Bazı dostluklar vardır; takvimler değişir, yıllar geçer, hayatın şartları farklılaşır ama gönüllerdeki yeri hiç değişmez. Çünkü gerçek dostluk, zamana karşı kurulan bir bağdır. Menfaatten uzak, samimiyetle beslenen ve insan sevgisi üzerine inşa edilen dostluklar, hayatın en kıymetli kazanımları arasında yer alır.
İşte Mehmet GÖKSELLİ, İrfan YÜKSEL ve Mustafa SU arasındaki arkadaşlığı da bu çerçevede değerlendirmek gerekir.
Kalemini mesleğinin onuruyla buluşturan bir gazeteci
Editör ve yazar kimliğiyle gazetecilik mesleğini yıllardır sürdüren Mehmet GÖKSELLİ, mesleki sorumluluğu, üretkenliği ve karakterli duruşuyla dikkat çeken isimlerden biridir. Gazeteciliği yalnızca bir meslek olarak değil, aynı zamanda topluma karşı sorumluluk alanı olarak gören anlayışı; yazılarında, değerlendirmelerinde ve insan ilişkilerinde kendisini göstermektedir.
Mesleğin gerektirdiği araştırmacı kimlikten, doğru bilgiye ulaşma çabasından ve kamuoyunu aydınlatma sorumluluğundan ödün vermeden yürütülen gazetecilik; bireysel başarıdan çok daha büyük bir anlam taşır. Mehmet GÖKSELLİ’nin mesleki çizgisinin temelinde de bu anlayışın bulunduğu görülmektedir.
Bir gazetecinin kalıcı değeri yalnızca kaç kişinin kendisini tanıdığıyla değil, sözüne ne kadar güvenildiği ve mesleğini ne kadar ilkesel biçimde yaptığıyla ölçülür.
33 yıllık emeğin ve devlet hizmetinin temsilcisi
Bu dostluğun diğer önemli ismi İrfan YÜKSEL ise 33 yıllık devlet memurluğu hayatının ardından Devlet Su İşleri’nden emekli olmuş bir harita teknikeridir.
Uzun yıllar devlet hizmetinde görev yapmak; disiplin, sorumluluk, teknik bilgi ve kamu hizmeti bilinci gerektirir. Ancak İrfan YÜKSEL’i anlatırken yalnızca mesleki geçmişinden söz etmek yeterli değildir.
Onu tanıyanların gözünde Yüksel’in asıl öne çıkan yönlerinden biri, insanlara karşı sevgisi ve saygısı, samimi kişiliği ve toplumun gülen yüzü olmasıdır.
Mesleğini en iyi şekilde icra etme gayreti ile sosyal yaşamındaki insan odaklı yaklaşımının birleşmesi, onu yalnızca görev yaptığı çevrede değil, farklı şehirlerde tanınan ve sevilen bir kişilik haline getirmiştir.
Silifke’den Mersin’e, Adana’dan Ankara’ya uzanan hayat ilişkileri içerisinde farklı insanlarla kurduğu iletişim, bir insanın toplumdaki gerçek itibarının makamdan değil, kişiliğinden ve bıraktığı güzel izlerden kaynaklandığını göstermektedir.
Toprağın, emeğin ve Anadolu insanının temsilcisi
Üçlü dostluğun üçüncü halkasında ise 72 yaşındaki Mustafa SU bulunmaktadır.
Mersin’in Mut ilçesine bağlı Mirahor Mahallesi’nde yaşamını sürdüren Mustafa SU, yaklaşık 40 yıldır çiftçilik ve hayvancılıkla emek veren, alın terini toprağa ve üretime dönüştüren bir Anadolu insanıdır.
Çiftçilik ve hayvancılık yalnızca ekonomik bir faaliyet değildir. Bu uğraş; sabır, fedakârlık, doğayla mücadele, üretme iradesi ve yıllarca süren emeği beraberinde getirir.
Kırk yıllık çalışma hayatı boyunca toprağın ve hayvanların bakımını üstlenmek, her gün yeniden sorumluluk almak demektir. Mustafa SU’nun hayat hikâyesi de emeğin, sabrın ve üretmenin değerini ortaya koymaktadır.
Fakat onu değerli kılan yalnızca emekçi kimliği değildir. Yardımseverliği, insanlara yaklaşımı, karakteri ve samimiyetiyle çevresinde saygı gören Mustafa SU, dostlarının ifadesiyle gerçek anlamda gönül insanıdır.
Üç farklı hayat, aynı ortak değer
Mehmet GÖKSELLİ ‘nin dünyası kalem ve gazetecilik; İrfan YÜKSEL’in dünyası kamu hizmeti ve teknik meslek; Mustafa SU’nun dünyası ise toprak, üretim ve hayvancılık üzerinden şekillenmiştir.
Meslekleri farklıdır.
Hayat tecrübeleri farklıdır.
Yaşadıkları çevreler farklıdır.
Ancak onları aynı noktada buluşturan çok daha güçlü bir ortak değer vardır:
İnsanlık.
Çünkü gerçek dostluk, insanların aynı mesleği yapmasıyla kurulmaz. Aynı makamı paylaşmalarıyla da oluşmaz. Gerçek dostluk; karakterlerin birbirini tamamlaması, insanların birbirine güvenmesi ve gönüllerin aynı samimiyet çizgisinde buluşmasıyla meydana gelir.
Günümüzde dostluğun gerçek anlamı
Modern hayatın hızlı temposu içerisinde insanlar birbirlerinden kolayca uzaklaşabiliyor. Sosyal ilişkiler çoğu zaman yüzeysel hale gelirken, karşılıksız dostlukların değeri de her geçen gün daha fazla anlaşılıyor.
Tam da bu nedenle Mehmet GÖKSELLİ, İrfan YÜKSEL ve Mustafa SU’nun arkadaşlığı önem taşıyor.
Bu üç insanın dostluğu; meslek, yaş ve yaşam biçimi farklılıklarının gerçek arkadaşlığın önünde engel olmadığını gösteriyor.
Bir tarafta kalemiyle topluma seslenen gazeteci…
Diğer tarafta 33 yıllık devlet hizmetinin ardından emekliliğe ayrılan teknik bir emekçi…
Ve diğer tarafta kırk yılını toprağa, hayvancılığa ve üretime adamış 72 yaşındaki bir Anadolu insanı…
Üç farklı hayat hikâyesi, tek bir ortak paydada birleşiyor: Vefa.
Dostluk, zamanın eskitemediği değerdir
Gerçek dostlukların en önemli özelliği, zamana karşı dirençli olmalarıdır.
Bugün yan yana olmak kolaydır. Asıl mesele, yıllar sonra da aynı samimiyetle birbirinin yanında olabilmektir.
Mehmet GÖKSELLİ, İrfan YÜKSEL ve Mustafa SU arasındaki arkadaşlığın kıymeti de burada ortaya çıkmaktadır. Bu dostluğun; yılların, mesafelerin ve hayatın getireceği değişimlerin ötesinde, karşılıklı sevgi ve saygıyla uzun yıllar devam etmesi en büyük temennidir.
Çünkü insanın hayatında birçok insan gelip geçer. Fakat bazı insanlar vardır ki, hayatın bir parçası değil, hatıraların ve gönlün kalıcı bir parçası olurlar.
Mehmet GÖKSELLİ, İrfan YÜKSEL ve Mustafa SU’nun dostluğu da böyle bir anlayışın güzel bir örneğidir.
Onların hikâyesi bize bir kez daha gösteriyor ki:
Meslek insanı tanıtır; başarı insanı öne çıkarır; fakat karakter insanı kalıcı kılar.
Ve gerçek dostluk, bütün bu değerlerin üzerinde yükselen en güçlü insanlık mirasıdır.
Dileğimiz; bu üç güzel insanın dostluğunun ilk günkü samimiyetini koruyarak ömür boyu sürmesi, yılların eskitemediği ve mesafelerin uzaklaştıramadığı bir kardeşlik örneği olarak gelecek yıllara taşınmasıdır.
Çünkü bazı dostluklar vardır ki, onların adı arkadaşlık değil, vefadır.
Dolayısıyla buradan her birine sevgi dolu selamlarımı iletirken; sağlık, huzur ve mutluluk dolu yıllar dilerim.
Mehmet GÖKSELLİ
Editör & Yazar & Denetmen















