“Sekiz Daireli Apartman” adını verdiğim bu çalışmamda; Doğunun en ücra köylerinden birinde yaşayan Behran Ağa, bir ırgat tarafından, karısıyla seviştiği bir gece, vurularak öldürülür. Katili Bursa’ya kaçar. Bunu öğrenen Dila, kocasının ölümünden sonra üç köydeki arazilerini ucuz pahalı demeden satarak çocuklarıyla birlikte Bursa’da uzak ve yoksul bir semte yerleşir. Çocuklarını da yurt dışında tanıdıklarının yanına gönderir. Onlar orada iş ve para sahibi olur, daha sonra da evlenirler. Zaman zaman da annelerine para gönderirler. Kiracı olarak oturdukları ev satılınca, sekiz daireli bir apartmanın bodrum katına yerleşen Dila, yaptığı poğaçaları satarak geçinmeye çalışır. Kahvelere daha rahat girebilmek için çeyiz sandığında sakladığı kocasının kıyafetlerini giyer. Bıyık takmayı da unutmaz. Bütün derdi kocasının katilini bulmaktır. Onu, kırk yılın sonunda Gölyazı’da çaycılık yaparken bulur…
Dila’yla birlikte Bursa’yı dolaşırken daha yakından tanıyacak, Türkiye’nin son yıllarını yeniden yaşayacaksınız.
Bu eserimde kimler yok ki? İsterseniz onları, tanıştırayım. Üç yaşlı var bu apartmanda. Hüseyin Amca ile Şaziye Teyze’ye dönüşümlü olarak çocukları bakıyor. Onların yaşamlarını okurken 1950’li yıllara gideceksiniz. Diğeri ise iki numarada oturan
Köy Enstitülerinde müdürlük yapmış İbrahim Amca. Anlattıklarıyla dünün ve bugünün eğitim sistemi arasındaki farkı da göreceksiniz. Dört numarada Yüzbaşı Eren ve eşi Betül, Ergenekon’dan zıpkın yiyecekler ama onurlarından hiç bir şey kaybetmeyecekler. Lise öğrencesi Yasemin ise üç numarada oturuyor. Hafif meşrep annesiyle birlikte yaşıyor. Babasının uyuşturucudan ölmesiyle başından iğrenç bir tecavüz olayı geçiyor. Gazeteci Engin, Yaseminlerin karşısındaki altı numarada oturuyor. Hem yazarlık yapıyor hem de Genel Basında yazıyor. Gazetecilik yapan babasının yazdıklarını okuması için Yasemin’e verir. Babasının yazdıklarında, gurbette köhne bir otelde başlayan ve daha sonra aynı dairede kiraladığı küçük bir odada devam eden yaşamını öğreneceksiniz. Ayrıca, onun ilginç gazetecilik anıları yanı sıra 1965-1980 yıllarının Türkiye’sine yolculuk yapacaksınız. Bu arada Yaseminle Engin birbirine âşık olurlar. Ayberk ise giriş katında dedesi ölünce yalnız oturur. Annesiyle babası, Almanya’da ayrı yaşadığı ve eşleri kedisini kabul etmediği için yalnızlıktan bunalıma girer ve uyuşturucuya alışır. En üst katın sekiz numarasında barda garsonluk yapan ve zaman zamanda şarkı söyleyen şuh bir kadın oturur. Şeyda adlı bu genç kadın, bir gece ansızın ortadan kaybolur. Uzun bir süre bulunamaz. Cesedini, Ayberklerin bahçesinde polis köpekleri bulur.
Bu roman belki de hepimizin hikayesi…
Çıktığında, şimdiden keyifli okumalar diliyorum.
“Bu eser, TASDİX Firmasının 27 Ocak 2017 Cuma Saat 16.36.04 itibariyle 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında onaylanarak güvence altına alınmıştır. Bütün hakları saklıdır.”
Ertuğrul Erdoğan
Ocak 2017

















