Bir insanın geçmişi vardır.
Kırıkları, pişmanlıkları, yanlış seçimleri, sustuğu geceleri, kimseye anlatamadığı savaşları vardır.
Hiç kimse tertemiz bir sayfadan ibaret değildir. Çünkü hayat, insanı bazen yorar, bazen yanlış kapılardan geçirir, bazen de kendi gölgesiyle yüzleştirir.
Ama bir insanın geçmişe sahip olmasıyla, geçmişini başkasının omzuna bırakması aynı şey değildir.
İşte çoğu insanın karıştırdığı yer tam da burasıdır.
Sevgi; birinin bütün yüklerini sırtlanmak değildir.
Aşk; kırılmış bir ruhun taşıyıcısı olmak hiç değildir.
Kimse, bir başkasının geçmişte yarım bıraktığı sorumlulukların altında ezilmek zorunda değil.
Çünkü insan, sevdiği kişiyi yanında huzur gibi hissetmeli; sırtında taş gibi değil.
Hayata yeniden başlamak mümkündür.
Hem de en dipten sonra bile mümkündür.
Ama yeniden başlamanın ilk şartı, insanın kendi yaralarını başkasına emanet etmeden ayağa kalkmayı öğrenmesidir.
Olgunluk tam olarak burada başlar.
Kendi hatalarını kabul eden…
Yanlışlarını romantikleştirmeyen…
Geçmişinin hesabını başkasına ödetmeyen insanlar vardır.
İşte onlar, gerçekten değişebilir.
Çünkü değişim sözle değil, sorumlulukla olur.
Bir insan “Ben buyum, beni böyle kabul et” diyerek değil;
“Ben hatalarımı gördüm ve onları kimsenin hayatına yük etmeyeceğim” diyerek güven verir.
Güven, kusursuz insanlarda doğmaz.
Güven; eksiklerini bilen ama o eksiklerle kimseyi incitmemeye çalışan insanlarda büyür.
Bu yüzden bir insan yeniden sevilebilir.
Yeniden bir hayat kurabilir.
Yeniden bir kalbin kapısını çalabilir.
Ama bu kez başka biri onun yaralarını taşımak için değil; birlikte sağlam bir yol yürümek için yanında olmalıdır.
Çünkü gerçek sevgi, iki kişinin birbirini kurtarması değil;
iki yetişkin ruhun birbirine yük olmadan omuz verebilmesidir.
İrade burada devreye girer.
İnsan bazen geçmişinin karanlığına dönmek ister.
Eski alışkanlıklarına, eski kaçışlarına, eski yıkımlarına…
Ama karakter; insanın canı istediği halde yanlış olana dönmemesidir.
Ve güven tam da böyle inşa edilir.
Bir sözle değil.
Bir mesajla değil.
Bir özürle hiç değil.
Güven; tekrar etmeyen hatalarla oluşur.
İstikrarlı davranışlarla büyür.
Emekle kök salar.
Çünkü bir insanın değiştiğini anlamanın yolu, ne hissettirdiği değil; neyi artık yapmamayı seçtiğidir.
Bazı insanlar geçmişlerini omzunda taşır ama bunu kimsenin sırtına bırakmaz.
İşte onlar güçlü insanlardır.
Ve güçlü insanlar şunu bilir:
Sevgi fedakârlık ister ama kendinden vazgeçmek istemez.
Merhamet değerlidir ama kimsenin hayatını onarmak zorunda değildir.
Birini anlamak mümkündür ama onun bütün kırıklarını taşımak mecburiyet değildir.
İnsan, önce kendi yükünü taşımasını öğrenmeli.
Ancak o zaman biriyle aynı yolda yürümeyi hak eder.
Çünkü gerçek başlangıç;
geçmişini inkar etmek değil, onun sorumluluğunu alıp kimseyi altında bırakmadan yürüyebilmektir.
Sağlıcakla.















