Batılılar tarafından Türk ve İslam tarihi üzerindeki manipülatif, taraflı veya çarpıtılmış kavramlar üreterek bunları hem dilimize hem de MEB müfredatına sokmuşlar. Yıllardan beri süre gelen bu garabeti düzeltmenin zamanı geldi. MEB müfredatı düzeltmeye çalışıyor, geçmişten geleceğe tarihimiz doğru anlamak adına biz de dilimizi düzeltelim. Bizi diri tutacak birleştirici olan bilimsel literatürde ne ise o kavramlar kullanılmalıdır.
Bu tür kavramlar genellikle oryantalist bakış açısı, ideolojik yaklaşımlar veya siyasi propagandalar sonucu literatüre girmiştir. İnceleyebileceğimiz temel manipülatif kavram kategorileri ve günlük hayatta sıkça karşılaştığımız en popüler doğru bilinen yanlışlar ve bunların gerçekleri şu şekildedir:
Orta Asya değil, Türkistan’dır.
Haçlı Seferleri değil, Haçlı saldırılarıdır.
Ormanlarımız değil, Yeşil Vatandır.
Türkiye’nin deniz yetki alanı değil, Mavi Vatandır.
Bizans değil, Doğu Roma’dır.
Ermeni Meselesi değil, Asılsız Ermeni İddialarıdır.
Ege Denizi değil, Adalar Denizidir.
Coğrafi keşif değil, Sömürgeciliğin Başlangıcıdır.
Tehcir Kanunu değil, Sevk ve İskan Kanunudur.
Pontus Meselesi değil, Asılsız Pontus İddialarıdır.
Azerbaycanlı, Türkmenistanlı, Kırgızistanlı… değil, Azerbaycan Türkü, Türkmenistan Türkü, Kazakistan Türkü’dür.
Genel Başlıklar altında Düzeltilmesi gereken Yanlışlar ise şu şekildedir:
Tarih ve Siyaset:
•Kavimler Göçü yerine Barbar İstilaları (Avrupa merkezli tarih anlatısının aksine, kitlesel bir nüfus hareketidir).
•Amerikan İç Savaşı yerine Kölelik Savaşı (Savaşın temel ekonomik ve insani sebebini doğrudan ortaya koyar).
•Keşifler Çağı yerine İstila ve Yağma Çağı (Yerli halkların yok edilişini ve kaynakların çalınmasını tanımlar).
•Sömürgelerin Bağımsızlığı yerine De-kolonizasyon Süreci (Bağımsızlığın bir lütuf değil, zorunlu bir geri çekilme olduğunu vurgular).
•Pax Romana (Roma Barışı) yerine Roma Tahakkümü (Barışın ağır vergiler, köleleştirme ve askeri baskıyla sağlandığını gösterir).
Coğrafya ve Medeniyet:
•Ortadoğu yerine Ön Asya veya Batı Asya (İngiltere merkezli sömürgeci mesafe algısını yıkar).
•Uzak Doğu yerine Doğu Asya (Dünyanın merkezini Avrupa kabul eden coğrafi isimlendirmeyi reddeder).
•Medeniyet Beşiği Yunanistan yerine Mezopotamya ve Mısır Etkileşimli Ege (Yunan medeniyetinin sıfırdan doğmadığını, Doğu’dan beslendiğini belirtir).
•Üçüncü Dünya Ülkeleri yerine Sömürülmüş / Küresel Güney Ülkeleri (Geri kalmışlığın tarihsel nedenini ve ekonomik sömürüyü netleştirir).
•İpek Yolu yerine Türk-Çin Ticaret Ağları (Güzergahın tek bir ürüne ve ulusa ait olmadığını gösterir).
İslam Tarihi Odaklı Manipülatif Kavramlar:
•Kılıç Zoruyla İslamlaşma: Fetihlerin sadece şiddet ve zorlama ile din değiştirme amaçlı yapıldığı algısı.
•İslamofobik Dönemselleştirmeler: İslam medeniyetinin altın çağının ardından gelen dönemleri tamamen “karanlık çağ” veya “duraklama” olarak nitelemek.
•Cihat Kavramının Çarpıtılması: Manevi olgunlaşma ve adalet mücadelesi olan cihadın, modern literatürde yalnızca “kutsal savaş” ve “terör” ile eş anlamlı kılınması.
•Ganimet Ekonomisi İddiası: İslam devletlerinin ekonomik sisteminin sadece savaş ganimetlerine ve talana dayandığı tezi.
Türk Tarihi Odaklı Manipülatif Kavramlar:
•Barbar/Göçebe Dikotomisi: Yerleşik kültürleri “uygar”, Türklerin göçebe kültürünü ise yalnızca “yakıp yıkan barbarlık” olarak gösterme eğilimi.
•Pax Ottomanica Karşıtlığı: Osmanlı yönetimindeki çok kültürlü barış dönemini “Osmanlı Boyunduruğu” (Ottoman Yoke) diyerek tamamen zulüm odaklı sunmak.
•Doğu Sorunu (Eastern Question): Türklerin Avrupa’dan tamamen atılması gereken, modernleşemez bir unsur olarak kodlanması.
•İstimalet Politikasının Yok Sayılması: Osmanlı’nın fethettiği bölgelerdeki halklara gösterdiği hoşgörü ve koruma politikasının, “asimilasyon” veya “zorunlu göç” iddialarıyla gölgelenmesi.
•Anadoluya Türklerin 1071’de geldiği: Türkler Anadolu’ya 10 bin yıldan beri belirli dönemlerde gelerek medeniyetler kurmuşlardır. Bunlara örnek SÜMERLER ve SAKA’lardır ve dahi GÖBEKLİTEPE bulgularıdır. 1071 yılında Türkler tekrar gelmişlerdir.
Siyasi ve Sosyal Kurumlar Üzerindeki Çarpıtmalar:
•Doğu Despotizmi: Türk ve İslam hükümdarlarının yönetim biçimlerini, hiçbir hukuka uymayan, keyfi ve vahşi diktatörlükler olarak tanımlamak.
•Harem Mitleri: Osmanlı sarayındaki eğitim ve idari bir yapı olan haremi, oryantalist ressam ve yazarların tamamen cinsellik odaklı bir mekân olarak resmetmesi.
•Devşirme Sisteminin Kölelik Olarak Sunulması: Sistemin meritokratik (liyakate dayalı) ve devlet adamı yetiştiren yapısının göz ardı edilip, sadece zorla alıkoyma olarak anlatılması.
•Osmanlı Sultanlarının özellikle Kanuni’nin sarayda kaldığı: Osmanlı sultanlarının son dönemlerde olanlar hariç hepsi de at sırtında savaş meydanlarında ömürleri geçmiştir.
Astronomi ve Coğrafya:
•Çin Seddi uzaydan çıplak gözle görülür: Çin Seddi, Ay’dan veya uzay boşluğundan insan gözüyle doğrudan fark edilemez. Genişliği çok dar olduğu için ancak alçak yörüngeden ve gelişmiş kamera lensleriyle tespit edilebilir.
•Mevsimler Dünya’nın Güneş’e olan mesafesinden dolayı değişir: Mevsimlerin oluşma sebebi Dünya’nın eksen eğikliğidir. Dünya Güneş’e en yakın konumundayken Kuzey Yarımküre’de kış mevsimi yaşanır.
Hayvanlar Alemi:
•Yarasalar kördür: Yarasalar kör değildir ve aslında oldukça iyi görürler. Sadece karanlıkta avlanabilmek için ekolokasyon (ses dalgalarıyla yön bulma) sistemlerini ek olarak kullanırlar.
•Japon balıklarının hafızası birkaç saniyedir: Japon balıklarının hafızası sadece 3 saniye değil, en az 3 ile 5 ay arasındadır. Labirentleri çözebilir ve renkleri aylarca akıllarında tutabilirler.
•Deve kuşları korkunca kafasını kuma gömer: Deve kuşları tehlike anında kafalarını kuma gömmezler. Uzaktan bakıldığında yerde duran yumurtalarını gagalarıyla çevirdikleri veya kendilerini gizlemek için dümdüz yere uzandıkları için öyle görünürler.
Sağlık ve İnsan Bedeni:
•Yutulan sakız midede 7 yıl kalır: Sakız midede yıllarca kalmaz. İnsan vücudu sakız tabanını sindiremese de, sindirim sistemi bu maddeyi diğer gıdalar gibi birkaç gün içinde dışarı atar.
•Karanlıkta kitap okumak gözleri bozar: Karanlık veya loş ışıkta kitap okumak gözleri kalıcı olarak bozmaz. Sadece göz kaslarının daha fazla yorulmasına ve geçici baş ağrısına yol açar.
•Diş fırçalamadan önce fırça ıslatılmalıdır: Diş fırçasını fırçalamadan önce musluk suyuna tutmak yanlıştır. Islanan kıl fırçalar yumuşar ve macunun temizleme performansını düşürür.
•Dilin farklı bölgeleri farklı tatları algılar: Dil haritası teorisi geçersizdir. Dil üzerindeki tüm tat tomurcukları tatlı, tuzlu, ekşi, acı ve umami tatlarını aynı oranda algılama yeteneğine sahiptir.
Atasözleri ve Deyimler:
•Güzele bakmak sevaptır: Bu ifadenin orijinali “Güzel bakmak sevaptır” şeklindedir. Etrafa iyi niyetle ve güzel bir niyetle bakmayı öğütler.
•Eşek hoşaftan ne anlar: Kelimenin aslı “Eşek hoş laftan ne anlar” kalıbıdır. Zamanla “hoş laf” ifadesi halk dilinde “hoşaf” kelimesine dönüşmüştür.
•Göz var nizam var: Doğrusu “Göz var izan var” şeklindedir. “İzan” kelimesi anlayış ve kavrayış anlamına gelir.
•Saatler olsun: banyo yapıldığında söylenen bu sözün doğrusu “Sıhhatler olsun” dur.
•İmamın dediğini yap gittiği yoldan gitme: Din adamların kötülemek için uydurulmuş sözdür.
…
Netice olarak toplumda nesiller boyu kulaktan kulağa yayılarak gelen bu tür bazı yanlış kelime ve deyimler, bilimsellik ve tarihi açıdan düzeltilmesi bir mecburiyet olup her Türk vatandaşının bunlara dikkat ederek söylem ve eylemini bu yönde tatbik etmesi gerekir… yazarmehmetballi@gmail.com














