Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Zengin miyiz, Fakir miyiz?

Ömer SARDONAT

10 Aralık 2010 00:02

Yorum Yapılmamış

Bu günlerde insanlarımızın kafaları epeyce karıştı ülkemizin durumuna. Televizyonlarda ekonomi programların dinliyoruz, gazetelerden köşe yazılarını okuyoruz, hükümet yetkililerini dinliyoruz hep aynı sözler.

Ülkemiz büyüyor, zenginleşiyoruz, kredi notumuz yükseldi ya da halkımız refah içinde, alım gücümüz yükseldi, gayrı milli hâsılamız şu kadar oldu gibi sözler.

Arkadaşlarla yan yana geldiğimizde bu konular açılıyor kimileri doğru buluyor, kimileri yanlış bu sefer hepten karışıyor kafamız. Gerçekten zenginleşiyor muyuz yoksa fakirleşiyor muyuz?

Bende bu ülkede yaşıyorum günlük ihtiyaçlarım var, bunları karşılamak için oldukça zorlanıyorum sonra kendime soruyorum eğer ülkemiz zenginleşiyorsa benmi fakir kalıyorum.
Asgari ücretlinin, emeklinin ya da çalışanların aldıkları ücretleride biliyoruz aşağı yukarı o zaman bu nasıl zenginlik.

Diyelim ülkemiz zenginleşiyor öyle ise herkes zengindir. Peki, ama Türkiye nin her ilinde ilçesinde, köyünde yardım dağıtılıyor. Yakacak, yiyecek, giyecek gibi. Sosyal yardımlaşma fonlarının önünden insan kuyruğundan geçilmiyor. Sonra bu yardım olarak dağıtılan her şeyde bu ülkede yaşayan herkesin hakkı yokmu, bu hangi paralarla karşılanıyor. Çalışan ya da emeklilerinin maaşından yapılan kesintilerden mi?

Eğer bundan karşılanıyorsa bizler helal ediyor muyuz? Acaba yetkililerce bunlar dikkate alınıyor mu bilmiyorum. Birde şu açıdan bakmak istiyorum olaya mademki ülkemizin geliri artıyor artan o gelirden ülkenin her insanına da pay düşer. Böyle olunca da bizde zengin sayılırız.

Yardım fakire yapıldığına göre bu yardımlar kime yapılıyor zenginlere demi yardım yapılıyor ya da bu isim altında başak amaçlar mı güdülüyor sorusu geliyor aklımıza.
Gündemi başka şeylerle doldurup bizlere geçim sıkıntılarımı unutturulmaya mı çalışılıyor. Yoksa kafamızı iyice karıştırıp bunları düşünmememizi mi sağlıyorlar.
Evi kira olan okulda çocukları olan aileleri düşünelim hele bunlar emekli ya da asgari asgari ücretli çalışan ise çektikleri sıkıntıları görüyoruz ve bizlerde bunun içindeyiz.

Nasıl zengin olduk anlayamadım gitti. Galiba zengin olanlar var ki bunlar söyleniyor hep ama ben kendi adıma söylerim ne zengin olabildim ne de gelir düzeyim arttı.
Biz emekliler zaten unutulmuştuk şimdileri hepten silindik. Ne zaman zengin olacağız, ne zaman gelir düzeyimiz artacak, ne zaman yaşam standardımız yükselecek. Belki birileri açıklar bunu bize gerçek neyse öğreniriz. Fakat bu işin için de bir oyun var ama bizler hiç anlamış değiliz.
Bu gibi yardımların halk üzerinde olumsuz etkileri de çok oldu bana göre. Bunu şöyle açıklamaya çalışayım.

Köylerimiz de çiftçilik yapılır arazilerimiz ekilip biçilirdi. Böylece ülkemiz ekonomisine katkı sağlanırdı. Daha da önemlisi kontrolsüz göç olayı da daha azdı insanlarımız köylerinde yaşıyor tarım ve hayvancılıkla uğraşırlardı.
Son yıllarda yapılan bu yardımlardan yararlanmak için daha doğrusu yaşamı beleşe getirmek için şehirlere bir göç akını başladı.

Göç edip gidenler bulundukları yere ayak uydurmak için olamadık görünümler ve özentilere kapıldılar. Hem şehirlerin çevre dengesini bozdular hem de aradaki kültür farkını kapatamadıkları için pek çoğu da potansiyel birer suçlu durumuna düştüler. Hatta aile düzenleri de bozulanlar oldu. Belediyelerin ve ya sosyal yardım fonların yaptıkları yardımlardan faydalandılar ama özde çok değerleri kaybettiler.

Böyle olunca şunu düşünmeye başladım. Bu insanlarımız kolaycılığa alıştırılmasaydı, onları yerlerinde istihdam edecek iş alanları yaratılsaydı ya da tarım ve hayvancılık amacına uygun desteklenilseydi bu insanlara şehirlere göç etmeyeceklerdi. Tembelleşmeyeceklerdi. Belik çok çalışıp yorulacaklardı ama kendi alın terinin, emeğin değerini daha iyi bileceklerdi. Aile düzenleri de bozulmayacaktı. Geleneklerimiz ve göreneklerimizde unutulmayacaktı.

Bizim köyden büyük şehirlere göç edenler bayramlarda köye gelirler, onlarla konuşur paylaşırım bu durumları. Fakat o kadar hazır ve basit cevapları var ki insan mantığına sığmıyor.

Neden gittiniz yerinizde kalsaydınız, toprağınız ekip biçseydiniz, hem aile bütünlüğü bozulmayacaktı hem de köyümüzün kalkınmasına dolaylı yollardan ülkemizin kalkınmasına da faydanız olacak, onurunuz, haysiyetiniz incinmeyecekti. Karşılıksız aldığınız o yardımlar size nereye kadar yapılabilecek, sizi şimdi belki memnun ediyor ama ilerde ne olacaktı anlatıyorum bunları hep bir bir ama hiç dikkate alan yok. Verdikleri cevap aman hocam sen çok yanlış düşünüyorsun rahat yaşamak varken ne uğraşacağım gibi sözler.

Eskiden çocuklarının eğitimini bahane ederlerdi şehre gitmek için şimdi öyle bir durumda yok. Her köyümüz de şehirlerdekini aratmayacak seviyede okullarımız var, eğitim öğretimizde son derece iyi.
Dayandıkları tek seçenek bedava yaşam.
Öyle ki bu göç edenlerin çoğunun bir mesleği ya da sanatı da yok. Ya ara işlerine çalışıyor ya da asgari ücretli bir iş bulabiliyor. Birde em önemlisi çevreye bakıp onlara özen meye kalkıyorlar sonra da başlarına gelemdik kalmıyor.

Bu insanlarımızın tekrar kendi yerlerinde döneceklerini biliyorum şimdilik durumu idare ediyorlar tek dileğim benliklerinde daha fazla şeyler kaybetmemeleri.
Şöyle derinlemesine baktığımızda kim zengin kim fakir ya da bunun ölçüsü nedir anlamış değilim.

Okunma Sayısı: 85
Kategori: Ömer SARDONAT

Yazarın Diğer Yazıları

Hayat Bu İşte

Dün varız bu gün yokuz. Acısıyla tatlısıyla yaşadığımız ömür gün geliyor bitiyor. Daha dün aramızda...

Bitmeyen Umutlar

Yüreğimin en derin yerinden amansız fırtınalar kopuyor bazen. Daha çok düşünüyorum geçmişi, yüzümde oluşan kırışıklarda...

Sen Yine Gülümse Hayata

Doğruların geçerli olmadığı yalanların ve yalancıların arasında ve adına yalan dünya dediğimiz bir ortamda yaşıyoruz....

Her Şeyi Çok Sevdik KendimiziTeselli Etmek İçin

Hayat hepimiz için aynı aslında farklı olan kişilerin büründüğü rollerdir. Hepimiz için yabancı olanlar gün...

Bir Umuttur Beklediğimiz

Gecenin sabah olmasını beklerken zifiri karanlıkta, doğacak güneşin yeni bir umut olmasını düşünürsün. Sığındığın kader...