Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Cuma, Ocak 30, 2026
  • Giriş Yap
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Anasayfa Yazarlar Ertuğrul ERDOĞAN

Yeraltı Mağarasındaki Gizem

Ertuğrul ERDOĞAN Yazar Ertuğrul ERDOĞAN
08 Aralık 2010
Ertuğrul ERDOĞAN
0
401
Paylaşma
5k
Görüntülenme
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Kargalar sabahın köründe kasabamızın üstüne çullanmıştı. Sesleri uykumu bölmüştü. Yatağımın içinde sağa sola dönüp, tekrar uykuma dönmeyi zorlasam da yapamadım. Allı güllü desenli perdeyi aralayıp pencereyi sonuna kadar açtığımda karga sesi daha da keskindi. Gökyüzüne baktığımda evimizin üstü, karabulutlardan farkı yoktu. Küçük kuşların seslerini işitemiyordum bile…

Kasabamız Orta Anadolu’nun tüm özelliklerini taşıyan, sokakları dar ve kare taşlarla bezenmiş, yol üstünde eşek ve atların gittiği ve tarihi eski evleriyle turistlerin ilgiyle gezdikleri şirin bir yerdi. Evimiz… İşte onu anlatmadan geçemeyeceğim, Şehirde oturanların hayallerini süslediği kesindi. İki katlıydı. Bahçesinde güllerin ve meyve ağaçlarının bolluğu sanki cennetten bir parçaydı. Kapımızın önündeki kuyudan çıkarıp içtiğim suyun tadı hala damağımdadır. Sabahları genelde kara trenin sesiyle uyanır, Gözümü araladığımda kuşların sesi bana “Günaydın” der gibiydi. Henüz yüzümü yıkamadan bahçede dolaşıp günün ilk yaşam seslerini işitmek beni kendime getirirdi. Annemin, bahçemize özenle ektiği domates, salatalık ve biberleri koparıp kahvaltı soframıza getirmek ve onları taze yemek ayrı bir keyifti. Asma ağacımızın altındaki kümesten yumurta alabilmek için tavukların oradan oraya koşuşturmalarını izlemek beni güldürürdü. Babam ve Annem, işte benim hayatlarım… İkisi de çok çalışkandı. Onların hayatlarında öyle geç kalkmak yoktu. Sabah ezanıyla birlikte uyanıp, sesli mırıldandıkları dualarıyla birlikte namazlarını kılıp, evimize yakın üzüm bağımıza giderlerdi.

Babamın kullandığı traktörümüzün sesi, sabahın köründe sanki kasabayı ayağa kaldırırdı. Bazen onları penceremin önüne oturup seyrederdim. Annem geceden hazırladığı yiyecek torbasını özenle traktörün arka bölmesine koyar, babamsa pala bıyıklarını sıvazlayarak annemi kucakladığı gibi yanına oturtur ve benim bulunduğum pencereye bakarak uzaklaşırlardı. Ablam ve ağabeyim benden oldukça büyüktüler. Yaş farkımız nedeniyle onlarla oynamasam da bana anlattıkları nasihatlerin bini bin paraydı. En çok da ablamın gece uyumadan önce anlattığı masalların tadıydı. Onun anlattığı masal kahramanlarını gözümün önünde canlandırır sonra da uykuya dalardım. Ablamda sarışın ve güzeldi. Evlenme çağı da çoktan gelmişti. Onu genelde elinde örgü ve dantelle görürdüm. Sürekli çeyizini zenginleştirmenin mücadelesindeydi. Ailemden sonra en çok sevdiğim evimizi koruyan köpeğimizdi. “Karabaş” adını ben koymuştum. Aslan gibi iriydi. Kara bedeni arasından gözlerini seçmek öyle kolay değildi. Uzaktan gelsem bile kokumu alır, hemen yanı başıma koşardı. Bana öylesine tutkunduk ki, ne ben onsuz, nede o bensiz yapabilirdi.

Okulumuz kasabamızın içinde şirindi. Oraya gitmek için bazı sabahlar, çok erken kalktığım bile olurdu. Arkadaşlarım ve öğretmenlerimin bende ayrı yeri vardı. Biliyorum okul hayatı her insanın unutamadığı yıllarıdır. Yıllar acımasızca geçse bile, arkadaş ve öğretmenlerinizin yüzlerini unutamazsınız. Yaptığınız yaramazlıkları gülümseyerek anımsar ve içiniz burkulur. Anıları bir kez daha yaşamak ister ve kendinizi anıların içinde olmaya zorlarsınız. Ama zamanı geri getirebilmek nafiledir. İşte benimde aklımdan hiç çıkarmadığım ve anılarımı süsleyen arkadaşım Mehmet’ti. Esmer ve sivilceli suratıyla çok şirindi. Öğretmenimiz onu tahtaya sırf gülmek için çıkartırdı. Zaten onun suratına kim baksa, hemen gülerdi. Okul çıkışlarında zamanımın büyük kısmını da onunla geçirirdim. Üstümüzü aceleyle değiştirip, çantamızı bıraktığımız gibi soluğu kasabanın tren istasyonunda alırdık. Güneş ışığında parlayan tren raylarının üstünde dengede yürümek, üzerimizden geçen kuşları sapanla avlamanın günahını bilmeden eğlenmek ne keyifti… Çocukluk işte, önüne geçemediğimiz duygular…

Trenin uzaktan gelişini duyduğumuzda raylardan bir fırlayışımız vardı ki görülmeye değerdi. Koca trenin bizi ezmesinden korkardık… Tarlalar arasına öyle gizlenirdik ki, makinist bizi görse, sanki kızacak mıydı? Kızsa bile treni durdurup bizi mi kovalayacaktı? Ama geçen yıl yine komşumuzun oğlu raylarda gezerken kaza geçirmesi bizi de korkutmuş, Mehmet’le birlikte uzun bir süre raylardan uzaklaşmıştık. Rayları parsellediğimiz çocukluk arkadaşım Mehmet, şimdi kim bilir nerelerdesin? Yıllar oldu senden haber alamıyorum.

Belki evlendin, belki de bekârsın. Şu an seni görmeyi ne çok isterdim. Hele kasabamızdan uzaklaştığımız günleri hatırlar mısın? Ahh! O yer altı mağaraların gizemi bizi içine nasıl da çekerdi? Oraya birlikte girebilmek için ders zilini yerimizde duramadan beklerdik. Bizim için yer altı mağaraları başka bir dünyaydı. Küçücük girişlerinin ardındaki karanlık dünya korkutsa da, bizi kendine çeken bir şey vardı. Belki de sonsuzluğun ardındaki bilinmezliğiydi.

O gün hava oldukça kapalıydı, yağmur damlaları küçücük bedenimize ufaktan düşmeye başlamıştı. Şimşek ve fırtına gittikçe etrafımızı esir almıştı. Mehmet’e “Hava kötü, geri dönelim” dediğimde, beni korkaklıkla suçlamıştı. Önünde durduğumuz mağaranın girişi çok küçüktü. Çevresindeki dikenli otlara aldırış etmeden girişe yaklaştığımızda, bedenimizdeki sıyrıklardan damlayan kanın akışına bile aldırmıyorduk. Mehmet bana;
“ Urganı aldın mı?”
“Almaz olur muyum?”
“Hadi öyleyse şimdi belimize bağlayalım”

Hiç bir şey umurumuzda değildi. Birazdan gireceğimiz mağara bize her şeyi unutturacaktı. Urganların bir ucunu belimize diğer ucunu da kalın ağacın gövdesine bağladıktan sonra Mehmet önde, bense onun arkasında mağaraya girmiştik. İçimdeki korkuya rağmen ufak adımlarımızla ilerliyorduk. Geri baktığımda girişin ışığı, mum ışığı gibi küçülmüştü. Belli bir süre sonra artık karanlıkla yüz yüzeydik. Mehmet’e; “Geri dönelim, ışıkta kesildi, önümü bile göremiyorum.” Dediğimde, sessizliği bana, “Korkma, ilerle!..” diyordu.

Konuşmalarımız mağaranın içinde yankılanıyordu. Kendimi tıpkı ablamın bana her gece anlattığı masal dünyasında gibi hissediyordum. Korktuğumu arkadaşım Mehmet’e artık söylemiyordum, çünkü beni dinlemiyordu bile.. İlerledikçe korkumu da yenmeye başlamıştım. Sesimizden başka hiçbir şey duyulmuyordu. Başımızın üstünde uçuşan yarasalara da alışmıştık. İki adım önümde yürüyen Mehmet’i artık seçemiyordum. Onu sesiyle takip ediyordum. Mehmet’in bir ara durduğunu hissettim. Bende durdum. Mehmet;

“ Sağ ayağım boşta…” dediğinde, ona; “Artık ilerleme geri dönelim” sözlerini titrek çıkartmıştım. Bana;
“ Yerden bir taş bul”
“Ne taşı? ” dediğimde,
“Sen dediğimi yap, yerden bir taş bul” sözünü ikinci kez tekrar ettiğinde, el yordamıyla yerde taş aramaya başladım. Mehmet’e dokunmuyordum bile, geri gelerek uzun uğraştan sonra yerden bulduğum ve avuçlarımı kaplayan taşı Mehmet’e uzattım, onun boşlukta gezen elleri hemen hemen vücudumun her yerine dokunmuştu. Sonunda Mehmet taşı alıp, fırlattığında, uzun bir süre bekledik ve taşın buluştuğu yerden gelen “ fooooşşşşş!!!” sesinin kulağımızı tırmalayan yankısı bizi ürkütmüştü. Bir adım ötemiz uçurum ve yer altı sularıydı. Bu kez Mehmet’te sessizdi. Korktuğu her halinden belliydi… Seslendim, yanıt yoktu. Dilinin tutulduğunu düşünerek bir kez daha “Orda mısın?” dediğimde, kesik sesiyle; “Geri dönelim!” yanıtını duymak bile zordu. Hemen geri dönerek mağaradan nasıl çıktığımızı bilemedik. Rayların gizemli dünyasından sonra mağaralara da uzun bir süre giremedik… Ah maceraperest arkadaşım Mehmet, şimdi kim bilir yaşamın hangi dikenli yollarındasın…

Paylaş
Etiketler: ablamgeçmişin anılarımakinistokultarlalaryaramaz günlerYeraltı Mağarasındaki Gizem
Önceki Yazı

Arayanlara “Allah” Yeter! (II)

Sonraki Yazı

Halk Mizanı Elbet Kurulur Birgün!..

Ertuğrul ERDOĞAN

Ertuğrul ERDOĞAN

İlişkili Yazılar

Edebiyat

Miğfere Küçük Yumruk

14 Nisan 2022
5k
Ertuğrul ERDOĞAN

Nare

16 Şubat 2022
5k
Ertuğrul ERDOĞAN

Âdem İle Havva’nın Kemikleri Sızlamaz mı?

01 Şubat 2022
5k
Edebiyat

Âdem İli Havva’nın Kemikleri Sızlamaz mı?

20 Ocak 2022
5k
Sonraki Yazı

Halk Mizanı Elbet Kurulur Birgün!..

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Trendler
  • Yorumlar
  • En son
Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

22 Mart 2019
Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

24 Ocak 2016

Yok Saymak

28 Mart 2020

Yıldızname Baktırmak Günah mı…Günah…

09 Haziran 2022

Keltepen’in Taşları /Şu Akkuşun Gürgenleri

18 Nisan 2020

Düz Dara Yâr Düz Dara

23 Mayıs 2020

Tüketicilerin Süt Tozu Dilekçeleri!

97

Fethullah Gülen’e 19 Soru

72

Ayasofya Açılsın Zincirler Kırılsın

70

İslâm Dışı Bir Uygulama: Çocuk Sünneti…

45

Gıda Mühendislerinin Petek Ataman’a Çağrısı

40

Şarkı Sözü Alan Var mı?

39
Suskun Ve Sessiz

Kürsüde Az Ses, Çok Mana

30 Ocak 2026
Toplumsal Cinsel Problem

Toplumsal Cinsel Problem

30 Ocak 2026
Vatandaşın Alım Gücü Azaldı

Türkiye Yüzyılı

30 Ocak 2026
Ailenin Dönüşümü

Ailenin Dönüşümü

30 Ocak 2026
Gece Aforizmaları (l)

İstanbul Üçlemesi Dolmabahçe Sarayında

30 Ocak 2026
Gurbete Arzuhâl

Gurbete Arzuhâl

30 Ocak 2026

Köşe Yazarları

Türkiye Deprem Haritası

 

Ayın Sözü

Lütfen Duyarlı Olalım!

de, da vb. bağlaçlar ayrı yazılır.

Cümle bitişinde noktalama yapılır. Boşluk bırakılır, yeni cümleye büyük harfle başlanır.

Dilimiz kadar, edebiyatımıza da özen gösterelim.

Arşiv

Sosyal Medya’da Biz

  • Facebook
  • İnstagram
  • Twitter

Entelektüel Künyemiz!

Online Bilgi İletişim, Sanat ve Medya Hizmetleri, (ICAM | Information, Communication, Art and Media Network) Bilgiağı Yayın Grubu bileşeni YAZAR PORTAL, her gün yenilenen güncel yayınıyla birbirinden değerli köşe yazarlarının özgün makalelerini Türk ve dünya kültür mirasına sunmaktan gurur duyar.

Yazar Portal, günlük, çevrimiçi (interaktif) Köşe Yazarı Gazetesi, basın meslek ilkelerini ve genel yayın etik ilkelerini kabul eder.

Yayın Kurulu

Kent Akademisi Dergisi

Kent Akademisi | Kent Kültürü ve Yönetimi Dergisi
Urban Academy | Journal of Urban Culture and Management

Ayın Kitabı

Yazarımız, Sedayi ALTUN’dan,

“Bir Eğitim Yolcusu” adlı güzel bir eser. Yazarımızın eseri, yine bir yazarımız ve Karadeniz Şairler ve Yazarlar Derneği yönetim kurulu üyemizin sahibi olduğu Ateş Yayınlarından çıkmıştır. Kendilerini kutluyoruz.

Gazetemiz TİGAD Üyesidir

YAZAR PORTAL

JENAS

Journal of Environmental and Natural Search

Yayın Referans Lisansı

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.

Bilim & Teknoloji

Eğitim & Kültür

Genel Eğitim

Kişisel Gelişim

Çocuk Gelişimi

Anı & Günce

Spor

Kitap İncelemesi

Film & Sinema Eleştirisi

Gezi Yazısı

Öykü Tefrikaları

Roman Tefrikaları

Röportaj

Medya

Edebiyat & Sanat

Sağlık & Beslenme

Ekonomi & Finans

Siyaset & Politika

Genç Kalemler

Magazin

Şiir

Künye

Köşe Yazarları

Yazar Müracatı

Yazar Girişi

Yazar Olma Dilekçesi

Yayın İlkeleri

Yayın Grubumuz

Misyon

Logo

Reklam Tarifesi

Gizlilik Politikası

İletişim

E-Posta

Üye Ol

BİLGİ, İLETİŞİM, SANAT ve MEDYA HİZMETLERİ YAYIN GRUBU

 INFORMATION, COMMUNICATION, ART and MEDIA PUBLISHING GROUP

© ICAM Publishing

Gazetemiz www.yazarportal.com, (Yazarportal) basın meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Yazıların tüm hukuksal hakları yazarlarına aittir. Yazarlarımızın izni olmaksızın, yazılar, hiç bir yerde kaynak gösterilmeksizin kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz.

Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta

© 2008 - 2021 Yazar Portal | Türkiye Interaktif Köşe Yazarı Gazetesi

Yeniden Hoşgeldin

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Şifrenimi unuttun?

Parolanızı alın

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap