KUKLA
Söylenene kanıyordu, onun için “kukla” adını takmışlardı. Hiç değerlendirmeden söyleneni aynen tekrarlıyorsun. Bir de yapma bakalım. Ona kendini “kul” yerine koyuyor ve yabancının isteğini hayranlıkla yerine getiriyorsun, diyorlar.
Hükümet binasının görevlisi böyle bir insandı. Müdür ve memurların gözüne bakıyordu. Köle olarak, kukla gibi oynuyordu. Fakat kulağı tetikte değildi. Ona bir şey söylendiğinde, avuç içi terler, kalp atışları hızlanır ve ona ses duyurulamazdı.
Tanıyanlar, kukla kulak arkasını iyi kullanır. Yani kavalını bildiği gibi öttürürdü.
Kuklayı politikacılara benzetirlerdi. Okumuş olsan senden iyi politikacı olurmuş, derlerdi. Çünkü kendine yaramayan, halkın isteklerini duymaz, kendine göre hareket edersin. Üst makama gelmek için, kişiye bakarak, iki ters ve bir düz takla atardın. Becerisini en güzel bir şekilde sergiler ve bildiğinin yanına beş daha eklerdin.
Kukla şahsiyetler, tarihte de hükümeti temsil etmiştir. Yeri geldiğinde gözünü kırpmadan öldürmüştür. Yalnız bırakıp da kaçmamıştır.
Kukla kulağına çalınan bilginin, mahiyetini öğrenmeden, kimseye söylemezdi. Bu yönüyle takdir edilirdi. Bazen birileri kulağına bir şeyler fısıldar ve olayı körüklerdi. Bu tür olaylar da kulağına çalınırdı.
Müdür, günün birinde kuklayı çağırır, “dikkat etmelisin, olay kulağına küpe olsun, dedi. Kukla çok şaşırdı ve üzüldü. Onun için kukla şamar oğlanına döndü. Daha fazla sıkıntı çekmemek için kulağının üzerine yatıp keyfine bakmaya başladı.
Akşama kadar koşan kukla, işini bitirip yola çıktığında, gözleri kararır ve yolu görmezdi. Bu kadar insanın ipinde oynuyorum, yine de ayakta durabiliyorum, diyordu.
Gözüm emeklilikte, emekli olsam bir saniye daha durmak istemem. Çünkü kimseye yaranamıyorsun. Bir avuç toprağımda oyalanırım daha iyi, derdi.
Kukla dün tayin olan beyefendinin kulaklığını gördüm. Net duyuyormuş, öyle bir alet bana lazım. Buradan tayin olanlar üç dört yıl sonra geri dönüyorlar. Merak ediyorum, böyle bir işkenceden daha mı kötüydü çalıştığınız yer, diye düşünüyorum.
Kulaktan dolma bilgilerle insanları konuşmak kötü bir davranış şekli, dedi.
İnsanların iyi duygularını istismar ediyorlar. Düşünceleri seni köle yerine koyup çalıştırmak. Kimse, nasılsın yaşantından memnun musun? demiyor. Koşarsan iyisin, yalnız ağzını da açmadan koşacaksın.
Halden anlamıyorlar, vicdanları da kalmamış. Karşındakine yardımcı olmak varken, seni köle gibi çalıştırmanın peşindeler.
İnsan vücudu nazik bir yapıda. Geleceğini korumak gerektiğini bilmiyorlar.
Hasan TANRIVERDİ














