Bazen soruların ve sorunların arasında kalır beynimiz.
Çözüm ya da cevap bulmak için soracak kişi,
danışacak uzman,
ya da kelime karmaşasının içerisinde bulmayı umut edip okuduğun kitabında sayfalarında
ararsın.
Kendince cevap sandığın soruların çözümlerinde sana ışık tuttuğunu zannettiğin kelimeler,
ya da hoş sohbetler
seni daha da umutlandırır.
İçini bir ferahlık kaplar derin bir nefes alırcasına…
Fakat beynin tamam derken,
Kalbini dinlemeye fırsat bulamazsın.
Kalbinin sesi cılız kalmıştır beynin baskın gücüne.
Kalbinin sesini dinlemeye fırsat bulduğunda,
Bazı şeylerin tam da yerli yerine oturmadığı duygusunun esiri olursun.
Birşeyler yer bulmuyordur duygularında.
Aslında mantık olarak uygun olanı gerçeklikte doğru zannedersin.
Fakat insan hem madden hem de manen donatılmış ulvi bir yaratılıştır.
İşte tam da bu noktada insanı insan yapan bütünleyen duyguları devreye girer.
Sonra bulduğunu zannettiğin çözümler ve cevaplar sana yersiz gelir.
Ruhun yetersiz bulur.
Eksik birşeyler olduğunu hissedersin.
Kalp ve beynin tatlı tatlı çekişmesi seni uzun uzun tek bir noktaya kilitler.
Evet, eğer böyle isen doğru hissediyor ve düşünüyorsundur.
Şimdiye dek verdiğin çabaları bırak bir kenara…
Soru ve sorunların kaynağı ne olursa olsun sen bu arayışın içinde isen,
Çözümün sende olduğunu bil.
Yeter ki kendini doğru tanımla doğru hisset ve hislerine güven.
Herşey sende gizli değil.
Sen herşeyden çok daha fazlasısın.
Sende var olanı gör geç olmadan kendini tanımla.
Nihayetinde beyni de yöneten kalptir.
Yüreğiniz daima ışığınız olsun.




















