KAZDAĞLARI VE TÜRKMEN KADINI
Eyy avuçları zeytin karası, soluğu kekik kokulu Türkmen kadını!
Gözlerinde Kazdağı’nın bin pınarlı yaşı,
Alnında binbir ırmaklı tarihin vakur nakışı…
Eyy Sarıkız’ın sırdaşı, Baba Dağı’nın dumanlı yoldaşı!
Gölgenizle emzirdiğiniz köylerin kadim masalını fısıldayın bana.
Her taşında bir yiğitlik destanı sızlar,
Her rüzgârında bir obanın yanık türküsü devinir,
Her ırmağında dualı bir serinlik, bir ab-ı hayat…
Zeytin dallarının gümüş pırıltısında serpilen çocuklar,
Dumanı tüten kerpiç evlerin dar pencerelerinden,
Kınalı elleriyle bir selam uçurur masmavi gökyüzüne.
Eyy Türkmen kadını,
Çatlamış toprağı emeğinle sağaltan, sabırlı emektar!
Eyy Kazdağları’nın doruklarında uğuldayan tarih,
Ve heyy Sarıkız!
Zirvelerden sonsuzluğa bakıp şahit olduğun o sessiz efsanelerle,
Hâlâ dirisiniz nice gönüllerde
Ve hâlâ nefes alıyorsunuz: Çarpan her yürekte.
Emine Pişiren / Akçay
@herkes















