Karpuz ve Balık Sepeti
Geçen hafta pazardan bir dilim karpuz alınca aklıma çocukluğum ve Bodrum’daki evimizde yaşadığım anılar geldi.
Bodrum’da yaşadığım o çocukluk günlerinde kamyonetle karpuz ve kavun satılırdı. Karpuzcu bizim evin önünden geçerken babam beş altı karpuz ve bir o kadar da kavun alırdı. Satıcı onları getirip mutfak masasının altına dizerdi. Yani mutfak masamızın altında her zaman bolca karpuzumuz ve kavunumuz olurdu. Karpuz ve kavun sayımız bire düştüğünde masanın altı hemen yeniden doldurulurdu. Yaz boyunca bu hep böyle sürer giderdi.
Nerede o bolluk ve bereket içindeki ülkemiz… O zamanlar GDO diye bir şey bilmezdik. Hormon yoktu, hatta sera bile yoktu. Meğer ne kadar sağlıklı yaşıyormuşuz. Ne güzel günlermiş…
O bolluk, bereket, sevgi, saygı ve edep dolu günlerin anısına bir dilim karpuzu doğruyorum tabağıma. Bir tabağa da anılarımı dolduruyorum tepeleme. Yanına beyaz peynir iyi gider diyorum. Gluten tartışmalarına inat, ekmeğin köşesinden usulca bir parça koparıyorum. Mis gibi kokusu doluyor ciğerlerime. Geriye ne kaldı? En önemli şey ne mi?
Bu anıyı dostlarımla paylaşmak… Boğazımda düğüm düğüm kalmasın yediklerim. Sevdiklerimle paylaşayım ki çoğalarak geri dönsün. Karpuzlar dilime döndü belki ama neyse ki sevdiklerim etrafımda, çok şükür…
İşte bu duygularla Bodrum sokaklarında yürürken yol üzerinde av malzemeleri satan bir dükkânda karşıma bir balık sepeti çıkmasın mı!
Çocukluğumdan kalan anılarımda bu balık sepetinin de ayrı bir yeri vardır.
Çalışma sistemi şöyleydi; sepeti kıyıdan çok uzak olmayan bir yerde denizin dibine koyuyorsun. Sepetin içindeki yemin kokusunu alan balık, üstteki açıklıktan içeri girerek yeme doğru ilerliyor. İçeri girdikten sonra ise bir daha çıkamıyor. Çünkü yukarı bakmayı, üstteki açıklığı görmeyi beceremiyor. Böylece tuzağa düşüyor. Artık balık çoktan yakalanmış, yani avlanmış oluyor.
Hayatımız da böyle tuzaklarla dolu. Eğer kaçış yolunu bulamazsak, o tuzağın içinde debelenip duruyoruz.
Oysa kurtuluş bazen çok basittir.
Yukarı doğru bakabilmek…
Ama bakmayız bir türlü.
Olaylara saplanıp kalırız.
Bu nedenle çok yönlü ya da farklı bir açıdan bakmayı bilmek ve tuzağa yakalansak bile yön değiştirebilme yeteneğimizi korumak gerekir.
Çabalarsak kurtuluruz da…
Ama siz o tuzağa bile bile, gönüllü dalış yaptıysanız…
İşte o zaman yapacak bir şey yok.
Av olmaya gönüllüsünüzdür.
Ve avlanırsınız…
Zeynep Figen Işık















