Siyasette 25 yıl…
Dile kolay.
2001 yılında kurulan ve 3 Kasım 2002 seçimleriyle iktidara gelen AK Parti, Türk siyasi hayatında çeyrek asırlık bir dönemi geride bıraktı. Bu 25 yıl; seçimlerle, referandumlarla, siyasi mücadelelerle, teşkilat çalışmalarıyla, yatırımlarla, reformlarla ve Türkiye’nin değişen şartlarına verilen cevaplarla şekillendi.
Bugün AK Parti’nin 25. yılını konuşurken yalnızca Ankara’daki genel merkezden, bakanlıklardan veya seçim meydanlarından söz etmek eksik kalır.
Çünkü bu hikâyenin arkasında mahalle mahalle çalışan teşkilatlar, kapı kapı dolaşan kadın ve gençlik kolları, sandık görevlileri, müşahitler, ilçe ve il yöneticileri, belediye başkanları, milletvekilleri, bakanlar ve yıllarca bu yapının içerisinde emek veren binlerce insan bulunuyor.
Genel merkezde yıllardır görev yapan personelden çaycısına kadar her kademede çalışan emekçilerin de bu siyasi yolculukta payı var.
Bir siyasi hareketi yalnızca vitrindeki isimlerle değerlendirmek doğru değildir.
Asıl güç, sahadaki kadroların çalışmasıdır.
2002’DEN 2024’E SANDIKTAN SANDIĞA
AK Parti’nin seçim serüveni 3 Kasım 2002 genel seçimleriyle başladı.
AK Parti, yüzde 34,28 oy oranıyla tek başına iktidara geldi. Bu sonuç, 1990’lı yıllardaki koalisyon hükümetlerinin ardından Türkiye siyasetinde yeni bir dönemin başlangıcı oldu.
28 Mart 2004 yerel seçimlerinde AK Parti yüzde 41,67 oy aldı. İstanbul ve Ankara başta olmak üzere çok sayıda belediyede elde edilen sonuçlar, partinin yerel yönetimlerdeki ağırlığını artırdı.
22 Temmuz 2007 genel seçimlerinde yüzde 46,58 oy oranına ulaşan AK Parti, cumhurbaşkanlığı seçimi tartışmalarının ve 367 krizinin yaşandığı bir dönemin ardından yeniden sandıktan güçlü çıktı.
21 Ekim 2007 anayasa referandumunda ise yüzde 68,95 oranında “Evet” sonucu çıktı. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini öngören anayasa değişikliğinin önü açıldı.
29 Mart 2009 yerel seçimlerinde AK Parti yüzde 38,39 oy aldı ve küresel ekonomik krizin etkilerinin hissedildiği bir dönemde Türkiye genelinde birinci parti konumunu korudu.
12 Eylül 2010 anayasa referandumunda yüzde 57,88 “Evet” sonucu elde edildi. Anayasa değişiklikleriyle yargı ve demokratikleşme alanında yeni düzenlemeler yapıldı.
12 Haziran 2011 genel seçimleri ise AK Parti’nin yüzde 49,83 oy oranıyla üst üste üçüncü kez tek başına iktidar olduğu seçim olarak tarihe geçti.
30 Mart 2014 yerel seçimlerinde yüzde 42,87 oy alan AK Parti, Gezi olayları ve 17-25 Aralık süreçlerinin ardından girdiği sandıktan yine birinci parti olarak çıktı.
10 Ağustos 2014 cumhurbaşkanlığı seçiminde Recep Tayyip Erdoğan yüzde 51,79 oy alarak Türkiye’de halk tarafından doğrudan seçilen ilk Cumhurbaşkanı oldu.
7 Haziran 2015 seçimlerinin ardından oluşan koalisyon ihtimali, 1 Kasım 2015 erken genel seçimleriyle sona erdi. AK Parti yüzde 49,50 oy oranıyla yeniden tek başına iktidar oldu.
16 Nisan 2017 anayasa referandumunda yüzde 51,41 “Evet” sonucu çıktı ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişin yolu açıldı.
24 Haziran 2018 seçimlerinde Recep Tayyip Erdoğan yüzde 52,59 oyla Cumhurbaşkanı seçilirken AK Parti yüzde 42,56 oy aldı.
Böylece yeni hükümet sisteminin ilk Cumhurbaşkanı ve yeni dönemin siyasi yapısı şekillendi.
31 Mart 2019 yerel seçimlerinde AK Parti, Cumhur İttifakı ile birlikte Türkiye genelinde önemli bir oy gücünü korudu; ancak İstanbul ve Ankara gibi büyükşehirlerde yönetim değişiklikleri yaşandı.
14 Mayıs 2023 milletvekili ve cumhurbaşkanlığı seçimleri ile 28 Mayıs 2023 ikinci tur Cumhurbaşkanlığı seçimi, Cumhuriyet’in 100. yılında gerçekleşti. İkinci turda Recep Tayyip Erdoğan yüzde 52,18 oyla yeniden Cumhurbaşkanı seçildi. Mecliste ise Cumhur İttifakı çoğunluğu elde etti.
31 Mart 2024 yerel seçimlerinde ise AK Parti açısından farklı bir tablo ortaya çıktı. Parti birçok il, ilçe ve beldede belediyeleri kazanırken, Türkiye genelindeki oy dağılımında önceki yerel seçimlere göre gerileme yaşadı.
İşte 25 yıllık siyasi yolculuk böyle bir seçim kronolojisinin içinden geçti.
PEKİ BU 25 YILDA NELER YAPILDI?
Şimdi gelelim işin en önemli taraflarından birine…
Yatırımlara.
Türkiye’nin son çeyrek asrında ulaşım, altyapı, savunma sanayisi, enerji, sağlık, eğitim, tarım, dijitalleşme, sosyal konut ve teknoloji alanlarında çok sayıda proje hayata geçirildi.
ULAŞIM VE ALTYAPIDA BÜYÜK PROJELER
Marmaray, İstanbul Boğazı’nın altından geçen raylı sistem bağlantısıyla İstanbul’un ulaşımında önemli bir dönüm noktası oldu.
Avrasya Tüneli, Boğaz’ın altından karayolu geçişi sağladı.
Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Osmangazi Köprüsü ve 1915 Çanakkale Köprüsü, Türkiye’nin büyük ulaşım yatırımları arasında yer aldı.
İstanbul Havalimanı, Türkiye’nin uluslararası havacılık merkezi olma hedefinin en önemli projelerinden biri haline geldi.
Ankara-İstanbul, Ankara-Konya ve Ankara-Sivas yüksek hızlı tren hatları demiryolu ulaşımında yeni bir dönemin kapısını açtı.
Ordu-Giresun ve Rize-Artvin havalimanları, deniz dolgusu üzerine inşa edilen havalimanları olarak dikkat çekti.
Kuzey Marmara Otoyolu, İstanbul-İzmir Otoyolu ve Ankara-Niğde Akıllı Otoyolu ulaşım ağını güçlendiren projeler arasında yer aldı.
Havalimanı sayısının 26’dan 57’ye çıkarılması ve bölünmüş yolların uzunluğunun yaklaşık 6 bin kilometre seviyelerinden 29 bin kilometrenin üzerine taşınması da ulaştırma alanındaki dönüşümün göstergeleri arasında sayıldı.
SAVUNMA SANAYİSİ VE UZAY
Bir başka büyük dönüşüm savunma sanayisinde yaşandı.
Bayraktar TB2 ve TB3, Akıncı, Anka, Aksungur ve Anka-3 gibi insansız hava araçları; Kızılelma insansız savaş uçağı projesi; KAAN milli muharip uçak programı; HÜRJET; T129 ATAK ve T70 GÖKBEY helikopterleri bu dönemin öne çıkan projeleri oldu.
TCG Anadolu, MİLGEM kapsamında geliştirilen milli savaş gemileri ve deniz platformları Türkiye’nin deniz gücünü geliştirme hedefinin parçaları olarak öne çıktı.
Altay milli tank projesi, SİPER, HİSAR ve KORKUT hava savunma sistemleri ile Tayfun, Bora, Atmaca ve SOM gibi füze projeleri de savunma sanayisindeki yerlileştirme çalışmalarının önemli örnekleri oldu.
Uzay alanında Türkiye Uzay Ajansı kuruldu ve Milli Uzay Programı başlatıldı.
TÜRKSAT 6A, Türkiye’nin yerli ve milli haberleşme uydusu hedefinin önemli adımlarından biri oldu.
İMECE yer gözlem uydusu olarak uzay teknolojilerindeki kapasiteyi artırdı.
Uydu Sistemleri Entegrasyon ve Test Merkezi, Ankara Kahramankazan Havacılık ve Uzay İhtisas Organize Sanayi Bölgesi ve savunma sanayisine yönelik test altyapıları da bu ekosistemin parçaları haline geldi.
ENERJİ VE MADENCİLİK
Enerjide Karadeniz doğal gaz keşfi ve Filyos Doğal Gaz İşleme Tesisi, Türkiye’nin enerji arz güvenliği açısından önemli projeler arasında yer aldı.
Gabar’da petrol üretiminin artırılmasına yönelik çalışmalar yürütüldü.
Akkuyu Nükleer Güç Santrali, Türkiye’nin nükleer enerji alanındaki ilk büyük yatırımı oldu.
Konya Karapınar Güneş Enerjisi Santrali, yenilenebilir enerji yatırımlarının önemli örneklerinden biri olarak öne çıktı.
Yusufeli ve Ilısu barajları büyük hidroelektrik yatırımları arasında yer aldı.
Fatih, Yavuz, Kanuni ve Abdülhamid Han sondaj gemileri ile Oruç Reis ve Barbaros Hayreddin Paşa sismik araştırma gemileri Türkiye’nin denizlerdeki enerji arama kapasitesini artırdı.
Bandırma Bor Karbür Üretim Tesisi ve Eskişehir Beylikova’daki nadir toprak elementleri çalışmaları, madenlerin ham madde olarak değil daha yüksek katma değerle değerlendirilmesi hedefinin parçaları oldu.
YEKA modeliyle güneş ve rüzgâr yatırımları desteklenirken jeotermal enerji kapasitesi de büyütüldü.
Atık ve biyokütleden enerji üretimine yönelik tesisler de enerji sepetinin çeşitlendirilmesinde rol oynadı.
SAĞLIK, ŞEHİRCİLİK VE SOSYAL KONUT
Sağlıkta şehir hastaneleri modeliyle büyük sağlık kampüsleri oluşturuldu.
Ankara Bilkent, Ankara Etlik ve İstanbul Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastaneleri bu dönemin öne çıkan sağlık yatırımları arasında yer aldı.
Ambulans uçak ve ambulans helikopter filosu geliştirildi.
Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi, yani UMKE, afet ve acil durumlarda sağlık hizmetlerinin önemli unsurlarından biri haline geldi.
TOKİ aracılığıyla sosyal konut projeleri yaygınlaştırıldı.
Deprem bölgelerinde kalıcı konut ve köy evleri yapımına yönelik büyük ihya projeleri yürütüldü.
Millet Bahçeleri projesiyle farklı şehirlerde yeşil alan oluşturma hedefi ortaya konuldu.
Sıfır Atık yaklaşımı yaygınlaştırıldı.
Atık su arıtma tesisleri ve derin deniz deşarj sistemleri geliştirildi.
Mavi Bayraklı plajların sayısındaki artış da Türkiye’nin turizm ve çevre alanındaki göstergelerinden biri oldu.
DİJİTAL TÜRKİYE
Devlet-vatandaş ilişkisini değiştiren en önemli dönüşümlerden biri dijitalleşme oldu.
e-Devlet Kapısı sayesinde çok sayıda kamu hizmeti internet üzerinden erişilebilir hale geldi.
USOM ile siber güvenlik ve siber olaylara müdahale kapasitesi güçlendirildi.
Kamu veri altyapılarının entegrasyonu geliştirildi.
UYAP sayesinde yargı süreçlerinin önemli bölümü elektronik ortama taşındı.
Türkiye genelinde modern adliye binaları ve Adalet Sarayları inşa edildi.
İstanbul Finans Merkezi, Türkiye’nin finans merkezi olma hedefinin önemli yatırımlarından biri olarak öne çıktı.
Türk lirasından altı sıfır atılması ise AK Parti döneminin ilk yıllarındaki en önemli para reformlarından biriydi.
Bilişim Vadisi ve teknoparkların yaygınlaştırılmasıyla teknoloji girişimciliğine yönelik altyapı oluşturuldu.
HIT-30 Yüksek Teknoloji Teşvik Programı ile yarı iletken, çip ve batarya gibi stratejik alanlara yatırım çekilmesi hedeflendi.
TOGG ise Türkiye’nin elektrikli ve bağlantılı otomobil alanındaki yerli marka projesi olarak yollara çıktı.
TARIM, SU VE BÖLGESEL KALKINMA
Tarım ve su yönetiminde de çok sayıda proje gerçekleştirildi.
KKTC Su Temin Projesi ile Türkiye’den Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne deniz altından su ulaştırıldı.
Suruç Tüneli ve Mavi Tünel, sulama ve su yönetimi projeleri arasında yer aldı.
GAP, KOP ve DAP kapsamında sulama kanalları, tüneller ve bölgesel kalkınma yatırımları gerçekleştirildi.
Kuraklıkla mücadele kapsamında yeraltı barajları yapılmaya başlandı.
Türkiye Tohum Gen Bankası, genetik kaynakların korunması açısından önemli bir merkez haline geldi.
Çiftçi Kayıt Sistemi dijital altyapılarla geliştirildi.
Tarım Cebimde uygulaması çiftçilerin işlemlerini mobil ortamda takip edebilmesine imkân sağladı.
Tarımda uydu destekli izleme ve rekolte tahmin sistemleri geliştirildi.
Toprak Mahsulleri Ofisi’nin lisanslı depoculuk ve çelik silo yatırımları artırıldı.
Türkiye Ürün İhtisas Borsası ve elektronik ürün senedi altyapısı devreye alındı.
Sanayide verimlilik amacıyla Model Fabrikalar kuruldu.
Türkiye genelinde 26 Bölgesel Kalkınma Ajansı oluşturularak yerel projelerin desteklenmesine yönelik yeni bir mekanizma geliştirildi.
EĞİTİM, KÜLTÜR VE SPOR
Eğitim alanında 81 ilin tamamında üniversite bulunması hedefi büyük ölçüde hayata geçirildi.
KYK yurt kapasitesi artırıldı.
İlk ve ortaöğretimde ders kitaplarının ücretsiz dağıtılması uygulaması başlatıldı.
FATİH Projesi ile okullara akıllı tahta ve internet altyapısı kazandırıldı.
TÜBİTAK Fen Lisesi, bilim insanı yetiştirme hedefiyle kurulan seçkin eğitim kurumlarından biri oldu.
Kültür alanında Rami Kütüphanesi, CSO Ada Ankara ve farklı şehirlerdeki müze yatırımları dikkat çekti.
Göbeklitepe ve Taş Tepeler gibi arkeolojik alanlarda araştırma ve kazı çalışmaları desteklendi.
Hatay, Troya ve Şanlıurfa gibi merkezlerde müzecilik yatırımları gerçekleştirildi.
Konya, Bursa, Trabzon, İzmir ve diğer şehirlerde stadyum yatırımları yapıldı.
Mahallelere kadar yayılan spor tesisleri, gençlik merkezleri ve yüzme havuzları gençlerin sportif faaliyetlere erişimini artırmayı amaçladı.
TİKA’nın yurtdışındaki kalkınma projeleri genişledi.
Türk Kızılayı’nın afet lojistiği ve depolama kapasitesi geliştirildi.
Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattı Türkiye’yi bölgesel demiryolu koridorlarının önemli parçalarından biri haline getirdi.
Organize sanayi bölgelerini limanlara ve ana ulaşım hatlarına bağlayan lojistik köy projeleri geliştirildi.
Kapıkule, Sarp, Habur ve Gürbulak gibi önemli sınır kapılarında modernizasyon çalışmaları yapıldı.
DEMOKRATİK REFORMLAR VE SOSYAL HAKLAR
25 yıllık dönemin yalnızca fiziki yatırımlardan ibaret olmadığını da belirtmek gerekiyor.
Kamusal alanda, üniversitelerde ve devlet kurumlarında başörtüsü yasağının kaldırılması önemli toplumsal değişimlerden biri oldu.
Genel Sağlık Sigortası sistemiyle vatandaşların sağlık güvencesinin tek çatı altında toplanması hedeflendi.
Engelli vatandaşlara yönelik evde bakım desteği ve engelli aylıkları sosyal politika alanında önemli uygulamalar haline geldi.
Gayrimüslim vakıflarına ait bazı taşınmazların iade edilmesine yönelik süreçler yürütüldü.
Yeşilköy’deki Süryani Ortodoks Kilisesi’nin açılması, farklı dini topluluklara yönelik düzenlemeler açısından sembolik önem taşıdı.
Doğu ve Güneydoğu sınırlarında elektro-optik sistemler, güvenlik kuleleri ve fiziki güvenlik altyapıları oluşturuldu.
Düzensiz göçle mücadele kapsamında geri gönderme merkezleri ve sınır güvenliği mekanizmaları geliştirildi.
BÜTÜN BU TABLONUN ARKASINDA KİM VAR?
İşte burada siyasetçinin yanı sıra teşkilatın emeğini de konuşmak gerekiyor.
Bir seçim günü sandıkların açılması birkaç saat sürer.
Ama o sandığa giden yol aylarca, bazen yıllarca çalışmayı gerektirir.
Mahalle temsilcileri…
Kadın kolları…
Gençlik kolları…
İlçe başkanlıkları…
İl başkanlıkları…
Belediye teşkilatları…
Sandık görevlileri…
Müşahitler…
Genel merkez çalışanları…
Bakanlar…
Milletvekilleri…
Belediye başkanları…
Ve bütün bu yapının siyasi lideri olarak Recep Tayyip Erdoğan…
25 yıllık hikâyeyi meydana getiren kadronun farklı parçaları bunlar.
Her birinin emeğini ayrı ayrı anmak gerekiyor.
Çünkü siyaset yalnızca kürsüden konuşmak değildir.
Siyaset aynı zamanda sahaya inmektir.
Vatandaşın kapısını çalmaktır.
Sandık başında beklemektir.
Yağmurda, sıcakta, soğukta görev yapmaktır.
Eleştiriyi dinlemektir.
İnsanların sorunlarına çözüm aramaktır.
ERDOĞAN VE 25 YILLIK SİYASİ LİDERLİK
Recep Tayyip Erdoğan’ın 25 yıllık AK Parti hikâyesindeki rolü ise tartışmasız biçimde merkezi olmuştur.
2001’de kurucu genel başkan olarak başladığı siyasi yolculuğunu 2002 seçim zaferiyle iktidara taşıdı.
Başbakanlık döneminde başlayan büyük altyapı ve kamu yatırımları, Cumhurbaşkanlığı döneminde de farklı alanlarda devam etti.
2014’te halk tarafından seçilen ilk Cumhurbaşkanı olması, 2018’de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk Cumhurbaşkanı olarak göreve başlaması ve 2023’te yeniden Cumhurbaşkanı seçilmesi, Türkiye’nin son çeyrek asrındaki siyasi ağırlığını gösteren başlıca kilometre taşları oldu.
Erdoğan’ın siyasi tarzının en belirgin özelliklerinden biri, uzun vadeli hedefleri siyasi söylemin merkezine yerleştirmesi oldu.
“Türkiye Yüzyılı” vizyonu da bu yaklaşımın yeni başlıklarından biri olarak ortaya çıktı.
Elbette Erdoğan dönemini değerlendirmek isteyen herkes ekonomi, hukuk, demokrasi, dış politika, eğitim ve sosyal hayat gibi alanlardaki tartışmaları da hesaba katmalıdır.
Çünkü 25 yıllık bir siyasi dönemi gerçek anlamda değerlendirmek, yalnızca başarıları sıralamakla mümkün değildir.
Ama aynı şekilde yapılan yatırımları, değişimleri ve dönüşümleri görmezden gelmek de doğru değildir.
ÇEYREK ASIRLIK BİR HİKÂYENİN SONU DEĞİL, YENİ BİR SAYFASI
Bugün AK Parti 25 yaşında.
25 yıl önce Türkiye’nin siyasi haritasında yeni bir parti olarak ortaya çıkan AK Parti, bugün Türk siyasetinin en uzun soluklu siyasi aktörlerinden biri.
Bu 25 yılın içerisinde seçimler var.
Referandumlar var.
Kazanılan belediyeler var.
Kaybedilen belediyeler var.
Ekonomik krizler var.
Büyük yatırımlar var.
Depremler var.
Pandemi var.
Enerji keşifleri var.
Savunma sanayisindeki teknolojik atılımlar var.
Dijital dönüşüm var.
Ve bütün bunların ortasında milyonlarca vatandaşın sandıkta verdiği kararlar var.
Şimdi asıl mesele geçmişin hesabını yapmak değil.
Geleceğin hesabını yapmak.
Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda daha güçlü bir ekonomiye, daha ileri teknolojiye, daha kaliteli eğitime, daha güçlü savunma sanayisine, daha üretken tarıma, daha modern şehirlere ve daha yüksek refah seviyesine ulaşması gerekiyor.
25 yıl boyunca görev yapan, çalışan, mücadele eden bütün teşkilat mensuplarının ve emekçilerin katkısı bu siyasi tarihin bir parçasıdır.
Genel merkezdeki emektardan mahalle temsilcisine, sandık görevlisinden il başkanına, belediye başkanından bakana kadar görev yapan bütün kadrolara, yaptıkları çalışmalar nedeniyle saygı ve teşekkür borçluyuz.
Ve Recep Tayyip Erdoğan…
25 yıllık bu siyasi hikâyenin baş aktörlerinden biri.
Seveniyle, eleştireniyle, destekçisiyle, muhalifiyle Türkiye’nin son çeyrek asrına damga vuran bir siyasi lider.
AK Parti’nin 25 yılı artık yalnızca bir partinin kuruluş yıldönümü değildir.
Aynı zamanda Türkiye’nin son 25 yılını anlamak için bakılması gereken önemli siyasi dönemlerden biridir.
Şimdi önümüzde yeni bir dönem var.
Yeni hedefler, yeni sorunlar ve yeni beklentiler…
Çünkü siyaset geçmişle övünmekten ibaret değildir.
Asıl mesele, geçmişten alınan derslerle geleceğe daha güçlü yürüyebilmektir.
25 yıl geride kaldı.
Şimdi Türkiye’nin önünde yeni 25 yıllar var.
Ve tarih, bundan sonraki sayfaları hepimizin attığı adımlarla yazacak.
Araştırmacı Yazar | İsmail Yaman
📧 yazarismailyaman@gmail.com
📞 WhatsApp: 0541 850 78 84
















