Türkiye siyaseti uzun yıllar boyunca kırılgan koalisyonların, ekonomik krizlerin ve kısa ömürlü hükümetlerin gölgesinde ilerledi.
Siyasi istikrarsızlık sadece Ankara’yı değil; piyasaları, yatırımları ve vatandaşın günlük yaşamını da doğrudan etkiliyordu. Bir hükümet geliyor, diğeri gidiyor; millet ise sürekli belirsizlikle karşı karşıya kalıyordu.
Ancak son çeyrek asırda Türk siyasetinde dengeleri değiştiren yeni bir dönem başladı.
AK Parti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yalnızca seçim kazanan bir siyasi hareket olmadı; aynı zamanda Türkiye’nin ekonomik, siyasi ve stratejik dönüşümünün merkezinde yer aldı. Sağlık sisteminden ulaştırma yatırımlarına, savunma sanayiinden enerji projelerine kadar birçok alanda yapılan hamleler, Türkiye’nin çehresini değiştiren adımlar olarak yorumlandı.
Bir dönem IMF programlarıyla anılan Türkiye’den; bugün savunma sanayiinde yerli üretim oranını artıran, İHA ve SİHA teknolojileriyle dünya gündeminde yer alan bir ülkeye geçildi. Şehir hastaneleri, Marmaray, Avrasya Tüneli, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, hızlı tren projeleri, Karadeniz doğal gaz çalışmaları ve TOGG gibi yatırımlar, yıllarca “yapılamaz” denilen projelerin gerçeğe dönüşmüş örnekleri olarak gösterildi.
Savunma sanayiinde özellikle son yıllarda dikkat çeken gelişmeler yaşandı. Yerli üretim SİHA’lar birçok ülke tarafından yakından takip edilirken, Türkiye savunma ihracatında da önemli bir büyüme yakaladı. Enerji alanında ise Karadeniz gazı, nükleer enerji yatırımları ve yenilenebilir enerji projeleri Türkiye’nin dışa bağımlılığını azaltma hedefinin önemli parçaları arasında yer aldı.
Elbette bu süreç sadece ekonomik yatırımlarla ilerlemedi.
Türkiye aynı zamanda çok sert siyasi ve güvenlik krizlerinden geçti.
Gezi olayları yaşandı…
17-25 Aralık süreçleri yaşandı…
Sınır ötesi terör tehditleri arttı…
15 Temmuz gecesi ise Türkiye, yakın tarihinin en kritik kırılma noktalarından biriyle karşı karşıya kaldı…
O gece yaşananlar, yalnızca bir darbe girişimi değil; devletin kurumlarını hedef alan büyük bir kriz olarak hafızalara kazındı. Tankların önüne çıkan vatandaşlar, demokrasiye sahip çıkıldığını tüm dünyaya gösterdi. İktidar cephesi bu süreci “milli iradenin direnişi” olarak tanımlarken, milyonlarca insan da meydanlarda ortak bir refleks gösterdi.
İşte bu dönemde kurulan Cumhur İttifakı, Türk siyasetinin en belirleyici ortaklıklarından biri haline geldi.
Devlet Bahçeli liderliğindeki MHP’nin özellikle güvenlik politikaları ve devletin bütünlüğü konusunda ortaya koyduğu destek, Cumhur İttifakı’nın en önemli yapı taşlarından biri olarak değerlendirildi. AK Parti ile MHP arasındaki birliktelik, yalnızca bir seçim ittifakı değil; birçok seçmen açısından devletin devamlılığına yönelik ortak bir duruş olarak görüldü.
Cumhur İttifakı’na destek veren siyasi yapılar da “güçlü Türkiye”, “yerli ve milli politika” ve “bağımsız savunma stratejisi” söylemleri etrafında birleşti. Özellikle savunma sanayii, terörle mücadele, enerji bağımsızlığı ve dış politika başlıklarında bu yaklaşım geniş bir destek kitlesi oluşturdu.
Öte yandan Türkiye ekonomisi son yıllarda ciddi sınavlardan geçti. Yüksek enflasyon, hayat pahalılığı, döviz dalgalanmaları ve küresel ekonomik krizler vatandaşın günlük yaşamını doğrudan etkiledi. Muhalefet bu süreçte ekonomi yönetimini sert şekilde eleştirirken, iktidar ise yaşanan sıkıntıların küresel krizlerden kaynaklandığını ve Türkiye’nin uzun vadeli yatırım hamleleriyle güçleneceğini savundu.
Bütün tartışmalara rağmen Recep Tayyip Erdoğan hâlâ Türkiye siyasetinin en etkili figürlerinden biri olarak görülüyor. Çünkü bazı liderler sadece seçim sonuçlarıyla değil; kriz anlarında gösterdikleri siyasi refleks, tabanlarını mobilize etme gücü ve uzun süreli etkileriyle hafızalarda yer ediyor.
Bugün görünen tablo, Türkiye’de siyasetin hâlâ güçlü liderlik ekseninde şekillendiğini gösteriyor. Cumhur İttifakı meydanlarda mesaj vermeye devam ederken, muhalefet ise yeni denge arayışlarını sürdürüyor.
Ve görünen o ki…
Türkiye yalnızca yeni seçimleri değil, yeni siyasi dengeleri de tartışmaya devam edecek.
Cumhur İttifakı yeniden sahada…
Erdoğan yeniden milletin karşısında…
Ve destekçileri yine aynı sloganı dile getiriyor:
“Durmak yok, yola devam…”
Araştırmacı Yazar | İsmail Yaman
📧 yazarismailyaman@gmail.com
📞 WhatsApp: 0541 850 78 84
















