Kar taneleri neden hep
Farklı şekillerde
Vuslata ererler?
Neden hep usul usul,
Yavaş yavaş,
Aheste aheste
Süzülerek
Yeryüzü ile birleşir?
Hiç biri hiç birine
Dokunmadan
Mesafesini koruyarak…
Uzakta kaldığı her saniye
Canını acıtsa da,
Uzak kalmak istercesine
Çok yol almıştır.
Çok şeyler yaşamıştır.
Artık yorgundur.
Kar tanelerinin yorgunluğu misali,
Kar tanelerinin sakinliği…
Sakinliğin verdiği huzur…
Özlemimsin…
Ve belki de bundandır
Sessiz yağışları.
Çünkü en büyük kırgınlıklar
Gürültü çıkarmaz.
En çok yorulanlar
Bağırmaz.
Kendini anlatmaya çalışmaz.
Sadece susar.
Sadece yavaşlar.
Sadece içine yağar insanın.
Bir kar tanesi gibi…
Beyaz görünür bazı acılar.
Temiz sanılır.
Oysa içinde
Bin parçaya bölünmüş
Bir gökyüzü taşır.
Her düşüş biraz vedadır.
Her iniş biraz kabulleniş…
Ve her sessizlik
İçinde kopan fırtınaların
Mezarlığıdır aslında.
Ben de şimdi
Bir kar tanesi kadar yorgun,
Bir o kadar sessizim.
Ne tutunacak bir dal arıyorum,
Ne de savrulacak bir rüzgâr…
Sadece
İçimde yıllardır dinmeyen
O uzun kışın ardından,
Bir çift sıcak gözde
Erimek istiyorum.
Çünkü bazı insanlar
Kar gibidir…
Dokunmaya kıyamazsın.
Bazı insanlar da
Kış gibidir…
İçinden çıkamazsın.
Ve sen…
Benim içime yağan
En güzel kış oldun.
Şimdi hangi mevsime baksam
Biraz sen varsın.
Biraz özlem.
Biraz huzur.
Biraz da
İçime usulca çöken
O derin sessizlik…














