin iyiliğini kendi mutluluğunun önüne koymadan, ama onun yoluna da engel olmadan sevebilmek.
Uzakta bir sevdam var,
Yoluna varamıyorum.
Adını içimden anar,
Sesini duyamıyorum.
Gönül verdiğim güzel,
Haberin gelmez oldu.
Ben seni sevmişim meğer,
Bu sevda içimde kaldı.














